• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Kutlamalar üzerine

Ufuk Karadavut

 

 

Cumhuriyetimizin 84. yıldönümü bütün Türkiye’de törenlerle kutlandı. Hemen her yerde yapılan kutlamalarda Cumhuriyete bağlılık ve saygı ifadeleri yer aldı. Cumhuriyetin erdemleri anlatıldı. Cumhuriyet, egemenliğin kaynağının millete ait olduğunu kabul eden devlet şekli demektir; bir diğer ifade ile devletin temel organlarının seçimle iş başına geldiği bir yönetim biçimidir.

 

Cumhuriyet rejiminin bir özelliği, bu rejim her şeyden önce kamu yararını ön planda tutmasıdır. Kamu her şeydir. Cumhuriyetin temel niteliklerini oluşturan da kamu yani halktır. Cumhuriyet kamu yararına dayanan bir yönetim şeklidir. Çünkü Cumhuriyet rejimi, gücünü dayanağını kişi, grup ve sınıf egemenliğinden değil, geniş halk kitlesinin bütününden, millet iradesinden almaktadır.

 

Cumhuriyet rejiminin bütün vatandaşları yasa önünde eşit sayması, onlar arasında hiçbir ayrıcalık tanımaması, onların devlet yönetimine eşit olarak katılımını sağlaması, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini devlet teminatı altına alışı, milli birlik ve beraberliğimiz açısından da birleştirici ve pekiştirici olmuş, milli sınırlarımız içinde hiçbir ayrıcalık yapmaksızın bütün vatandaşlarımızın paylaştığı, yararlandığı, bu nedenle korumaya ve yaşatmaya kararlı olduğu bir yönetim haline gelmiştir. Kazandırdığı pek çok değerler nedeniyle milli mücadeleyi kazananlar Anayasamızda "Türkiye Cumhuriyeti'nin idare şeklinin Cumhuriyet olduğu" hükmünün değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği ayrı bir anayasa maddesiyle teminat altına alınmıştır.

 

Bu cumhuriyet kolay kurulmadı. Kurulması için çok bedeller ödendi. Çok sıkıntılar çekildi. Devlet kurulurken kimseden icazet alınmadı. Kimseye devlet şu şekilde, ya da bu şekilde olacak diye teminatlar verilmedi. Verilen sözler yalnızca Türk milletinedir. Türk devletinin milleti ile bölünmez bir bütün olduğu ve ilelebet yaşayacağı ve yaşatılacağıdır. Bu konuda her kese ve her kesime görevler düşmektedir. Şehit kanları ile sulanmış bu vatan topraklarında yıllar önce Anadolu’dan kovduğumuz emperyalist güçlerin tekrar karşımıza çeşitli şekillerde çıkarak bizleri yıldırmalarına ve devletimize, milletimize ve cumhuriyetimize karşı olmamızı teşvik etmelerine engel olmalıyız.

 

Cumhuriyet bayramında şehitler vererek başlamış olmamız nedeniyle vatanını seven herkeste bir burukluk vardı. Törenlerin görkemli geçmesine gölge düşürülmüştü. Ancak sokaklarda yürüyerek bağırıp çağırarak, yada farklı şekiller ve içeriklerde sloganlar atarak cumhuriyet ve vatan kurtarılamaz. Vatan kurtarmak vatanı sevmekle olur. Vatanı sevmek ise daima ondan almak değil ona vermekle olur. Mesela askerlerimiz sürekli şehit olurken bir İsrail yada bir İran gibi kendi başımıza bağımsız bir devlet gibi işler yapabiliyor muyuz. Laf üretmenin yada bilgi kirliliği yaratarak insanların kafalarını karıştırmanın ötesinde bir şeyler yapabiliyor muyuz. Hemen her şeyimiz ülkenin ekonomik hayatı ve düzeni ile ölçer ve belirler olduk. Aman borsa düşmesin, aman döviz yükselmesin.

 

Sayın Yiğit Bulut’un geçtiğimiz günlerde köşesinde belirttiği gibi; sermaye piyasasının yüzde 72’si yabancıların elindeyse, Bankacılık sektörünün yüzde 51’i yabancı kontrolündeyse, “Düşük kurun” nedenleri ile sonuçlarını ayırt edebilecek “finansal entelektüel” birikim yoksa, Siyasetçi, “finansal entelektüel” zümre eksikliğinden faydalanarak “sıcak paranın yarattığı” kısa süreli “cenneti” siyasi rantını maksimize etmek için kullanıyorsa, “Ekonomi IMF’ye”, “dış siyaset Avrupa Birliği ve Amerika’ya endekslenmiş” ise, IMF ile o milletin menfaatlerini korumak adına pazarlık etmesi gereken bakan bile aynı zamanda İngiltere vatandaşı ise, Üretim refleksleri kaybolmuş, sıcak paranın bastığı kur ile “üreten dinamikler” ithalatçı olma yoluna girmiş ise, Dış politikada alınması gereken kararlar, güvenlikte atılması gereken adımlar, devletin en yetkili makamlarında aman “piyasa bozulmasın” diye gecikiyorsa, Vatandaşların yabancı bankalara borcu 50 milyar doları geçmiş ise, İç ve dış borç son 5 yılda dolar bazında “defalarca katlanmış” ise, yılda ödenen faiz, bütçe içinde “eğitim ve sağlık” harcamalarının 10 katı ise, Sıcak para, ülkenin “ekonomik refleksleri"ni çürütürken “kısa vadeli sonuç ortaya çıkmıyor” diye “ana dinamikler” analiz edilemiyorsa, “Avrupa Birliği ne der” kaygısı ile Hava Kuvvetleri terörist unsurlara karşı kullanılamıyorsa, Deniz Kuvvetleri’ne ait muhrip “müttefik bir ülke tarafından” vurulmuş, içinde onlarca seçme subayını taşıyan uçağı ne hikmetse ilk uçuşunda düşmüş, askerlerinin başına çuval geçirilmiş ise, 15 askerinin öldüğü gün en yetkili ağızdan “Sayın Başkan'la 1 ay sonra görüşeceğim, gerekeni yapacağız” açıklaması yapılmış ise, Askerlerinin öldüğü dakikalarda “el konduğu için devlet kontrolünde olan” televizyon kanalında “dansöz oynatılıyor” ve yayını kesme ihtiyacı dahi hissedilmiyorsa, Vatandaşların bir bölümü “seve seve ölüme” giderken bir bölümü “malı götürme” sevdasına düşmüş, “hangi toprakta yaşadığını bile umursamadan” kendilerine doları “efendi” edinmişler ise...

Cumhuriyet kutlamalarının ne anlamı kalıyor ki…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim