• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • Konya -3 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

Kutlu Doğum Haftası

Ufuk Karadavut

Peygamberimizin doğduğu mübarek günü içine alan hafta olarak adlandırılan bu haftada Peygamberimiz hatırlanmaya ve çeşitli etkinlikler ile gündemde tutulmaya çalışılmaktadır. Dini değerlerin neredeyse sıfırlandığı günümüzde aslında güzel bir çalışma. Faydasının olmadığını da düşünerek yapılmasına devam edilmesi gerektiğini de düşünüyorum. Çünkü yapılanlar genel olarak içerik olarak zayıf ve reklam amaçlı olarak yapılıyor görüntüsü var. Yani bir anlamda riya gibi algılanmaya başlandığı görülüyor. Elbette tehlikeli bir gelişme. Bu hale getirenlerde kendilerini Allah değil de birilerine yarandırma peşinde olan idarecilerdir.   İçerik olarak zayıf olduğu gibi aynı zamanda zayıf olan içeriğin sunumunda da ciddi sıkıntıların olduğu görülüyor.

Bunun pek çok sebebi var. Birinci sebebi Kutlu Doğum Haftası olarak kutlanan haftanın gerçekte Peygamberimizin doğduğu gün olmamasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığının resmi sitesinde dini günlerin listesi verilmiştir. Baktığımızda 12 Ocak 2014 tarihinin Mevlid Kandili olduğu belirtilmektedir. Mevlid anlam olarak doğum zamanı demektir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır. Hicri takvimle her yıl 10 günlük bir gerileme olduğu düşünülürse yanlış bir zamanda kutlanmaktadır. Peygamberimizin doğum gününü Miladi Takvime göre sabitlemek ne derece doğru ve samimi bir davranıştır. Bunu din âlimleri açıklamalıdırlar. Aslında 12 Ocak tarihini içine alan bir hafta Kutlu Doğum Haftası olması gerekirsen bu haftayı kutluyoruz. Aslında yanlış yapıyoruz. Bunu herkes biliyor ama nedense kimsenin sesi çıkmıyor. Hadi vatandaş bilmiyor. Siyasetçiler oy için sesler çıkmıyor ve belki bunu dünyalıkları için destekliyorlar. Peki, o kadar din âlimi, cemaat ve tarikat liderleri, ilahiyatçılar ne yaparlar…

Allah’ın Peygamberimize Mekke vadisini altına çevireyim vaadine karşılık yüce insan “Hayır Ey Allah’ım, ben bir gün tok olayım, bir günde aç kalayım. Aç olduğumda sana yalvarayım ve seni zikredeyim. Ama tok olduğumda da sana hamdedeyim” der. İşte asıl duruş bu olması gerekirken bizler yedikçe yiyoruz. İçtikçe içiyoruz. Hatta o kadar hırslandık ki, kendimizden başkasının yemesini ve içmesine tahammül dahi edemiyoruz. Çalıyoruz, çırpıyoruz, tek hedefimiz daha çok kazanmak. Bunun için harcamayacağımız kişi yok. Sadece bize bu konuda imkân sağlayanları tanıyoruz. Hatta hızımızı alamıyor ve bazı illerde kutlu doğum haftası etkinliklerine destekçilik yapıyoruz. Kendimizi kandırmanın en güzel yoludur. Böylece yıl içinde yaptığımız pislikleri bu şekilde kapatacağımızı sanıyoruz. Zekât vermeyiz, vergi vermemek için elimizden geleni yaparız ama bu tür reklama dayalı işler olunca önde koşarız. Yani kendi kendimiz kandırırız da Allah’ı da kandıracağımız sanırız.

“İstekle beklediğiniz bu ganimet bölüşümüne hem sevininiz ve hem de üzülünüz. Sebebine gelince sizin hakkınızda korktuğum şey fakirlik değildir. Tersine sizin hesabınıza korktuğum şey, tıpkı daha önceki ümmetlere olduğu gibi, dünyanın önünüzde açılması ve arkasından bu alanda birbirilerinizle, o eskiler gibi rekabete girişip onlar gibi kendinizi mahvetmenizdir.” “Vallahi, sizin hakkınızda korktuğum şey, Ben'den sonra Allah'a ortak koşmanız, tekrar müşrik olmanız değildir. Fakat sizin hesabınıza korktuğum şey, dünya uğrunda aranızda rekabete düşmenizdir.” “... Fakat sizin hesabınıza korktuğum şey, dünya uğrunda rekabete girişip, birbirinizi öldürmeniz ve bunun sonucu olarak sizden öncekiler gibi mahvolmanız, helake sürüklenmenizdir” Hz. Ömer bir gün, Peygamberimizin saadet hücresine girecek ve hıçkıra hıçkıra ağlayacaktı. Efendimiz, niçin ağladığını sorunca da, o koca Ömer şöyle diyecekti: - Ya Rasulallah! Dünya kralları, Kisralar servet içinde yüzüyorlar. Senin ise altına sereceğin bir sergin bile yok. Yatağın hasır ve teninde yattığın zeminin izleri, Hâlbuki kâinat senin için yaratıldı. Allah Resulü, şu cevabı verir: “İstemez misin ya Ömer, dünya onların, ahiret de bizim olsun! 

Kutlu Doğum Haftası artık ülkemizde bir meta haline getirilmiştir. Fiyatı olan maddeten birilerine imkân sağlayan bir şeydir. İçeriği ruhani değil ama maddi olan bir şey. Parasal kazanımı olmazsa asla kutlanmayacak bir şey. Adeta Hristiyanların Noel kutlaması gibi.  Oysa Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim kendini bir kavme benzetirse, o da onlardandır."

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
tr
25 Nisan 2014 Cuma 21:06
21:06
kutlanmasın demek yerine yada olumsuz düşünmek yerine her konuyu yerli yerinde değerlendirmek gerekir.bir kere takvimine baktığımızda doğum günü aslına uymuyor, hicri takvimle değerlendirelim .alın size kutlu doğum asıl takvimiyle.yazın bir makale okuyalım
78.176.245.202
ahmet şahinoğlu
25 Nisan 2014 Cuma 13:43
13:43
yakında noel gibi kutlarız. haklısınız
79.123.208.13
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim