• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -6 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Milli ordu mu..

Ufuk Karadavut

Milli ordu mu NATO ordusu mu?

 

Her zaman dediğimiz gibi Türkiye değişiyor. Elbette değişirken yalnızca kendisi değil bütün kurum ve kuruluşları ile hızlı bir dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşümün nereye kadar gideceği ise aslında görülüyor ama olaylarım yanlış aksettirilmesi ve yandaş basının olayları saptırarak vermesi ya da hiç vermemesi nedeniyle her şey güllük gülistanlıkmış gibi gösteriliyor. Aslında ortamın hiçte öyle olmadığı açık ve net bir şekilde görülüyor. İşte dönüşen kurumlardan birisi de bizlerin “Peygamber Ocağı” olarak bildiği ve öyle nitelemekten de asla geri durmadığımız bir kurum olan “Türk Ordusu” dur. Ama Türk ordusunun dönüşerek Türk ordusu olmaktan çıkıp aslında bir NATO (North Atlantic Treaty Organization, Türkçesi ile Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı) askeri olduğunu bizlere vurguladılar. Vurguyu yapanda ordunun başında bulunan Genel Kurmay Başkanı oldu.

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, yaptığı açıklamada istenirse Kandile girilebileceğini ancak bunun için temel olarak 3 şartın yerine getirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun birinci şartının devlet içinde bir kararın olması gerektiğini ve ABD’nin buna razı olması gerektiğini vurgulamıştır. Yani Amerika Birleşik Devletleri izin verirse kandile girilebileceğini aksi halde girilemeyeceğini belirtmiştir. Yani bir NATO kararının gerektiğini belirtmişti. Oysa bilindiği gibi NATO “USANATO” olarak açıklanmaktadır. Amerika’nın yapmak istediklerini NATO aracılığıyla yaptırdığı bilinen bir gerçektir. ABD’nin iznini almak ve onların izni olmadan bir şey yapamamak acizliğin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Daha sonra Sayın Başbakan “kimseden izin almayız” şeklinde bir düzeltme yapsa da olayın üzerini örtmeye yetmedi. Biz burada Türk ordusunun aslında Milli bir ordu değil NATO’nun yada daha doğrusu USANATO’nun bir ordusu olduğu sonucunu çıkartmış bulunmaktayız.

Türkiye Türk savaş uçağının Suriye tarafından düşürülmesini gerekçe göstererek NATO’dan yardım istedi. Buna gerekçe olarak ta antlaşmanın ünlü 5'inci maddesini gerekçe gösterdi. Bu maddeye şu şekildedir; "Taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa BM Yasası'nın 51'inci Maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan taraf ya da taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır.” Ancak NATO üyeleri olayın Suriye hava sahasında olduğunu gerekçe göstererek yapılacak bir şeyin olmadığını ifade ettiler. Yani şunu dediler; Türk askerine ya da Türkiye’ye yapılan saldırı bizim için önemli değil. Ama Amerika ya da diğer NATO üyesi ülkelere bir saldırı olursa o zaman Türk askeri devreye girebilir dediler. Yani sizin ordunu bizim ordumuzdur. Ama bizim ordumuz yine bizim ordumuzdur. Anlayana bu bence yeterli. Ama anlamak istemeyene de ne diyecek ne de yapacak pekte bir şey kalmıyor.

Gerçi Türk uçağının düşürülmesi de tam netlik kazanmış değil. O uçağın Suriye hava sahasında ne yaptığı açıklanmıyor. İkincisi DSP Genel Başkanı Masum Türker, "Şu anda Laskiye limanında 2 Rus savaş gemisi ve 1 firkateyn var. Bunlardan 1 tanesinin hem radar hem füze donanımı gördüğü anda sineği bile algılayan hassasiyeti var. Çapanenko gemisi en ufak bir olayda hemen devreye girebiliyor. İlk olayın ortaya çıktığı an; siyaseti iç politikadan ayırarak baktığınız zaman Suriye 'üzgünüz' dedi. Başka bir kişi yapmışsa üzgünüz der. Türker, "Uçağımızı vuran gemi Amiral Çapanenko. Çünkü en donanımlı gemi bu" şeklinde yaptığı açıklama da işleri karıştırdı. Hatta sayın Başbakanın acil olarak Rusya Devlet başkanıyla görüşmesini de buna bağladılar.

Türkiye’de yerleşik olan 30 binin üzerinde Suriye vatandaşının geceleri Suriye’ye geçerek orada eylem yapmasına ve geri Türkiye topraklarına geçmesine ses çıkarılmıyor. Varsa yoksa Suriye. Ama bizler şehit vermeye devam ediyoruz. Hemen her gün şehitlerimiz geliyor. Suriye için tepki gösterenler Kuzey Irakta Barzani korumasında Türkiye’ye girip saldırıdan sonra tekrar Irak’a kaçanlar için bir şey söylemiyorlar. Saldırılardan sonra topraklarında PKK’yı barındıran Irak hükümetini suçlamak kimsenin aklına gelmiyor. Gelse bile yapılmıyor. Acaba neden diye sormadan edemiyoruz. Suriye konusunda ne hikmetse iktidar şahin kesiliyor. Bu ülke içindeki şiddet hareketlerine karşı “müdahalede bulunulmasını” istiyor. Ama iktidarın aklına nedense Irak’tan kaynaklanan şiddet hareketlerine ve yine buradan kaynaklanan terör eylemlerine müdahale etmek gelmiyor. Bizim için asıl sorun Irak tır. Suriye değil...

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim