• BIST 104.918
  • Altın 147,025
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • Konya 27 °C
  • Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne savunma yaptı
  • Ahmet Turan Alkan savunma yaptı: Bildiğim olsa itiraf ederim
  • Personeline elden ücret veren işveren yandı
  • Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne savunma yaptı
  • Ahmet Turan Alkan savunma yaptı: Bildiğim olsa itiraf ederim
  • Personeline elden ücret veren işveren yandı

Memleket 14 yaşında...

Adem Alemdar

Daha dün gibi o ilk sayıyı elimize aldığımız gün...

13 Eylül 2004 Pazartesi "Konya için yürek yüreğe" başlığıyla...

13 yıl geride kaldı, 14. yaşımızı kutluyoruz bugün; çalışanlarımızla, yazarlarımızla, dostlarımızla, okurlarımızla, müşterilerimizle...

4.574. sayıya ulaşmışız, 1, 2, 3 derken...

O ilk gün büyük oğlum Erkam da ilkokula başlamıştı, şimdi üniversitede ikinci yılı. Ne kadar hızlı geçmiş geriye bakınca zaman. Oysa yaşarken hiç hızlı değildi, ne çok hatıra birikti. Hiç unutamam, logomuzdaki 'Günlük Yerli Gazete' sloganını okuyan Ulusalcılar çıkagelmişti bir gün, 'nihayet bizim de bir gazetemiz oldu' diye. Yerli kelimesinden esinlenerek gelmişlerdi, ama çay içerken anlamışlardı işin aslını...

Çoğu asker emeklisi, Atatürkçü, Türkçü, laik, Batı tarzı yaşamı savunan, Araplara kökten karşı, İslam'ın bizi geri götürdüğüne yürekten inanan, güya bağımsız Türkiye sevdalısıydılar! 70 yaşını çoktan geçmişlerdi, ama günlük ham traşa devam ediyorlardı. Ağzımız alışkın çok şükür, sürekli  inşaallah, maşallah dememizden işkillendiler ilkin. Netice itibariyle bizim kendileri gibi olmadığımızı kısa zamanda anlamışlardı. Ne onlar bozuntuya verdi, ne de biz...

Memleket, ilk sayısından itibaren 'tek vatan, tek devlet, tek bayrak, tek millet' ülküsünü savuna gelmiştir. Manevi değerlere bağlı, dine ters olmayan örf ve adetleri benimsemiş, mazlumun yanında, zalimin karşısında, davasının peşinde olmuştur. Lafta değil gerçekte bağımsız bir Türkiye ideali peşinde koşanların gür sesi, hainlerin, namussuzların, teröristlerin, hırsızların korktuğu yayınlarıyla kendi çapında bugünlere gelmiştir...

...

Günümüzde elinde akıllı telefonu olan herkes gazetecilik yapar hale gelmiştir. Sosyal medya üzerinden isteyen istediği haberi, fotoğrafı ya da yorumu paylaşabilmektedir. Öyle ki kimi sosyal medya fenomenlerinin takipçi sayısı bazı gazetelerin okur sayısını geçmiştir. Profesyonel olarak ekmek parasını gazetecilikten kazananların sayısı da bu sebeple gün geçtikçe azalmakta, haber kaynağı bakımından çeşitlilik yok olmaktadır.

Teknolojik değişim bu hızla giderse, kağıda basılı gazeteler 3-5 seneye kadar yayınlarına son vermek zorunda kalabileceklerdir.

İnternet medyası ise başı da sonu da belli olmayan, algı operasyonlarına olabildiğince açık ve çok hızlı bir mecradır. Beş dakikada herhangi bir konuyu tüm dünyaya duyurup milyonları peşine takabilecek bir aygıttan söz ediyorum. Şimdilik çok icap ederse şalterleri indirebilirsiniz, ancak bir zaman sonra tamamen kontrolden çıkacak gibi duruyor. Düşünebiliyor musunuz, facebook'un sahibi internet üzerinden bir spekülasyon yapsa bir kaç saniyede dünyanın seyri değişir...

Sanıyor musunuz ki facebook, twitter, instagram gibi pek çok sosyal medya mecrası kendiliğinden doğal olarak ortaya çıktı ve üç, dört zeki çocuk kurup büyüttü ve zengin oldu. Bu sava inanmamızı istiyorlar! Oysa bir gizli el bu çocukların üzerinden dünyayı avucunun içine almış vaziyette. Köydeki amcamın oğlu tarlasından, bir diğeri iş yerinden ha bire paylaşım yapıyorken aslında neyi var neyi yok her şeyini dolduruyor oraya. Milyarlarca resim ve bilgi bilmediğimiz bi yerlerde elekten geçirilip toplanıyor oysa...

...

Dedem ilk radyoyu gördüğünde, "bunun bir de resimlisi çıkacağımış daha" diye hayretle soralı 60 sene oldu. O göremedi, ama resimli radyolar her evin en önemli eşyası haline geldi... 20. yüzyıl insanlık için; savaşlar, katliamlar, yıkılışlar, kuruluşlar kadar son derece önemli buluşlarla dolu dolu geçti. Seri ateşli silahlar, ilk uçak, ilk telefon, ilk internet, uzay, galaksi derken... Milenyuma çılgınca eğlenerek girdi dünyanın bir yarısı, diğer yarısı karanlıkta bir tas su, bir dilim ekmek diye inlerken...

21. yüzyıl ise daha başlarken değiştirdi kökten her şeyi...

Vicdan, hak, adalet, eşitlik... Kısaca insanlık diye bir kaygının olmadığı, varsa yoksa para ve kazanma hırsıyla dolu vampirler sofrası. Kıyametin yaklaştığını söylemekte bir beis görmüyorum. Dünya, son düzlükte yolun sonuna doğru giderken biz de imtihanda son anlara giriyoruz...

Bir zaman sonra gazeteler ne vaziyette olur, gazeteciler neyle geçinirler bilemiyorum, bildiğim Memleket'in son ana kadar okurlarıyla buluşmaya; gazetecilik yapmaya kararlı olduğudur.

14. yaş günümüz vesilesiyle; bize bu günleri gösteren Cenab-ı Allah'a sonsuz şükreder, siz okurlarımıza, el emeği, göz nuru döken çalışanlarımıza, değerli yazarlarımıza ve dostlarımıza şükranlarımı sunarım. Nice yaş günlerinde birlikte olmak temennisiyle...

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mevlüt Mülayim
13 Eylül 2017 Çarşamba 15:16
15:16
Sayın Adem Bey, Nice uzun yıllar Türk ve Konya basınına hizmet etmeniz dileklerimle Yüce Mevlam başarılarınızı daim eylesin. Selamlar. Prof. Dr. Mevlüt Mülayim.
88.241.47.116
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim