• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -6 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Kürt sorunundan Kürdistan’a giden yol

Ufuk Karadavut

Yıllara önce Kürt sorunu kelimesini ilk resmi ağız olarak Başbakan Erdoğan Diyarbakır’a gittiğinde konuşmuştu. Diyarbakır’ın yıldız ve merkez olacağı söylemi etrafında odaklanan sözler ile, o zamana kadar terör sorunu olarak bilinen ve halen daha terör sorunu olarak kalan olaylar birden bire içerik değiştirmeye ve evrilmeye başladı. İçeriden ve dışarıdan birileri ise bunun üzerine giderek işi iyice dillendirdiler. Halkın adeta beyinlerine zerk ederek abarttıkça abarttılar. Bu kelimeler sürekli olarak gündemde tutularak halkın alışması sağlandı. Her şey normal karşılanır oldu. Sonuçta öyle bir noktaya gelindi ki yine Diyarbakır’da ve yine Başbakan Erdoğan’ın söylemi ile ilk kez “Kürdistan” ifadesi resmi ağızdan kullanıldı. Bunların tesadüf olmadığı ve belli bir plana göre yapıldığı konusunda uzmanların görüşü var. Zaten yetkililerin sürekli olarak “yavaş yavaş” ya da “sindire sindire” bu işleri yapacaklarını söylemleri bunu teyit eder niteliktedir. TBMM’de görüşülen 2014 Bütçe Kanunu Tasarısı’nın içerisine Kürdistan ifadelerini sokan, terörist başına halk önderi diyerek bunu bütçe kanununa ekletmeye çalışmaları ve bu küstah girişimleri için Meclis’te terör estiren bölücü örgütü uzantıları, aslında yöneticilerin ülkeyi getirdiği noktayı açıkça göstermektedir.

Peki, buraya nasıl gelindi diye sorulursa, cevap gayet açık olacaktır. İkiyüzlülük ve bazı şeyleri görmezden gelerek günübirlik yaşamak bizi tüketmeye başladığı için daha önce hayal dahi edemediklerimizi şimdilerde benimsemiş durumdayız. Aidiyet duygusunun yitirilmesi, günü kurtarma çabası ve bananecilik birleşince her şeyi değiştirmek ve dönüştürmek isteyenlerin işleri kolaylaştı. Bizler televizyonların başında beyinleri gereksiz bir sürü programla uyuşturulurken ve aynı zamanda bedava alınan yağlar ile yapılan bedava makarnaları yerken birileri başka yağları kullanarak başka yemekler yediler. Yedikleriyle birlikte bizim kimliğimizi ve kişiliğimizi de gözlerimizin önünde meze yaptılar. Yeri geldi din simsarlığı, yeri geldi milliyetçilik istismarcılığı ve en çokta etnik ırkçılık yapıldı. Kimsenin sesi çıkmadı. Sürekli olarak mağdur edebiyatı yapılarak halk sömürüldü. Adeta bir sömürü edebiyatı yapılarak halk birbirine düşman edildi.

Kutuplaşma o kadar arttı ki anlatılır gibi değil. Birileri terör örgütünü baş tacı ederken ve terörün hamileri Diyarbakır’da gövde gösterisi yaparken, birileri de besmele çekerek yaptıkları yolsuzluk, hırsızlık ve haksızlıklarla zenginleştiler. Ama şunu kimse sormadı ve soramadı. Soranlar ise hain ilan edildi. Diyarbakır’da kürdistan derseniz, bebek katilleri ile masaya oturursanız bunun sonu nereye gidecektir. Bölücüler ve hainlerin bundan cesaret almayacaklarını mı zannediyorsunuz. Hele bir de alınan kararla ile TSK’nın elinin kolunun bağlandığı bir ortamda başka ne beklenebilir ki. Baksanıza açılımın adeta eş başkanlığını yapan terörist başı kaldığı yerden her dediğini yaptırıyor. Her istediği anında oluyor.

Çözüm dedikleri bu ise kabul etmek mümkün değildir. Bir yandan Türkler çözülür ve uyuşturulurken, diğer yandan ise teröristler yönetimi ellerine almış meydanda adeta at koşturuyorlar. Dur diyende olmuyor. Nasıl olsun ki. Çünkü dur diyenin hayatı değişiyor. Çünkü devlet geleneği tamamen ortadan kaldırılmış ve geleneksiz ve gelişigüzel bir yönetim hâkim olmuştur. Devlet yönetme sorumluluğu kalmadığından kişiler devlete değil kişilere inanmaya ve adeta ona tapmaya başlamışlardır. Bunun sonu toktur. Barzani ve Terörist başını yoldaş edinmek kimseye bir şey kazandırmaz. Çünkü çok kişinin canı yanmıştır ve ahı alınmıştır. Bu ahların altından kimse kalkamaz. Tarih bize gösterdi ki kimse kalkamamıştır. Bir şekilde bu ahlar birleşmiş ve yapanlara en iyi cevabı vermiştir. Yine öyle olacağına ve Türk milletine sessiz savaş açanların hesapları Allah’ın izni ile tersyüz edilecek ve savaşı kaybedeceklerdir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ankara
13 Aralık 2013 Cuma 09:27
hak gelir batıl zayi olur
sabrımızı korku sananlar şimdilik sevinsin!
88.230.208.110
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim