• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -9 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Magazinleşen Hayat

Ufuk Karadavut

Çok ciddi soruların içerisinde kıstırılan hayatımıza yeni renkler katılmaya ve yeni anlamlar verilmeye başlandı. Siyaset tamamen magazinleştirildi. Kendilerini büyük gören gazetelere dikkatle baktığımızda magazin dışında bir haber ya da yorumu bulmak için epeyce uğraşmanız gerekmektedir. Televizyon haberlerinin büyük bir kısmı magazinle doldu. Şu ünlünün giydiği elbise, içtiği bar, gittiği güzellik salonu, flört ettiği arkadaşı, yakalandığı sevgilisi, zıkkımlandığı restoran ya da selülitleri yaşadıkları ülkenin birliğinden ve içinde bulunulan sıkıntılardan daha çok seyredilebiliyor. İlgi çekmesi içinde yayın organları var güçleri ile uğraşıyorlar. Bilmem hangi artistin giydiği elbise askerimizin başına geçirilen çuvaldan çok daha fazla ilgi çekebiliyor.

Kim ne derse desin. Artık bütün dünya bu ülkede yaşayan insanları tanıdı. Hemen herkes bu ülkede yaşayan insanların zayıf noktalarını öğrendi ve bu noktalardan saldırmaya başladı. Dünyanın hiçbir yerinde bizde olduğu kadar kendi kendisine zarar veren bir toplum her halde yoktur. Magazin kültürü bütün davranışlarımıza hakim oldu. Pek çok ciddi olayı büyük bir beceri ile magazinleştirebiliyoruz. Aslında bu bizleri için için çürütüyor ama bunu bile magazinleştirerek sindiriyoruz.

Ortalıkta çok sayıda düşünce var. Ancak çoğu o kadar gereksiz ki, insanların kafası karıştırılıyor. Hangisi gerçek hangisi gereksiz ayırt etmek oldukça zor. Aslında her fikir sadece doğru olma ihtimalini içerir. Mutlaka şu fikir doğrudur demek yanlışa götürebilir.  Biz bunları konuşmuyor yada tartışmıyoruz. Sunulan fikirler arasındaki seçeneklerimiz ne olacaktır diye aklımıza bir soru gelmiyor. İzlediğimiz televizyonlarda, okuduğumuz gazetelerde yada bazı insanların yaptıkları haftalık cemaat toplantılarında ne verilirse doğru olarak kabul ediyor ve mutlaka yapılması gerekenin söylenenler olduğunu kabul ediyoruz. Ama hiç düşünmüyoruz. Düşündüğümüz tek şey yada aklımızdan geçen ‘Büyüklerimizin bir bildikleri vardır’dan ibaret. Yanlış olduğuna inansak bile bunu söyleyebiliyoruz. Çünkü inanıyoruz ki büyüklerimiz her zaman en iyisini bilir. Adeta onların normal bir insan olduklarını unutuyor ve onları yüceleştiriyoruz.

Bütün dünya ve özellikle de ülkemizin içerisinde bulunduğu bölge hızla değişirken bizler seçeneklerimizi belirleyemiyoruz. Birileri bize hazır seçenekler sunuyor. Sen bunu seçmelisin, en doğru seçim senin için bu diyerek bizleri yönlendiriyorlar. Aslında sorulması ve cevaplanması gereken sorular şunlar; gelecek acaba bizim seçimlerimize göre mi belirlenecek? Bizim seçimimiz bu değişimleri nasıl etkileyecek? Daha da özele inersek dünya değişirken bizim durumumuz ve konumumuz ne olacak?

Bu ve benzeri konularda yol ayrımında olduğumuz açık bir şekilde görülmesine rağmen magazinleşme nedeniyle bu konulara gerekli ilgi gösterilemiyor. Toplumun dikkatinden kaçırılıyor yada basite indirgenerek önemsizmiş gibi gösteriliyor. Öyle bir noktaya gelindi ki, terörist başı Abdullah Öcalan’ın sevgilisine ulaşamadığı için Türkiye’yi yakıp yıktığı yada Avrupa birliğine giremeyişimizi bir aşk skandalına bağlayacaklar daha da ötesi ekonomideki olası çalkalanmaları bilmem hangi artisttin sevgilisinden ayrılmasına ilişkilendirecekler. Bunları yaparlar mı bilmem ama yaparlarsa şaşırmayacağım. Geçtiğimiz günlerde büyük gazetelerimizden birisinde çıkan yazı dizisinde Kandil dağındaki teröristleri anlatırken sanki oraya piknik yapmaya giden masum izci grubu gibi şirin göstermesi bize çok şeyler anlatmaya yetiyor.

Ülkemizin her katmanını sarıp sarmalayan katı liberal düşünce önündeki bütün engelleri yıkarak hayatımızı ciddi anlamda şekillendiriyor. Pek çok şeyin adı aynı kalmakla birlikte içerikleri değiştiriliyor. Kendimizin olduğunu düşündüğümüz pek çok şeyin aslında kendimizin olmaktan çıktığını göremiyoruz. Kelimeler ve kavramlarla çok oynayarak kafamızı karıştırıyorlar.  Daha da önemlisi özellikle ülkemizde İslam topluma yön verme özelliğini ve iddiasını kaybediyor ve birilerinin kendisine belirlediği ne olduğu tam belli olmayan bir konuma indirgeniyor. Dikkat ederseniz eskiden beri var olan ve AB uyum yasaları ile hız kazanan yeniden yapılanmada değiştirilen ve geliştirilen kanunlar ve yönetmeliklerin hepsi AB’ye göre hazırlanıyor. Onların şartlarına göre yapılandırılıyor. Yapılan her yasa aslında derin bir Avrupa ve Hıristiyan kültürünün bir parçasını ülkemize taşıyor. Hiçbir değişiklik yapılmadan aynen alınan kanunlar bizi aslında kimliğimizden ve kişiliğimizden uzaklaştırmaya aday gözüküyor. Diyalog toplantıları ile sınırsız hoşgörü gibi saçma sapan bir düşünce ile Hıristiyanlar ve Museviler hoş görülmesi istenirken İslam dini geri plana atılıyor. Farkında mısınız bilmem, ama dinimiz de magazinleştirilmeye çalışılıyor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim