• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -6 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Mahkeme Tamam Ya Sonrası

Ufuk Karadavut

 

Anayasa Mahkemesi 30 Temmuz günü Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılma davası sürecini yaptığı açıklama ile sona erdirdi. Mahkeme üyelerinin 6 tanesi kapatılsın derken, 4 tanesi parti anayasaya aykırı eylemlerin odağıdır ama kapatılmasın dedi. Bu sonuç ülke içinde bazı kesimlerce hayal kırıklığına neden olurken bazı kesimlerce alkış aldı. Ülke için hayırlı olmasını dilerim. Ancak Anayasa Mahkemesi başkanın açıklamaları eminim uzun yıllar tartışılacak ve hatta ders kitaplarında yer alacaktır. Bakın Sayın Başkan neler söylüyor; “ Önümüze gelen davaların ekonomik, sosyal ve siyasi önemi nedeniyle, davanın bir an önce sonuçlanması gereğini gözardı edemezdik. Biz de bu ülkede yaşıyoruz. Bu konudaki, bu davanın öneminin ne kadar önemli olduğunu görmezlikten gelemezdik. Buna dikkat ettik.” Buraya kadar her şey normal gözüküyor. Çünkü, gerçekten ülke içinde bir bekleyiş ve huzursuzluk vardı. Zira belirsizlik en kötü durumdur. Yanlış olsa dahi bir kararın alınması her zaman belirsizlikten iyidir. Bu nedenle mahkemenin bu şekilde düşünerek çalışmayı öne alması yerinde bir karar olmuştur.

            “Siyasi parti kapatmalarla ilgili, tabii karar verirken, bir partinin kapatılmasıyla ilgili hiçbir arkadaşımız mutlu olduğunu söyleyemez. Karar vermede çok ciddi sıkıntı çekiyoruz. Arkadaşlarımız bu davada da dile getirmiştir. Ancak, çağdaş ve demokratik ülkelerle beraberlik sağlama adına, ne zamanki bir siyasi parti kapatma davası gündeme gelir, o zaman kararların değişmesi gerektiği konuşulur. Dava daha açılmadan, ilgili siyasi partilerin uzlaşma içinde kararların alınmasını arzu ederdik. Ancak bu konular, dava açılmasıyla canlılık kazandı. Bir kez daha siyasi partilerimize seslenmek istiyoruz. Bu konuda rahatsızlık varsa, topluma ters gelen anayasa değişiklikleri varsa, bunların süratle gerçekleştirilmesini istiyoruz.” Yani bir anlamda siyasilere buradan ciddi anlamda eleştiri gelmektedir. Eğer toplumda ciddi bir sorun varsa bunun çözüm yeri Anayasa Mahkemesi değil, yeri meclistir ve siyasi partilerdir deniliyor. Siyasi erkin bu konuda gerekli uzlaşmayı sağlayarak en kısa zamanda sonuçlandırması ülke açısından faydalı olacaktır.

Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın yaptığı basın açıklaması, bazı haklı eleştirileri de beraberinde getirmiştir. Bunların başında ise: Anayasa Mahkemesi Başkanı’nca yapılan açıklamanın niteliği ile ilgidir, Başkan bir “Anayasa Mahkemesi kararı” mı açıklamıştır; yoksa kişisel görüşünü ve yorumunu mu anlatmıştır?
Hukukçular için, bir “mahkeme ‘kararı’ndan söz edilebilmesi, ancak kararın gerekçesinin açıklanmış olmasından sonra olabilir. Nitekim anayasada bu açıkça belirtilmiştir: Bütün mahkemelerin her türlü kararı gerekçeli olarak yazılır” (m.141/III). Anayasa Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’da da aynen şu hüküm vardır: “Anayasa Mahkemesi kararları gerekçeli olarak yazılır. Kararlar, inceleme ve yargılamaya katılan başkan ve üyeler tarafından imzalanır. Muhalif kalanlar, kararda muhalefet sebeplerini açıklar. Kararlar ilgililere bu şekliyle tebliğ olunur” (m.53/I). Değerlendirmeler yapmak durumunda kalan hukukçular, hep “henüz gerekçe” görülmeden söylenecek sözlerin yeterli olmayacağını belirtmektedir.

Eleştirilerden birisi de Anayasa Mahkemesinin bir Hukuk kurumu olduğu ve yargı organı olması nedeniyle neyin kendi görüşünce faydalı veya kendi görüşünce zararlı olduğuna bakmamalıdır. Başka bir ifadeyle, Anayasa Mahkemesi ülkenin sosyal ve siyasi etkinliklerini düşünmek yerine Anayasanın ve hukukun emirlerini yerine getirmelidir diyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Bu ne derece doğrudur bilinmez. Ama belli ölçüler içinde kalmak şartıyla buna izin verilebilir. Ancak bunu nasıl yerine getirecekleri ise cevaplanamaz bir sorudur.

Burada en çok üzerinde durulan konuların başında ise özellikle Anayasa Mahkemesinin aldığı bu kararın oy miktarı. Normalde 7 üyenin hayır oyu vermesi gerekirken altı oyda kalınması ve diğer 4 üyenin ise evet suçlu ama kapatılmasın sözleridir. Anayasa mahkemesi başkanı sorulan bir soru üzerine “gerek görülürse yeniden kapatma davası açılabilir” demişti. Beklide bu karar parti için bir demokles’in kılıcı olabilir mi?. Eğer düşünce böyle ise bazı anlaşmalar yapılmış olabilir mi?. Bu ve benzeri sorular iste istemez kamu oyunda sürekli tartışılıyor. Son zamanlarda yeni bir tartışma konusu daha başladı. Halk arasında Ergenekon adı verilen soruşturmada kişilerin serbest bırakılıp bırakılmayacakları konuşuluyor. Acaba toplum içersinde bir denge ortamı oluşturulmak mı isteniyor. Dengeni tarafları kimlerdir? Nasıl bir denge olacaktır?. Bunu da nasip olursa göreceğiz.

Anayasa Mahkemesi aldığı karar ve yaptığı tartışmalı açıklamalar ile olması muhtemel bir belirsizliği ve belkide krizin önüne geçmiş yada ertelemiştir. Ama gerisinde çok ciddi ve bir o kadarda tartışmalı soruları arkasında bırakmıştır.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim