• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Konya -2 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

Kuzey Irak oyunu

Ufuk Karadavut

PKK terörü cephe gerisi olan Kuzey Irak'tan Türkiye içlerine girerek veya içerdeki işbirlikçileri yardımıyla terör eylemlerini tırmandırmaya başladı. Terörist saldırılar gittikçe sistemli bir şekilde yayılmaktadır. Hatta uzmanların ifadesine göre artık küçük gruplardan ziyade büyük ve daha iyi organize olmuş bir şekilde terör eylemlerine devam ediyorlar. Amaç olayların bütün Türkiye’ye yayılması ve ülke insanlarının bir korku ve telaş psikolojisine kapılmasıdır. Yetkililerin belirttiklerine göre halen Türkiye içinde 2000’e yakın PKK’lı terörist kırsal alanda faaliyet gösteriyor. PKK eylemlerini Kuzey Irak’taki alt yapıyı kullanıyor. Elbette bu durum özellikle Kuzey Irak’a operasyon yapalım tezinin savunucularının elini kuvvetlendiriyor.  Ama temel soru şu ‘Irak’a girersek başta ABD olmak üzere AB ne der?'

 

Aslında sormamız gereken sorular daha farklı olmalı. Mesela buralara müdahale etmek için mutlaka askeri güç gerekiyor mu? Terör’e aynı dili anlayan uzmanlarla müdahale etmek daha doğru değil mi? Askeri bir müdahale ile Türkiye’deki sorunlar halledilecek mi? Türkiye askeri müdahale ile gerçekten kazanacak mı yoksa kaybedecek mi? Kuzey Irak PKK için çok önemli. Bu bölgeden hem ekonomik hem de siyasi destek almaktadır. Bu desteklerin kesilmesi durumunda PKK’nın var olma sebebi de kendiliğinden kalkacaktır. Suriye ve İran gibi bölge ülkelerinin Kuzey Irak’ın yerini alması mümkün değildi. Onların PKK’ya etkin yardımı da ancak örgütün Kuzey Irak alanındaki varlığından dolayı mümkün olmuştur.

Türk ordusu Kuzey Irak’a 1984–1989 arasında Irak ile yapılan “Sıcak takip anlaşması"na dayanarak 1992’den 1997’e kadar ise BM Anayasası’nın 51.maddesine dayanarak büyüklü küçüklü operasyonlarla "yüzlerce" kez girmiştir. Ancak şimdilerde her nedense bu kadar rahat girme imkânı bulamıyoruz. O zaman izin şartı aranmazken, şimdilerde ise izin şartı aranır oldu. Yüzlerce harekâttan başarılı olanı pek nadirdir. Zaten başarılı olsalardı bugün terör örgütünden bu kadar bahsetmezdik. Türk askerinden kaçan teröristler ya Talabani’ye ya da Barzani’ye sığınarak kurtulmuşlardır.  Sınır ötesi askeri operasyonlar çoğu kez sadece sadece harekat yapma ve halkın moralini yükseltmenin dışında ciddi anlamda faydalar sağlamamıştır.

           

Bugün Kuzey Irak'taki PKK varlığı Genelkurmay 2.Başkanının açıklamasına göre 284 kilometrelik Türkiye-Irak sınırına yayılan 1800 PKK'lı ile Kuzey Irak'ta Kandil Dağı'nda yerleşik bulunan 600 PKK'lı, Kuzey Irak'taki temel PKK varlığıdır. Böyle dağınık bir gruba sınır ötesi askeri harekât ile etkili bir askeri darbe indirmek, taktik bir başarı kazanmak dahi mümkün değildir. Üstelik hali hazırda Kuzey Irak'ta sayıları 5000 civarında olan Türk birlikleri eğer PKK'ya karşı bir harekât yapılacak ise bu amaçla kullanılabilir. Türkiye'nin elinde ordusundan başka milli güç unsurları vardır. Son 20 senede Kuzey Irak deyince aklına ordudan başka bir şey getirmeyen Türk devlet ve toplumu, ordusundan daha etkili olabilecek güç unsurlarının olduğunu hatırlamalıdır. Bunların arasında olan ekonomik güç öncelikle değerlendirilmesi gereken unsurdur.

           

PKK konusunda Türkiye’nin sadece askeri güç kullanma değil elinde mevcut olan diğer kozları da kullanması gereklidir. Bunların başında Habur sınır kapısı gelmektedir. Habur sınır kapısı tamamen kapatılmalıdır. Telafer yakınlarında yeni bir kapı açılarak en azından oradaki Türklerin kazanmaları sağlanmalıdır. Irak vatandaşlarının ve şirketlerinin Türkiye içinde faaliyet göstermeleri engellenmeli, mal varlıkları dondurulmalıdır. Kuzey Irak''a yönelik ambargodan zarar görecek olan Türk firmalarının zararları tazmin edilmeli, kendilerine yeni iş alanları çok hızlı bir şekilde yaratılmalıdır. Böylece iş dünyamızın zarar görmesi engellenmelidir.

           

Türkiye'nin atacağı bu adım Kuzey Irak’ta oluşan yapıyı kırmaya yetecektir. Habur sınır kapısının kapatılması durumunda Türk ekonomisi ne ölçüde etkilenecektir sorusunun cevabı ise milli menfaatlerin ve yanı başımızda sürekli büyüyen ve ilerde daha büyük sorunlar açacağı belli olan yapının kırılması ön plana çıkarılmalıdır. Ayrıca Türk ekonomisi büyüklüğü ile Habur kapısının kapatılması ile oluşacak zararı karşılayacak ölçüdedir. Ancak Kuzey Irak’taki zararı ülkemizde görülecek zarardan çok daha fazla olacağı açıktır. Bu durumda buradaki istikrara denilen yapı bozulacak ve küresel güçler planlarını değiştirmek zorunda kalacaklardır. Peki, bunu neden yapamıyoruz. Neden korkuyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin varlığını güvenceye almak her şeyden önemli olmalıdır.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim