• BIST 89.695
  • Altın 145,930
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Konya 8 °C
  • Avrupa'da yaşayan gurbetçiler referandum için oy vermeye başladı
  • Ertem Şener'den Hakan Şükür'e Çok Sert Tepki: Buraya Hainler Bağlanamaz
  • Meteoroloji uyardı: Bu illerde yağış bekleniyor
  • Avrupa'da yaşayan gurbetçiler referandum için oy vermeye başladı
  • Ertem Şener'den Hakan Şükür'e Çok Sert Tepki: Buraya Hainler Bağlanamaz
  • Meteoroloji uyardı: Bu illerde yağış bekleniyor

Mirâcı Yaşatmak

Ali Akpınar

-Urûc devam ediyor-

 

Evet bu yazı bilinçli olarak Mirac gecesi geçtikten sonra yayınlanmak üzere hazırlandı. Bizde mübarek geceler, gece öncesi ve gece içerisinde yapılan hatırlatmalar ve ibadetlerle adeta geçiştirilir. Oysa bu mübarek gün ve geceler, hayatımızdın dönüm noktası olması gereken ve sürekli yaşatılması gereken kıymetli zamanlardır.

Bir hadiste iki günü birbirine eşit olan zarardadır buyurulmuştur. Buna göre Müslüman, zarar ziyandan kurtulmak için bu gününü dününden daha iyi, daha hayırlı, daha bereketli geçirmeye gayret etmelidir. Hadise göre yerinde saymak yok, geçen günün hayırları muhafaza edilecek, ama bununla kalınmayacak üzerine yeni şeyler konacaktır.

Müslüman iman bakımından yerinden saymayacak, imanını yenilemeye kuvvetlendirmeye devam edecek.

İlim bakımından yerinde saymayacak, ilmini artırmaya gayret edecek.

Ahlak bakımından yerinde saymayacak, ahlakını güzelleştirmeye devam edecek.

İnsanlar arası ilişkilerinde yerinde saymayacak, lehinde tanıklık yapacak dostlarını artırmaya gayret edecek.

Yine bir hadiste Mümin cennete girene kadar, hayır dinlemeye ve hayır işlemeye doymaz buyurulmuştur. O halde her zaman ve her mekanda hep hayrın adamı olmak müminin şiarı olmalıdır.

İşte bu meyanda mirâc gecesi de senenin bir gecesine sıkıştırılamayacak kadar büyük bir gecedir. Urûc yükselme ise, müslümanın hayatında urûc kesintisiz sürecektir. Nitekim Mirâc’ın hediyesi ve ruknü olan namaz, müslümanın tüm günlerini ve tüm ömrünü kuşatan bir eylemdir. Günün en az beş vaktinde namazla, mirac yaşatılmaktadır. Tabi ki bunu, keyfi yetince namaz kılanlar değil; namazı Allah ve Peygamberinin belirlediği şekilde beş vakit olarak kılanlar gerçekleştirecektir. Zira namaz, müminler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir ibadettir. (4/103) Ve namaz zorlu bir ibadettir, ama o Allah’a içten teslim olmuş samimi kullara zor ve ağır gelmez. (2/45)

Namazın sonunda okuduğumuz tahıyyat duasının bir mirâc hatırası olduğunu unutmamalıyız. Böylece her namazda miracı hatırlamalıyız. Zira bu dua Yüce Alla’ın huzuruna çıkan Hz. Peygamber ile Rabbi arasındaki diyalogu hatırlatır bize. Şöyle ki:

Ettehıyyatü… Dil ile, beden ile ve mal ile yapılan ibadetler Allah içindir, onları sana sunuyorum Rabbim!

Esselamü aleyk… Ey Nebî, selam sana, Allah’ın rahmet ve bereketi senin üzerine olsun.

Selam bize ve Allah’ın tüm Salih kullarının üzerine olsun.

Hayatımızdaki çok yönlü urûcların gerçekleşebilmesi için, öncelikle yükselme araçlarını iyi tespit etmemiz ve onların gereklerini yerine getirmemiz gerekmektedir.

Namazla işe başlamalıyız önce. Namaz kılanlarımızı daha iyi, daha bilinçli namaz namaz kılmak için gerekenleri yapmalı Arada sırada namaz kılanlarımız, tam olarak namaz kılmak için… Namaz kılmayanlarımız namazla tanışmak için… Çoluk çocuğumuzdan, yakın akraba ve çevremizdekilerden namazsızları namazla tanıştırmak için… Namaz rekoltesini yükseltmek için, namazı hayata taşımak için gayret etmeliyiz. Toplumu kasıp kavuran beynamazlık bereketsizliği ile mücadele demektir Mirac.

İkinci olarak Miracın durağı Mescid-i Aksayı hatırlamalı. Onunla beraber onun için ağlamalı. Onun ve çevresindeki müminlerin özgürlüğü için. Bu meyanda Kur’ân’ın onlarca ayetine konu olan Yahudi zihniyetini anlamaya çalışmalı ve ona karşı tavrımızı belirlemeliyiz. Yahudileşme ve onun uzantısı olan dünyevileşme temayüllerini tespit edip onlardan kurtulmaya gayret etmeliyiz. Tavrımız yalnızca Yahudiye değil, Yahudi ürünü olan her şeye olmalı. İçimize sirayet eden Yahudi virüslerine olmalı, onların hepsiyle sürekli mücade etmeliyiz.

Son olarak ümitlerin adeta tükendiği anlarda, imdata yetien İlahî kudret ve yardımı hatırlatmalı mirac olayı bize. Mekke’de bunaldığı için, ümitsizliğe düşmeden Habeşistan hicretlerinden sonra Taif hicretini deneyen, Taif’te taşlanıp tekrar Mekke’ye dönen Hz. Peygamberin, Mirac ile teselli edilişini, Mirac ile Medine’ye hazırlanışını, Mirac’la devlete hazırlanışını düşünmeliyiz. Yüce Rabbin, yeryüzü sana sırt çevirdiyse, gökyüzü var ey Nebî, dercesine onu semaların derinliklerine davet edip teselli edişi, bize güç vermeli, haz vermeli, hız vermeli, tevhid yolunda mücadele aşk şevk ve kararlılığımızı bilemelidir. Unutmayalım ki Mirac, bilenmek için, direnmek için, kuşanmak ve donamak için ötelere ve ümide yolculuktur ve mirac hep yaşamalıdır içimizde.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim