• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • Konya 11 °C
  • Son referandum anketinde 'Evet' rekora gidiyor
  • Saadet Partisi referandumdan umutlu!
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Hayır' Standına Sürpriz Ziyaret
  • Son referandum anketinde 'Evet' rekora gidiyor
  • Saadet Partisi referandumdan umutlu!
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Hayır' Standına Sürpriz Ziyaret

Muhammed’e Can Feda

Fahri Kubilay

Tarihin karanlık çağlarında insanoğlu karanlıklar içinde kalmış, önünü aydınlatacak ne bir ışık ne bir rehber vardı. Parası ve gücü olanın üstün olduğu bir dünya, soylu olanın sözü geçtiği bir zaman. Maddi olarak güçsüz olanlar köleleştirilip bir meta gibi alınıp satılır olmuş, kız çocukları diri diri toprağa gömülürken onların hangi suçtan dolayı gömüldüğünü soran yok. İnsanlar helvadan, taştan, ağaçtan yaptığı putlara ibadet eder olmuşlar ve tarih bir kurtarıcı,  bir yol gösterici bekliyor. Beklenen müjdeleyici ve yol gösterici, insanlığın son umudu, son peygamber Hz. Muhammed’in (sav) Allah’ın izniyle Mekke’de başlattığı özgürlük ve adalet çağrısı bugün dünyayı aydınlatmaya devam ediyor ve kıyamete kadar da devam edecektir. Çünkü Allah’ın vaadidir; biz biliyoruz ve iman ediyoruz ki Allah vaadinden asla dönmez. O dönemde haksızlığa, adaletsizliğe, şirke, fuhşiyata, batıla karşı kalbinde kin ve nefret besleyen, ezilen, horlanan, tüm insani değerleri elinden alınmış o mustaz’af insanlar hemen o çağrıya kulak verip Peygamber’in (sav) etrafında toplandılar. Tarihi kayıtlar o devrin adına Asr-ı Saadet dedi. Adı üstünde saadetti, mutluluktu, huzurdu, adaletti, hak ve hukuktu. Her insan sadece insan olarak değer görüyordu. Toplum arasında oluşmuş sınıf, renk, soy sop, köle, efendi farkı ortadan kalkıyordu. İşte o ashabı kiram üzerlerine taş konsa da, olamadık işkencelere maruz kalsalar da, Peygamber’e “anam babam sana feda olsun ey Allah’ın resulü” demiyorlar mıydı? Çünkü biliyorlardı ki tek kurtuluş ona ve onun getirdiği vahye iman etmekten geçiyordu. Tek kurtuluş Allah’a kulluktaydı. İnsanlık bunu anlamış ve görmüştü.  Mekke’de başlayan o tek kişilik özgürlük ve adalet savaşımı, karanlıklardan aydınlığa çıkma mücadelesi, coğrafyanın genişliği ve insan sayısı bakımından bugün dünyanın en büyük gücü ve topluluğu durumunda. Bu mücadelenin başladığı tarihten sonra tam 1426 yıl sonra birileri çıkıp sözde basın özgürlüğü adına o peygamberi, Allah’ın resulünü (sav) sipariş usulüyle  karikatürize etmekte, İslam ümmetini rencide etmeye kalkmaktadır. Dünyanın dört bir yanındaki Peygamber (sav) ümmeti peygamberlerine yapılan bu çirkin saldırıya içtenlikle ve samimiyetle, ümmet olma şuurunu gözeterek “Canımız sana feda olsun ey Allah’ın resulü, Muhammed  (SAV)’e can feda, ölürüz Muhammed (sav) için” şeklinde peygambere bağlılıklarını gösterdi.

20 yy’da Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren emperyalistler, Müslümanlar’ın kalbine hançer gibi sapladıkları İsrail devletini kurdurmuşlar ve 1948 yılında kurulan bu devlet ABD ve batının yardımıyla bölgede bir tümör gibi güya kendilerine yüklenen tarihi misyonu gerçekleştirme adına bir takım entrika ve oyunlarla bölgeyi kontrol altına almak istemektedir. Bu sebeple karikatür meselesinin arkasında İsrail’in olduğu her geçen gün biraz daha ortaya çıkmaktadır. İslam ümmetini tahrik ederek onların sabrını ölçmeye çalışan İsrail, bunu ABD ve batıyı da yanına alarak bir dünya savaşı çıkarıp gerçekleştirmek istediği büyük planları uygulama fırsatı bulacağını zannediyor. Bugün dünyanın dört bir yanında mazlum ve mustaz’af insanlar bu şebekelerin kurmuş olduğu tuzaklarla, oynamış olduğu oyunlarla, işkence ve zulme maruz kalmaktadır. Emperyalist güçlere karşı yürekleri yakıp kavuran bu zulüm, bir kin ve nefret haline dönüşmektedir. Bu nefret hem İsrail hem de onun dostlarını dize getirmeye yeter de artar bile, ama gel gör ki bölük ve pörçük bir şekildeyiz, aramıza giren fitne ateşi bizi yakıp kavuruyor, yine bize zarar veriyor. Enerji kaynakları, ekonomik güç, petrol gibi büyük bir gücün yanında Muhammed’e (sav) ümmet olma gibi büyük bir imkanı elinde bulunduran o peygamber (sav) ümmeti, değil Danimarka’yı ve batıyı, bütün dünyayı dize getirir. Yeter ki  o peygambere (sav) ümmet olabilmenin şuurunu yüreklerinde taşısınlar.

 

DAVET                                                                                                                                                   Ve nihayet Cumartesi Saat 13.00’te Eti Lojmanları girişinde buluşuyoruz. ‘Peygamber’e Saygı Yürüyüşü’ne sen de katıl’ sloganı ile tüm Seydişehirli hemşerilerimizi oraya bekliyoruz.   

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim