• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Konya 20 °C
  • FETÖ'nün "para kasası" holdingin içini boşaltmış
  • Başbakan Yıldırım SingapuBaşbakan Yıldırım: Memurlarımızı enflasyonun altında bir ücrete mahkum etmeyeceğizr'da
  • Haluk Şahar'dan "Darbe gecesi Konya Valisini aradım" iddiası
  • FETÖ'nün "para kasası" holdingin içini boşaltmış
  • Başbakan Yıldırım SingapuBaşbakan Yıldırım: Memurlarımızı enflasyonun altında bir ücrete mahkum etmeyeceğizr'da
  • Haluk Şahar'dan "Darbe gecesi Konya Valisini aradım" iddiası

Manevî dolum merkezleri

Ali Akpınar

Manevî dolum merkezleri-Medine camileri

İslam şehirleri mescid merkezli kurulur. İslam şehrinde bütün yollar mescide çıkar, bütün binalar mescide bakar ve herkes mescidle irtibatlıdır. Hamamlar, okullar, bedestenler, devlet binaları hep mescid etrafında kümelenir ve mescidle irtibatlıdır. Bu kurumlar fiziken mescidlere yakındır, manen de Mescidle bağlantılıdır. Mescide yakın ve mescidle irtibatlı olan bu kurumlarda hayat, mescid ruhuna uygun olur/olmalıdır. Mescidin gölgesinde olan bir bedestende faizli alışverişler olmaz/olmamalı, yalan dolan ve kandırmalar olmaz/olmamalıdır. Diğerleri için de bu böyledir.

Bugün bu kurumlar mescidlerden koptu, mescide arkalarını döndü, mescidle irtibatlarını kesti; sonuçta her biri İslamsız hayatın merkezine döndüler. Yerleşim yerlerindeki mevcut mescidler de bu kurumlara küstü, onlarla irtibatını kesti. Artık mescidler, yüzlerini yalnızca ahirete çevirmiş vaziyette ve bir ayağı çukurda olan ahiret yolcularına kalmış durumdadır. Hâlbuki asıl olan mescidin yönünü dünyaya çevirerek, dünya işlerini mescid kontrolünde gerçekleştirerek Müslümanları ahirete hazırlamasıdır.  Bu yüzden İslam şehirlerinin mescid merkezli olması, o şekilde kurulması ve o şekilde varlıklarını sürdürmeleri son derece önemlidir.

Mescidin bu önemine binaen Peygamberimiz hicret yolunda mescidler yapmaya başlamış, Medine’ye gelmeden kendisine kucak açan Kubalıların yaşadığı mahalde ilk mescidini inşa ederek ilk Cuma namazını kılmıştır. Medine’ye teşrif ettikten sonra da Peygamberimiz, Kur’ân’ın tabiri ile temeli takva üzere kurulan bu asil mescidle irtibatını asla kesmemiş; Medine’de bulunduğu zamanlar, özellikle cumartesi günleri Kuba mescidini ashabıyla birlikte ziyaret eder, orada öğle namazlarını eda ederlerdi. Hz. Peygamberin bu uygulamasında hem ahde vefanın en güzel örnekliğini görmekteyiz, hem de onun hayatının statik/donuk olmadığına tanıklık etmekteyiz.

Kim bilir Peygamberimizin Kuba ziyareti, hem Kubalıları heyecanlandırıyor, hem de onunla beraber ziyarete katılan Medinelileri heyecanlandırıyordu. Belki de Cuma gününden itibaren hem Medine, hem de Kuba peygamberin bu ziyaretine hazırlanıyordu. Bu ziyareti ile peygamberimiz, ziyarete tanık olanlara yolculuk adabı, misafiri ağırlama ve uğurlama adabı,izzet ikram adabı, hediyeleşme gibi pek çok adabı bizatihi yaşayarak öğretiyordu.

Evet, Medine’ye teşriflerinde, Peygamberimizin ve muhacirlerin evleri olmadığı halde, ilk yapılan iş, inşa edilecek mescidin yerinin tespiti ve hemen inşaatına başlanmamsıydı. Mescid inşaatında peygamberimiz başta olmak üzere ensâr ve muhacirler canla başla çalışmışlardı. Ancak Medine’de yalnızca bu mescidle kalmadı. Peygamberimiz, değişik vesilelerle, farklı yerlere musallalar yapıyordu. Bazı bayram ve yağmur duası namazları Medine’nin farklı yerlerinde kılınıyordu. Bu, hem o bölge insanını onura ediyor, hem de Müslümanlar için yeni bir heyacan sebebi oluyordu. Bugün Peygamberin namaz kıldığı bu yerlerde mescidler bulunmaktadır. Ğamame Mescidi, Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Bilal mescidleri gibi. Nitekim Peygamberimizin vefatında Medine mescidlerinin sayısı onu bulmuştu. Bu yerlerin musalla edinilmesiyle, adeta Medine’nin her semtine İslam mührü vuruluyordu. Öte yanda sürekli hareket halinde olan hareket peygamberi, ashabını canlı ve diri olmaya sevk ediyordu. Onun en büyük hedeflerinden biri de yeryüzünü mescide dönüştürmekti. O, yeryüzü bana mescid kılındı derken, tüm yeryüzünün maddî ve manevî kirlerden arındırılarak tertemiz kılınmasını istiyor ve tüm yeryüzünün İslamlaştırılmasını hedefliyordu.

Evet, bugün bu ruha ihtiyacımız var. Mescid merkezli bir hayata ihtiyacımız var. Mevcut mescidlerimizin Saadet Çağı mescidleri gibi hizmet yapmasına ihtiyacımız var. Unutmayalım ki biz bu dünyaya mescidin sloganı olan Ezan ve Kametle geldik ve bu dünyadan giderken yolumuz, üzerimize dua niyetiyle kılınacak cenaze namazları için yine mescidden geçecektir. Ama bilelim ki doğduğumuzda kulaklarımıza okunan ezan ve kamet cümleleri de bizim irademiz dışında okundu, son nefesimizi verdiğimiz zaman üzerimize kılınacak cenaze namazı için de irademiz dışında mescide götürüleceğiz. Asıl önemli olan ise, irademizle mescidle irtibatlı bir hayat yaşamaktır.

O halde haydin camilerde cem olmaya, haydin maanevî dolum merkezlerimiz mescidlerde dolmaya, haydin mescidli Müslümanlar olmaya. Zira cennete giden yollar mescidlerden geçer, Mevla ol kullarını secdelerden seçer…

Camiler ve Din Görevlileri Haftasında (1-7 Ekim) mescidle irtibatımızı, imamlarımızla ilişkilerimizi yeniden gözden geçirelim!

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim