• BIST 82.549
  • Altın 146,569
  • Dolar 3,7625
  • Euro 4,0173
  • Konya -3 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

Millet olmak

Ufuk Karadavut
İçinde bulunduğumuz şu son dönemde, milli tarih anlayışımızın aksine Anadolu’da yaşayan bazı insanların farklı soydan gelmiş bir topluluk varmış gibi ‘Anadoluculuk’ akımı başladı. Bu akımın sözcüleri, Anadolu’da yaşayan insanların aslında Türk olmadıkları ya da çok az bir kısmının Türk olduğu, büyük çoğunluğunun ise Anadolu da yaşamış eski medeniyetlerin torunları olduğu yönünde oldukça farklı fikirler ileri sürüyorlar. Anadolu’yu vatan yapan Türkler adeta yok sayılarak bu ülkenin aslında hiç Türkler’in olmadığı vurgulanmaya çalışılmaktadır. Sayın Remzi Oğuz Arık, bu tür iddialar için ‘Bazen bir vatanın üzerinde türlü tarihler katışmış olabilir. Bunların birbirleriyle çarpıştığı da olur. O toprakta bir çok medeniyetler, milletler gelmiş, iz bırakmış gitmiştir. Bunlar, tarihin ‘vatanlara tanıklık eden temel’ imtiyazını karışıklığa uğratmamalıdır. Dikkat edilirse görülür ki, bu tarihlerden bir kısmının dayandıkları belgeler şimdi arkeolojik değerden başka bir şey değildir. Bunlar ancak arkeolojinin konusu olabilirler, milletin ya da milletlerin değil’ der. Bu sözler özellikle Türkiye’nin bir mozaik olduğunu ifade eden kişilere ve ayrıca aslını inkara kalkışan kendini bilmez edepsizlere iyi bir cevap niteliğindedir. Milleti millet yapan temel bazı değerler vardır. Bunların başında dil gelmektedir. Vatan nasıl içimizin dışımızın emniyeti ise, dilde bütün bu emniyetin ve ahengin şuurudur. ‘Bu şuur yoksa insan için en güzel vatan sadece gurbettir.’ Millet kavramını dil birliği temelinde düşünmemiz gerekmektedir. Dil ile beraber ortak bir tarih, sağlam bir dini inanç, birlikte yaşanılan bir kültür, paylaşılan bir coğrafya ve sahip olunan bir tarih bizi millet yapar. İnanılan din, yaratılan bilim, tekniğe temel olan güç, milli kimlik ve o kimliği belirleyen maddi ve manevi değerler. Vatan yalnızca kuru bir toprak parçası değildir. Vatan, ona sahip olabilen, uğrunda ölebilen ve bunun şuurunda olanlarındır. İçinde bulunduğumuz şu dönemlerde milli tarih anlayışı ve vatan kavramının içini boşaltacak şekilde gelişmeler yaşanmaktadır. Özellikle dünyanın küreselleştiği, artık millet ve devlet kavramının bir şey ifade etmediği, milli kimlik taşımanın gereksiz olduğu artık tüm insanların ‘dünya vatandaşı’ oldukları vurgulanıyor. Buna insanlar alıştırılıyor. Yapılan reklamlar, tanıtımlar, konuşmaların hemen hepsi bu düşünceleri içeriyor. Son zamanlarda televizyonlara çıkan kişilere dikkat ederseniz, hepsi belli bir görüşü insanlarımıza zorla vermeye çalışıyorlar. Türkiye’deki insanların asıl dini ve milli değerlerini, düşüncelerini yok sayarak Türkiye’deki tek, gerçek ve doğru olan düşüncenin kendilerininki olduğunu ısrarla vurguluyorlar. En son yaşadığımız ve halkın yoğun tepkisi nedeniyle ertelenen, Boğaziçi Üniversitesi’nce düzenlenen ‘Ermeni konferansı’ başka hangi düşünce ile açıklanabilir? Doğum kontrol çalışmaları ağırlıklı olarak Orta Anadolu ve Batı Anadolu’da yapılıyor. Doğu ve Güneydoğu illerinde neden bunun üzerine gidilmiyor? Eskiden var olmuş, ancak şimdilerde kaybolmuş olan eski kültürlere ait eserler bir bir ortaya çıkarılarak yenilenirken, sahip olduğumuz tarihi değeri çok büyük olan eserler ise yok olmaya terk ediliyor. Tarihimizin temel taşlarını kendi ellerimizle ve göz göre göre kaybediyoruz. Bunun kimse farkında değil. Binlerce yıl önce Anadolu’da yaşayan bazı topluluklar, tarihi eserlerini gün yüzüne çıkararak bu topraklarda yaşadıklarını söyleyerek hak iddia ederlerken, asıl sahipleri olan bizler tarihi tanıklarımızı yok ederek aslında kendimizi inkara kalkışıyoruz. Bu eserleri yok etmenin kendi tarihimizi, kültürümüzü ve inancımızı yok etmekle aynı şey olduğunun farkında değiliz. Milleti millet yapan değerleri yok etmek ya da görmezden gelinerek özellikle yeni yetişen neslin bu tür duygulardan mahrum bırakılması amaçlanmaktadır. Böylece insanların millet düşüncesinden tamamen soyutlanması kolaylaşmaktadır. Milletini seven, onun örnek millet olması için elinden gelen her şeyi yapan insanların varlığına ve kaliteli çokluğuna ihtiyacımız var. Milleti sevmek, vatanı sevmek, İslam gibi mükemmel bir dinin mensubu bir Türk olmak veya olabilmek. Bütün bunları sıralarken, bu toprakların sahibi olduğumuzu, ebed-müddet sahibi olarak kalacağımızı söyleyebilmek için, bir düşünce fırtınası estirmemiz gerekiyor. Bunu yapmak zorundayız. İnsanları bu konuda heveslendirerek ellerinden geleni yapmaları, akıllarında olan her türlü düşünceyi açıkça ifade ederek yani açılımlar ile bilinçli olarak yapılan bütün olumsuzlukların önüne set çekebilmemiz gerekiyor..
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim