• BIST 109.156
  • Altın 153,061
  • Dolar 3,8203
  • Euro 4,5092
  • Konya 8 °C
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!

Millet konuştu! Herkes sus pus oldu…

Fahri Kubilay

Dedik bu milletle oynanmaz, bu milletin değerlerine hakaret etmeyin, bu milletin tokadı sert olur.

Birinde 1.5 milyon, diğerinde 2 milyon, İzmir’dekinde de 3 milyon insan toplanmıştı güya.

“Saysana bak Tayyip” diye akılları sıra dalga geçiyorlardı. Cumhurbaşkanlığı krizi, seçim süreci, kampanyalar bu senaryoya göre şekillenmedi mi?

“Demokrasi mi, rejim mi?”, “milletin tercihi mi, sistemin temel hassasiyetleri mi?”, “geniş kitlelerin beklentileri mi belirli kesimin öncelikleri mi?” gibi keskin bir ayırıma dayanıp kalmadık mı?

CHP lideri Deniz Baykal'ın; “Eğer Anayasa Mahkemesi 367'ye gerek yok kararı alırsa bu Türkiye'yi çok tehlikeli bir noktaya götürecektir” sözleri ne anlama geliyordu? Ya da “Cumhurbaşkanını halk seçemez” mealindeki sözleri?

“Bu kadar demokrasi Türkiye'ye fazla, bunlar demokrasiyi istismar ediyor” demek milletin hafızasında nasıl yer edindi acaba? Bu düşünceyi paylaşanlar milleti aptal yerine koymuş olmadılar mı? 

İşte seçim sonucu aptal yerine konulanların verdiği cevaptan başka bir şey değil.

Şimdi; bu kampanyaya destek veren siyasi partilerin, liderlerin, tarafların nasıl kaybettiğine dikkatle bakalım.

Kaybedenlerin neden kaybettiğini, kazananların neden kazandığını, sandığa gidenlerin kime ne tür uyarılar yaptığını, kimlere hangi sorumlulukları yüklediğini iyi algılayalım.

Bu sonuçlardan herkes kendi payına düşen dersi almak zorunda.

Partiler dar iktidar hesapları yerine Türkiye'yi düşünmeyi, milleti horlamamayı, değerlerini küçümsememeyi, hassasiyetlerine saygı duymayı, tercihlerini ciddiye almayı öğrenmek zorunda.

Kavga ve gerilim istemeyen, barış ve refahı önceleyen, Türkiye'nin en hassas ve kırılgan döneminde derin ferasetiyle herkese yol gösteren, kendine yol göstermesi gerekenleri de uyaran, Edirne’den Hakkâri’ye kadar ortak değerleri öne çıkaran, ayrışma yerine birlikteliği önemseyen bir Türkiye'nin var olması hepimiz için bir umuttur.

Bu umudu hep birlikte korumak ve beslemekten başka bir seçeneğimiz yok.

Sonuçta halk şu mesajı verdi:

Durmak yok yola devam diyen AK Parti’ye iyi işler yaptınız, ‘ daha fazla demokrasi’, ‘ daha fazla özgürlük’, ‘daha fazla refah’ ve ‘ daha fazla iş’ taleplerini de yenilediler. Daha iyisi için yeni bir kredi açtık...

CHP’ye kırmızı ışık yakarak sen dur bakalım.

MHP’ye de yeni dönemin aktörlerinden olma rolünü vermiştir.

Sonuç olarak şunu diyebiliriz. Millet konuştu herkes sus pus oldu. Yeni dönem tüm Türkiye’ye hayırlı olsun.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim