• BIST 97.717
  • Altın 144,131
  • Dolar 3,5713
  • Euro 3,9962
  • Konya 15 °C
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...

MAYIS AYINDA DEFTERİME DÜŞTÜĞÜM NOTLAR

Seyit Küçükbezirci

Biliyor musunuz; bir sürü defterim var. Onlarca… Sayılarını inanın bilmem.

Rüyalarımı yazdığım defterlerim var; özel günlerde gelen mesajları topladığım “Mesaj defterim” var.

Okurken, dinlerken, seyrederken “Söylenmemişi söyleyen” cümleleri hiç kaçırmam. Sigara paketi, peçete; ne bulursam yazarım. Sonra da “temize” çekerim.

“Berceste Defterlerim” var. Biliyorsunuz, “Berceste” seçilmiş mısraların toplandığı defterdir.

YAZAR-OKUR HISIMLIĞI; “GIYABİ YAKINLIĞI”

“Bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü” misali; bu anlatı da nereden çıktı? Dediğinizi duyar gibiyim.

Efendime anlatayım:

-Yazar, okurları için yazar. Duyguları, düşünceleri, sezgileri, analizleri, sentezleri hep okurları içindir. Söyleyecek sözünüz varsa yazarsınız.

Uzun süreler yazmışsanız, yazarlığı bir yaşam biçimi saymışsanız; üç beş yıl sonra okurlarınızla bir “hısım”lık başlar. Sevgi doğar, saygı doğar, güven doğar aranızda. Bir “ünsiyet” olmuştur; farkında olunmadan. Artık yazarınızla bir “gıyabi yakınlığınız” vardır.

Belki biliyorsunuz, elli beş yıldır yazıyorum. Memleket Gazetesi’nde de üçüncü yılımdayım. Biraz düşünürseniz, siz de kabul edersiniz, “gıyabi yakınlığımızı”.

Geçen hafta düşündüm. “Mademki bir hısımlığımız, mademki bir gıyabi yakınlığımız oluştu birbirimize açılabiliriz” dedim. “Defterlerim”; size açmaya karar verdim.

“Mayıs Ayı Defterim”den bölümler sunuyorum. Değer verdiğim cümleleri, değer verdiğim mısraları; etkilendiğim söylemleri, unutmak istemediklerimi paylaşıyorum, bu bölümde. Belki sizi de etkiler not edersiniz.

Buyurun lütfen.

“MAYIS AYI DEFTERİM”DEN

“Muhibbi, sadığı yeğdir, kişinin akrabasından

Padişah olsan da derler “Er kişi niyetine”

-Muhibbi/Kanuni Sultan Süleyman

*

“Herkesin bildiği, ama bildiğini bilmediği şeylerden söz etmektir yazarlık”

-Orhan Pamuk

*

“Başını daşdan daşa urup gezer avare su”

-Fuzuli/Su kasidesinden

*

“Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince

Günler şu heyulayı da ergeç silecektir

Rahmetle anılmak. Ebediyet budur,

Amma,

Sessiz yaşadım, kim, beni nerden bilecektir?”

-Mehmet Akif

*

 “Kapitalizmle “Sahici İslam” bir araya gelmez.”

-Alev Alatlı.

*

 “Üretimde dahliniz (katkı, rol emek)olmayan şeyi tüketemezsiniz,”

-Alev Alatlı

*

 “Kötülüğün gözünün içine bakabilmek lazım.”

-Alev Alatlı

*

 “Leonardo, seksen küsür yaşında bir oto-portresini yapar. Uzun sakallı meyus ihtiyarın karakalem çiziminin altına “Leonardo mio” yazar. Anlamı şöyle:-Neden bu kadar çabaladın ki?”

*

 “Son ağaç kesildiğinde, soy hayvan öldüğünde, sular kirlendiğinde paranın yenecek bir şey olmadığını anlayacaksınız.

-Kızılderili Reisi Seatle.

*

“Zaman geçince “hiçbir şey” olduğunu anlıyor insan.”

*

“Yalnız yaşamaktan kaliteli fukaralığı doğar”

*

“Derdime derman bulamam. Aşktan elaman.”

*

“Hasan Dağı tüm arpalık; eğer saban yürürse

Her köylüden bir tavuk; eğer köylü verirse

Bu iş işi iş; eğer sonu gelirse.”

*

“Türküler bu toprakların tüm hallerini anlatır. Ne zaman bir türkü duysam şairliğimden utanırım.”

-Bedri Rahmi Eyüboğlu.

 

 

60 YIL ÖNCEKİ TRAFİKÇİLERDEN BÜGÜNKÜ TRAFİKÇİLERE

-Sevgili okurlarım; ey cemaat;

Yukarıda resmini sunduğum arkadaşlarımla ben, şimdi yerinde yeller esen Akif Paşa İlkokulu’nun “trafik polisleri”ydik, 60 yıl önce. Zil hemen çalınca, beyaz trafik polisi kemerlerimizi önlüğümüzün üstüne takar, okul kapılarının önünden geçen cadde ve sokaklarda yerimizi alır, arkadaşlarımızın sağlıklı geçişlerini sağlardık.

Geçen gün, altmış yıl sonra, Karma Ortaokulu’nun önünde, okul dağılırken, ellerinde “Dur” levhaları olan öğrenciler durdurdu beni. Yüzlerinde öyle bir ciddiyet vardı ki, uymamak mümkün değil.

Öyle hoş oldum, öyle sevindim ki; “dur” diyen öğrenci altmış yıl önceki “ben”di. Onlarca araç “zınk” diye durmuştuk, “Geç” işaretini bekliyorduk.

“Eğitim budur” işte. “Eğitim”i ıskalayıp “öğretim”i her şey sanmanın faturalarını ödüyoruz; farkında mısınız?

 

 seyit-kucukbezirci-005-001.jpg

Sol başka Ayşe Tahralı; soldan dördüncü Seyit Küçükbezirci; en sağda Günden Ayas. Yıl 1954. Günden, ünlü eğitimci, gazeteci, Başöğretmenimiz Namık Ayas’ın kızı. Diğer arkadaşlarımın adını hatırlamıyorum, özür dilerim…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim