• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • Konya 25 °C
  • "15 Temmuz müfredatta"
  • "Tahşilecilere kumpas" davası sanıklarının "ByLock" kullanma dökümleri
  • FETÖ, darbeci askerler için fon oluşturmuş
  • "15 Temmuz müfredatta"
  • "Tahşilecilere kumpas" davası sanıklarının "ByLock" kullanma dökümleri
  • FETÖ, darbeci askerler için fon oluşturmuş

LAO TZU’nun Öyküsü

Esat Çoğal

Sevgili nitelikli okurlarım, bu hafta sizlere ünlü Çin düşünürü Lao Tzu’nun karar vermekle, bir işe acele etmekle ilgili çok hoş bir öyküsü ile seslenmek istedim…

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış...

Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış...

Bu at, bir at değil benim için; bir dost… İnsan dostunu satar mı dermiş hep, yaşlı köylü.

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: ‘Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın’ demişler...

     İhtiyar: ‘Karar vermek için acele etmeyin demiş. Sadece at kayıp deyin, Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz.

Çünkü bu olay henüz bir başlangıç dostlar, arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.’ demiş

Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş... Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.

Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören

köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler.

Babalık demişler, ‘Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi ise bir at sürün var’...

İhtiyar yine;’Karar vermek için gene acele ediyorsunuz demiş. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.’demiş

Aklıma gelmişken; Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fakir yürütebilirsiniz?

Bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden Bu herif sahiden geri zekalı diye geçirmişler... Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış.   Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.   Köylüler gene gelmişler ihtiyara. Bir kez daha haklı çıktın demişler.

 ‘Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın’ demişler.

İhtiyar;’Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz diye cevap vermiş.‘O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar.’

Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez. Öyle değil mi dostlar?

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin sonunda ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... Gene haklı olduğun ortaya çıktı demişler. ‘Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer’...demişler.

İhtiyar; ‘Siz erken karar vermeye devam edin demiş, Oysa ne olacağını 

Kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var demiş, Lao Tzu;

‘Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor, demiş.

Şimdi sevgili nitelikli okurlarım; ne olursa olsun, acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten mutlaka kaçının. Einstein ne demiş: Önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur.

Karar; aklın durması halidir… Bakın dostlar; karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Ani fikirlerden, ani tepkilerden yola asla çıkmayın. Öyle yollar vardır ki o yollarda gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır.

Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. İngilizler Hindistan’ı ele geçirmek için tam 100 yıl beklemişler ama hedef Hindistan’mış ve 101.yıl ele geçirmişler.

Hayatta hep bir hedefiniz olsun ve en önemli hedefiniz, acele edeceğiniz tek hedef; CENNET olsun. Hedefsiz yaşa-ma-mak dileğiyle.

Hoşça, sağlıcakla kalın, ama en önemlisi adam gibi adam kalın.

 

++++

 

HAFTANIN ÖYKÜSÜ:

 

 

 AYAZ GİBİ OLABİLENE NE MUTLU:

 

 Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış.  Takdir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmud' un kölesi olmuş.  Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri ağır başlılığı, sebebiyle çok sevmiş.

Derken Sultan'ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedârı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş.

 Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar.  Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler. Bu duygular içinde, özellikle Sultan yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikâyet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar.  Bir gün Sultanın huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dedi ği duyulmuş:

 Köle Ayaz'ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun?

Onun mücevherlerimizi çaldığından adım gibi eminim.

 Sultan kulaklarına inanamamış.

 İşin aslını kendi gözlerimle görmeliyim demiş.

 Duvara küçük bir delik yaptırıp, içeride olanları seyretmeye hazırlanmış .

 Kölenin sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve sandığa gittiğini görmüş.

 Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış. İçinden çıkan köleyken giydiği yırtık pırtık bir elbise! Aynanın karşısına geçmiş .

 

 Kendi kendine, Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun? diye sormuş. Bir Hiçtin sen...   Hepsi hepsi satılacak bir köleydin ve Sultanın eliyle sana belki de hiç hak etmediğin nimetler lütfedildi.  Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk insanın hafızasını uçurur, unutuluşlara sürükler.  Şimdi sen de, senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla!

Sandığı kapatmış, kilitlemiş ve sessizce kapıya doğru yürümüş. Hazine dairesinden çıkarken birden Sultanla yüz yüze gelmiş.  Sultan gözlerini Ayaz'ın yüzüne dikmiş dururken, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyormuş ve boğazı öyle düğümlenmiş ki, konuşmakta güçlük çekmiş.

 Ve Sultan Mahmut: Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedârıydın, ama şimdi...

 Kalbimin hazinedârısın Ayaz demiş.

 Bana benim de önünde bir hiç olduğumu kendi

 Sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin demiş .

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------  

 

BİRAZ DA GÜLELİM

 

 

    Dondurucu Espriler...

 

 -Gözlüklerin numaralı mı?       

 

 -Hayır, kale arkası...

 

 ******************

 

 Üç Çinli sırayla uçaktan atlamışlar.

 Üçü de ölmüş, ama sıraya bir şey olmamış...

 

 ******************

 -Gökdelenin üzerindeki kırmızı ışık bir yanıp bir sönüyormuş, Neden?

 -Şarjı bitiyormuş.

 

 ******************

 Padişah tahta çıkınca ne yapar ?

 -Tahtayı yerine sokar

 

 ******************

 Annem unu eledi, finale çıktı.

 

 ******************

 -Abi araba almışsın öyle duydum...

 

 -Haa evet aldık...

 -Niye araba aldın kendine alsaydın ya?

 

 ******************

 

Soru: John Wayne'in ebesinin adı ne?

Cevap: Ebeveyn

 

 ******************

 Kiralık daireler pahalı geliyorsa, kiralık üçgen tutun

 

 ******************

-Soru: İnsanlar niye kafasına su dökülerek uyandırılırlar

 

 Cevap: Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır

 

 ******************

 Yumurtanı sahanda mı istersin deplasmanda mı?

 

 

 

 

 ******************

 

 -Hiç bozuk paran var mı?

 

 -Hayır hepsini tamir ettirdim.

 

 ******************

 Sana bi kıllık yapayım içine kıllarını koyarsın

 

 ******************

 

 

 

 

 

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim