• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -7 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Meydan Konuşmaları

Ufuk Karadavut

Seçim yaklaştı ve yaklaştıkça da ortalık karışmaya başladı. Aklı başında olan herkes bunun hayra alamet olmadığının farkında ama farkında olanların sayısı ise oldukça az. Olaylar derken yalnızca sokak olayları olarak değerlendirmeyin. Benim amacım politikacıların artık gerçek anlamda siyaset yapmaktan ziyade kimseye bir fayda sağlamayacağı bilindiği halde gereksiz tartışmalara girmeleridir. Seçimin doğru dürüst bir belirleyicisi bulunmuyor. Sadece şu şunu dedi, bu bunu dedi. Olay bu. Evet, olabilir birileri bir şeyler söylüyor olabilir. Ama söylenen sözlerin arka planının çok iyi incelenmesi gereklidir. Konuşmalara dikkat ederseniz içerik olarak hiçbir şey yok. İçi boş ama oldukça süslü bir sürü söz dizisi. Bu söz dizileri kimsenin karnını doyurmuyor. Yani birinin bir diğerine bağırıp çağırması, onu aşağılaması veya bir başkasını yüceltmesi benim için bir şey ifade etmiyor. Aslına bakarsanız bu toplumda yaşayan büyük çoğunluk için bir şey ifade etmemesi gereklidir. Boş ama süslü sözleri duydukça insanların gülerek “hadi oradan” demesi gerekir. Gidin bizleri rahatsız etmeyin. Bunlar olması gerekenler. Bu ülkede olması gerekenler hiç olmadığı için bu da olmuyor. Halk politikacılarımızın elinde oyuncak oluyor. Peki, neden oyuncak oluyorlar? Asıl cevaplanması gereken soru budur. Meydanlarda toplanan kalabalıklara, partilerin aldıkları oylara bakarsak insanların ciddi anlamda siyasetçilerin etkisinde kaldıkları ve bu insanları destekledikleri görülmektedir.  Peki, neden destekliyor diye düşünebilirsiniz. Şunu iyi bilin ki büyük bir kesim neden desteklediğini alsında bilmiyor. Biraz kara düzen destekliyorlar. Hani nasıl takım tutulursa aynı şekilde devam ediyor.

            Meydanlar sürekli olarak doluyor. Hangi partinin açık hava toplantısına bakarsanız bakın hepsi kalabalık. Politikacılar baş tarafta bağırıp çağırıyorlar. Elbette bağırıp çağırmalar çok etkili olmuyor. Eskiden bu çok önemliymiş. Televizyon yok, radyo yok ve gazete sayısı ise oldukça sınırlı. Bu şartlar altında politika yapmak daha kolaymış. Ama şimdi öyle değil. Her dönemde iktidarlar kendilerine bağlı medyayı güçlendirerek işe başlıyorlar. Bu sayede dışarıdan gelebilecek tepkileri en aza indirmeye çalışıyorlar. Ayrıca yapılan çalışmaların ne kadar doğru olduğunu belirtmek içinde yanlı medya kullanılıyor. Elbette bu söylediğimiz yaşanan, olması gereken değil.

            “Türkiye Cumhuriyeti büyük bir ülke” bunun her zaman söyleriz. Büyüklüğümüzden şimdilerde gerçi pek bir şey kalmadı ama yinede atalarımızdan kalan mirasla geçinmeye devam ediyoruz. Ne zamana kadar böyle gideriz bilemem ama fazla gitmeyeceği ortada. Büyük ülkenin büyük sorunları olur diyerek kendimizi kandırıp duruyoruz. Ancak sorunların çözümünü ise kendimizden çok dışarılarda arıyoruz. Politikacıların çözüldü dediği şeyler belli bir zaman sonra daha büyük bir bela olarak bize dönüyor. Bunu bilmemize rağmen yine de sesimiz çıkmıyor. Yığınla sorunumuz var çözüm bekleyen. Ülkemiz baştan başa çözümsüzlükler beldesi haline gelmiş durumda!.. Her gün ekonomik, siyasal, sosyal, çevre ve sağlıkla ilgili o kadar sorunla yüzleşmekteyiz ki... Artık yetişemez oluyoruz.  Sorunları gündeme getirmeye çalışsak bile karşımızda sorun çözecek muhatabımız olmuyor. Duyarsızlık sınır tanımıyor. Gündem o kadar hızlı değişiyor ya da değiştiriliyor ki, konuların birinin üzerine fazla gidemiyorsunuz. Zaten bir süre sonra gitseniz de bir anlam ifade etmez oluyor. Yapılan yanlışlar, görülen eksiklikler olmasına rağmen iktidar yanlısı basın bunları görmezken, muhalif basın bunları anlattıkça anlatıyor. Somut bir örnek vermek gerekirse, 2001 yılı içerisinde televizyonlarda aç insanlar ve pazardan çöp toplayarak karınlarını doyurmaya çalışan insanlar gösterilirdi. Her akşam bu yapılır ve insanlar duygusal yönden sömürülürdü. Ama 2002 yılından sonra bu görüntüler bıçak gibi kesildi. Sanki bir anda her şey düzelmiş gibi oldu. Gerçekten düzeldi mi bilmiyorum. İnşallah düzelmiştir.

Elbette halkın duyarsızlaştırılmasında basın çok büyük rol alıyor.           Bu kadar sorun olmasına rağmen halkın gündemi ne? Halkın gündemi yok. Halk, magazin kültürünün yaşanması ve yaşatılmasına dayalı propaganda altında bırakılıyor. Bu halkında hoşuna gittiği için şikâyetçi olan olmuyor. Gerçi olsa da kimsenin umurunda değil. Sorunlardan kaçarak bir yere varmamız imkânsız. Bu yaşanılacak bir gerçek.

Bu konuya nerden geldik derseniz hemen cevaplayayım. Meydanlarda yapılan konuşmalarda ne ekonomik sorunlar, ne açlık, ne susuzluk, ne fakirlik hiçbir sorunun nasıl çözüleceği konuşulmuyor. Sadece şu kişi bunu dedi, bu kişi bunu yaptı ya da yapmadı gibi gereksiz sözler söyleniyor. Meydanlarda Ahmet’in Mehmet’e kızılması halkı memnun ediyor. Bu onların karnını doyurmuyor. Onların işsiz kalmasına engel olmuyor ama memnunlar. Son olarak şunu söyleyebilirim; Vurdumduymazlık kültürünü yaşıyoruz. Bütün eleştiriler ve uyarılar vız gelip tırıs gitmekte...   Deve kuşu misali kuma gömdükleri kafalarını hiçbir şey etkilemiyor... Ama inanıyorum ki bu ülkenin duyarlı insanları vardır ve olan biteni görüyorlardır.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim