• BIST 107.206
  • Altın 142,794
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Konya 32 °C
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!

Mevlid Kandili bidat mi?

Ali Akpınar

Telefonuma mesajlar geliyor hem de ilahiyat hocalarından yılbaşı kutlamasına ve mevlid kandili kutlamasına dair. Öte yandan bir öğrencimiz telefonla sorar, hocam mevlid gecesi kutlamak bidat mi, İlahiyatçı bir hocamız öyle diyor diye.

Şimdi bir taraftan SMS-email ile birbirlerine kandil mesajları gönderen ilahiyatçılar var, bir tarafta da bunun bidat olduğunu söyleyen ilahiyatçılar var! Hangisi doğru. İnsanımızın doğru bilgi ile buluşması için, önce ilahiyatçıların zihinleri duru ve net olmalı.

Mevlid gecesi kutlamak bidat midir? Önce bidat nedir, sorusunu cevaplayalım. Bidat, Peygamberimiz zamanında olmadığı halde sonradan ortaya çıkarılan ve İslam’ın ruhuna aykırı olan şeyin adıdır.

Mevlid gecesi kutlamalarında ne yapılıyor: Müslümanlar camilerde yahut salonlarda toplanıyor ve peygamberimiz hakkında yazılmış bir şiir olan mevlidi okuyup dinliyorlar, Kur’ân-ı Kerim okuyorlar, peygamberimizle ilgili sohbetler dinliyorlar, dua ediyorlar. Peki, bu yapılanlarda İslamî olmayan bir şey var mı? Yok. Bunların hepsi dinde yeri olan şeyler. Burada asıl karşı çıkılması gereken, Peygamberi anmayı, senede bir kere birkaç saatlik programlara indirgemektir. Zira O, her zaman anılmalı. Yine eleştirilebilecek bir başka konu, bu vesileyle okunan Mevlidin, Kur’ân’ın önüne geçirilmesi, olmazsa olmaz hale getirilmesi, yahut anlaşılmadan bir musiki parçası gibi okunup dinlenmesidir. Aksi takdirde bir şiir olarak ve doğru bir şekilde anlaşılarak okunursa bir problem görülmüyor. Zira Peygamberimizin zamanında da şairler vardı, şiirler okunurdu. Hatta Peygamberimizin şairleri vardı ve O, söylediği şiirleri sebebiyle onları takdir ve taltif ederdi. Peygamberimizin Medine’ye gelişinde Talaa’l-bedrü aleynâ diye başlayan şiirlerle karşılanmıştı.

Bugün Peygamberimiz zamanında tam karşılığı olmadığı halde olan pek çok şey vardır. Bunların hepsine bidat diye karşı çıkarsak, için içinden çıkılamaz. Sözgelimi, Saadet Çağında minare yoktu, kubbeli-görkemli camiler yoktu. Namazdan sonra toplu tesbihat ve dualar yoktu. İnsanlara günlük şu kadar ezkar ve evrad tavsiye eden tarikatlar yoktu.  

Bu sayılanların arasında dinin ruhuna aykırı olan bir şey var mı, yok. Bunlardan biri, dinin herhangi bir rüknünü ortadan kaldırıyor mu, hayır. O halde bunlara bidat demek doğru değildir. Mevlid Kandili, Kutlu Doğum kutlamaları, peygamberimizin gündeme gelmesine, O’nun değişik yönleriyle anlaşılmasına vesile olmaktadır. Bu etkinliklere bidat diye karşı çıkma yerine, bunların içini doldurmak için gayret etmek en doğrusudur. Nasıl ki Peygamberimiz, her kesimden insanlara hakikatleri ulaştırmak için, her fırsatı değerlendiriyor, panayır panayır, ev ev, adam adama geziyor ve konuşuyordu, tıpkı bunun gibi, meşru her fırsat dinin anlatılması için değerlendirilmelidir.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Murat
08 Ocak 2015 Perşembe 11:44
11:44
Mevlit kandili vb kutlamaların dinin ruhuna aykırı olmadığını söylemişsiniz. Tabi ki Peygamberimizi anlamak için yapılan programlara karşı değiliz. Ancak, şefaat beklentisi içine girerek Peygambere karşı yapılan sevgi ve saygı gösterileri bırakın dinin ruhuna aykırı olmayı dinin temeline aykırıdır. İnsanların çoğu bu niyeti taşıyor. Geçen bir Mevlevist'e sordum. Siz dedim okuduğunuz mevlidin ve Kuran'ın sevabını Peygamber'in ruhuna gönderiyorsunuz, Peygamber'in sizin göndereceğiniz sevaba mı ihtiyacı var? Verdiği cevap şuydu. Onun bizim göndereceğimiz sevaba ihtiyacı yok ama bizim gönderdiğimizi görünce "benim ihtiyacım yok" deyip üzerine kat kat sevap ekleyip bize geri gönderiyor. İnanç bu. Bunu Sunni'yim diyen çoğu insan yapıyor. Peygamberle sevap ticareti yapıyorlar. İkinci bir husus burdaki asıl beklenti ahirette Peygamber'in kendilerine şefaat edeceği beklentisi. Yani Peygamberi ne kadar çok memnun edersek bize o kadar şefaat eder inancı! Bu şirktir. Ahirette Allah'ın huzurunda siz kurtuluş için başkalarının gözüne bakmayı düşünüyorsanız şirke düşmüşsünüz demektir. Allah'ın yanında başka kurtarıcılar düşünüyorsanız haliniz harap demektir. İşte sizin "dinin ruhuna aykırı" olmadığını düşündüğünüz şeylerin temelindeki asıl inançlar bunlar. Zaten yazınızda ne güzel söylemişsiniz "şu yoktu bu yoktu" diye. Saydığınız şeylerin olmaması normal çünkü dinden değiller. Şimdi bir tarikatın şeyhi size günde ne kadar ne ibadeti yapmanız gerektiğini söyleyecek ve yaparken de beni düşün rabıta yap diyecek! Peki dininizin sahibi kim oluyor bu durumda? Biraz daha ciddi düşünüp dikkatli olmak gerekiyor.
88.255.225.19
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim