• BIST 107.673
  • Altın 151,891
  • Dolar 3,7069
  • Euro 4,3562
  • Konya 22 °C
  • TUSKON davası başladı
  • Erdoğan: Nerede bize yönelik taciz varsa ansızın vurabiliriz
  • Destici, yeniden BBP Genel Başkanlığına seçildi
  • TUSKON davası başladı
  • Erdoğan: Nerede bize yönelik taciz varsa ansızın vurabiliriz
  • Destici, yeniden BBP Genel Başkanlığına seçildi

Kutlu Doğum Coşkusu

Ali Akpınar

1989 senesine gelinceye dek Peygamberimizin doğduğu gece olan Mevlid gecelerinde camilerde mevlidler okunur ve böylece kutlu doğum idrak edilirdi. O tarihte görüldü ki Evrensel Elçinin Kutlu Mesajı, camilere sıkıştırılamayacak kadar engin bir mesaj. Ve gönüllerden mabedlere taşan Kutlu Doğum Coşkusu, bir sevgi seline dönüşüp camilerden salonlara taştı.

Artık o, her zaman gündemde, her yerde gündemde ve herkesin gündeminde. Öyle de olmalıydı. Zira O, her çağın, her coğrafyanın ve herkesin peygamberidir. Tüm zamanların, bütün coğrafyaların ve bütün herkesin onun güzelliklerine ihtiyacı var. Onun söylemleriyle bezenmeye, onun eylemleriyle yaşamaya ihtiyacı var.

Kan ve gözyaşlarının dinmediği dünyanın onun sevgi deryasında yıkanıp arınmaya ne kadar da ihtiyacı var bugün!

Biz her yıl olduğu gibi, bu yıl da katılabildiğimiz Kutlu Doğum programlarında insanımızın peygamberi anarken yaşadığı duygu selini, sevda coşkusunu yakından gördük ve yaşadık.

Kucağında küçücük çocuğu ile salonlara koşan annelerin gözünde… Beli bükük ileri yaşta olan, ama gönlü genç dede ve ninelerin yüzünde… İşini gücünü bırakıp salonlara koşmuş şehirlisiyle köylüsüyle insanımızın duruşunda hep bu coşkuyu gördük.

Ben de bir şiirle yahut bir ilahi/marşla onun Kutlu Doğum etkinliklerine katılmalıyım diyen küçücük yavrularımızın nur simalarında Muhammedî coşku ve heyecanı izledik.

Gördük ki bu yıl yapılan hadis okuma ve hadis yazma yarışmalarında onun güzel sözleri ezberlenmiş ve yazılmış. Bir kızımız ödül almak için çıktığı sahnede onun seçkin kırk hadisini sular seller gibi ezbere okuyuverdi. Bir yavrumuz iki ayda onun sözlerinden altı bin beş yüz hadisini defterine yazıvermiş. Onun hayatını anlatan, ondan bahseden şiirleri gözyaşları içerisinde okuyan çocuklarımızın haddi hesabı yok. Hamdolsun Kutlu Elçi yalnız anılmakla kalmamış, anlaşılmaya da başlamış. İnşallah sünnetinin yaşanması ve hayata taşınmasıyla bu kutlu yürüyüş devam eder.

Bir okul salonunda beş yüzden fazla öğrenci ile Gül Muhammed’i konuştuk, Kutlu Elçiyi andık, Onun güzelliklerinden bahsettik. Onu doğru ve iyi tanımanın gereğini anlattık. Bir buçuk saatlik programda çıt yok. Gözler ışıl ışıl, herkes adeta başına kuş konmuşcasına onu dinliyor. Programın sonunda okul müdürü şöyle dedi:

Biz bu salonda değişik etkinlikler yapıyoruz. Bütün öğretmenleri seferber ediyoruz. Kırk dakikalık programlarda bu sükûneti sağlayamıyoruz. Şimdi iki saate yakın süren bu programda hiçbir uyarı yapılmadan toplantının huzur ve sükûn içerisinde geçmesine hayran oldum.

Müdür bey haklıydı. Çünkü salonda yalnızca bizler yoktuk. Onun sevda ruhu vardı salonda. Minik yüreklerden taşan sevgi seli vardı. Toplantıya katılan herkes, onun sevgi seline kaptırmıştı kendisini… Kısaca salona, meleklerle birlikte sekine inmişti.

Programlarda o kutlu elçinin sözleri yazılı hadis kartelaları, siyer kitapları, üzerinde adı yazılı kalemler, rozetler, anahtarlıklar, balonlar ve onun sembolü güller dağıtıldı, ikramlar yapıldı. Onun hatırına ve onu hiç unutmayalım diye. Her kesimden insan, onun etrafında bir araya gelerek, onun getirdiği insanlar arasında birlik ve beraberlik ruhu yaşatılmaya çalışıldı.

Birlik ve beraberliğimizin sürmesi için, Muhammedî Muhabbet Ruhunun yaşatılmasının gereği bir kez daha anlaşıldı.

Bir ilçemizde program sonunda lokumlar dağıtıldı. İlçe müftüsü bu lokumların hikâyesini bize şöyle anlattı. İçki içen bir kardeşimiz, iki kasa lokumla birlikte şu mesajı göndermiş müftümüze: Hocama selam söyleyin… Ben de gelmek isterdim o Kutlu elçinin programına… Ancak ben günahkâr birisiyim, yüzüm yok gelmeye… Ama ben de o nebinin ümmetiyim… Müftüm uygun görürse, bu lokumları peygamber dostlarına dağıtıversin… Belki onun hatırına Allah beni de affeder!

İşte içki içen birinin peygamber sevdası… Bu milletin özüne, ruhuna, diline, kültürüne, geleneğine vurulmuş peygamber mührü. Zaman zaman küllense de bu mührü kazıyıp silmek mümkün değil. Önemli olan bu külleri üfleyip, sevda ateşini yeniden tutuşturmaktır. İşte Kutlu Doğum etkinlikleri buna yarıyor. Elbette bu etkinlikler, Peygamberi anlamaya ve yaşamaya bir başlangıç olacaktır. Sözün özü peygamber anılmaya, anlaşılmaya, sevilmeye ve sayılmaya devam ediyor. Selam olsun Ona ve yolunda olanlara!

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim