• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya 1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Müdafa-i Hukuk Hareketi Partisi

Ufuk Karadavut

Önümüzdeki yıl her ne kadar seçim yok dense de iktidar partisi de dahil bütün partiler anket yaptırmaya ve nabız yoklamaya başladılar. İllere geziler düzenliyorlar ve halkla birlikte olmanın telaşı içerisindeler. Pek çok uzman bu günkü yapı içerisinde seçmen için alternatif olabilecek bir siyasi partinin olmaması nedeniyle yapının küçük değişimlerle devam edebileceğini ifade etmektedir. Sol kesim solun nasıl bittiğini ve nasıl canlandırılabileceğini tartışırken, sağ kesim ise yaşadığı dağınıklığı nasıl toparlarız gayretinde. Bu dönemde kendilerini yeni ve alternatif hareket olarak çıkanlar da oluyor. Bunlardan en sonuncusu Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi Derneği’nin öncülüğünde  4 Aralık 2005 Pazar günü Ankara’da yaptıkları kongrede  ‘Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi’nin kurulması kararını almalarıdır.

Partinin andı olarak Mustafa Kemal’in ‘Gençliğe Hitabesi’ seçilmiş. Kurulacak yeni partinin amaçları arasında öne çıkan bazı noktalar ise şu şekilde: ‘Bütün nitelikleriyle cumhuriyetimizi, devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, dilimizi, bayrağımızı, milli marşımız olan ‘İstiklal Marşı’nı canımız, namusumuz ve şerefimiz pahasına korumak, Devletimizin ve yüce milletimizin bağımsızlığını, egemenliğini, özgürlüğünü, onur ve saygınlığını, Türk inkılabının bütün kazanımlarını, milletimizin haklarını ve hukukunu, her türlü şart ve durum altında korumak, geliştirmek, sonsuza kadar devamını sağlamak, Ana dilimiz olan Türkçe’yi geliştirip güçlendirmek, yaymak; toplumumuzda milli birliğimizi, bütünlüğümüzü bozacak her türlü dil, inanç, mezhep ve görüş ayrılıklarına karşı koymak; vatandaşlarımızın aynı tarihi kaderi paylaştıkları ve aynı kaderde birleştikleri gerçeğinden ayrılmamak.’

Kurulacak olan partimizin Türk siyasi hareketine etkinsin nasıl olacağı ve amaçlarını gerçekleştirmede ne kadar başarılı olacaklarını zaman bize elbette gösterecek. Ancak burada üzerinde durulması gereken bazı noktaların olduğunu düşünüyorum. Son yıllarda ülkenin içinde bulunduğu kötü gidişatın önüne geçebilmek ve insanları bilgilendirmek amacıyla Müdafaa-i Hukuk Hareketi gibi pek çok hareket gelişmeye başladı. Milli Güç Platformu, Vatansever Kuvvetler Birliği, Yeniden Kuvayı Milli Hareketi gibi. Bu tür oluşumlar tamamen Türk insanının doğasında var olan ülkesini ve milletini koruma ve kollama hareketinin bir sonucudur. Ülkenin gidişatını iyi görmeyen ve bir şeylerin yapılması gerektiğini düşünen insanların kurduğu bu oluşumlar gerçekten pek çok insanın hoşuna gidiyor. Attila İlhan’ın bahsettiği ‘Dip Dalgası’nın başladığını düşündürmekte ve insanlarımızı heyecanlandırmaktadır. Yazdıklarında, konuştuklarında her zaman bu ülkenin lehine olan konulara yer veriyorlar.

Bu tür hareketlerden ve oluşumlardan elbette özellikle ülkenin birliğini istemeyen iç ve dış güçler rahatsız olmaktadırlar. İstenmeyen hareketlerin önüne geçmek, engellemek eğer bunlar yapılamıyorsa sulandırmak istemişlerdir. İsteklerinin halen yoğunluğunu artırarak devam ettiğini ve edeceğini söyleyebiliriz. Bu tür oluşumları bu güne kadar kontrol etmek mümkün olmadı. Türkiye’nin hemen her ilinde, ilçesinde bu tür oluşumlar vardı. Çünkü, bu tür hareketler bireysel olarak gelişmişti. Birbirlerinden bağımsız olarak hareket ediyorlardı. En önemlisi belli bir hareket merkezleri yoktu. Milyonlarca insanı kontrol etmek mümkün olamayacağı için bu oluşumların birleştirilmesi gerekiyordu. Bunun için yoğun çalışmaların olduğunu aylar önce öğrenmiştik. Yeniçağ Gazetesi yazarı sayın Arslan Bulut bir yazısında ‘Dış güçler olası bir iç savaş ya da karışıklık durumunda kendilerine yakın milli kuvvetler oluşturmaya çalışıyor’ şeklinde uyarılarda bulunmuştu. Bu nedenle birleşme kararı verilirken oldukça dikkatli davranılmalı ve merkezin zaman içinde bozulması, bazı istenmeyen olaylara karıştırılarak halkın gözünde küçük düşürülmesi, dışlanması ile karşılaşılmasına engel olucu tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Benim düşüncem, bu tür birliktelikler için oldukça erken olduğudur. Bu oluşumlar birbirleriyle sıkı ilişkiler içine girerek toplantılar, seminerler, kongreler düzenleyebilmeliler. Görüş ve düşüncelerini halka anlatmalılar. Ancak hareketin kontrol edilmemesi ve daha başlangıçta zarar görmemesi için birleşme erken. Zaman içerisinde olgunlaşmış, kurumsallaşmış oluşumlar ihtiyaca göre birleşerek daha güçlü bir şekilde seslerini duyurabileceklerdir.

Karşımızdaki Türk düşmanları oldukça kuvvetli ve ellerinde ahlaki ya da gayri ahlaki ne varsa her yolu rahatlıkla kullanabiliyorlar. Onların temel düşüncesini Orient Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Udo Steinbach şu şekilde ifade ediyor ‘Sorun, Atatürk’ün paşa fermanıyla kurduğu, yarattığı yapay ürün olan Türk Devleti ve Türk ulusudur. Sorun, uyduruk, zorlama ve yapay Türk milletidir. Böyle bir millet yoktur.’ Karşımızdakilerin temel düşünceleri bunlar. Bunlara karşı mücadele edeceksiniz. Bu nedenle mutlaka çok dikkatli olmamız gerekiyor.

Unutmayalım, bizde güçlüyüz. Kur’an-ı Kerim’de ‘Üzülmeyin, gevşemeyin eğer inanıyorsanız en üstün sizlersiniz’ buyurulmaktadır. Gücümüzden asla korkmayalım.

Söylediklerimizin bir eleştiri olarak değil dikkate alınması gereken bir öneri olarak değerlendirilmesi faydalı olacaktır.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim