• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Konya -9 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Küreselleşme ve İslam

Ufuk Karadavut

Konya Türk Ocağında geçtiğimiz günlerde Küreselleşme ve İslam Konulu Konferans yapıldı. Türk Ocakları Çorum Şube başkanı Doç Dr. Hilmi DEMİR’in gerçekten etkileyici sunumunda  Küreselleşme ve İslam üst başlığı altında Cemaat Kimliğinin Yükselişi kavramı anlatıldı. Toplumumuz içinde cemaat kimliklerinin niçin bu kadar önemli olduğunu, cemaat deyince neyi anlamamız gerektiği ve cemaat deyince neyin kastetedildiği anlatıldı. Cemaat deyince birçoğumuzun aklına dini cemaatler gelmesine rağmen kimlik bazındaki cemaat tartışmalarının yalnızca dini cemaatleri içermediğini açıklayarak cemaatleşmenin öneminin küreselleşme ile çok yakından ilişkisi olmasından kaynaklandığı anlatıldı. 1990’dan sonra dünyanın aldığı şekil, ulus devletlerin zayıflaması ile birlikte cemaat olgusunun hızlı bir şekilde gündemimize taşınmıştır. Bu işlemi yaparken bazı cemaatler ciddi anlamda dışarıdan ve içeriden yardımlar aldılar. Bu yardımları iyi yada kötü şekilde kullanmalarına göre büyüdüler yada küçüldüler. Hatta bazıları sahip oldukları sermayenin gücünü kullanarak almış oldukları gazete ve televizyonlar aracılığı ile Türkiye’nin gündemini belirlemeye çalışıyorlar. Özellikle  sayın Demir’inde bahsettiği gibi Ulus Devletlerin etkinliklerini kaybetmesiyle birlikte insanların sığınmak için kendi kimliklerini varlıklarını ifade etmek için gruplaşma ve cemaatleşme ihtiyacı duymaları gidişatı hızlandırmıştır.

Cemaatleşme veya gruplaşmanın küreselleşme ile yakından ilgili olduğunu ve alt kimlikler, üst kimlikler, yöresel kimlikler, etnik özellikler derken dünyada ulus, devlet, millet bilincinin erozyona uğradığını, millet bilinci erozyona uğradıkça da onun yerine grup kimliklerinin öne çıktığı ifade edildi. Cemaatleşme özellikle 12 eylül darbesi ile Türkiye’de yıldız devrini yaşamıştır. Özellikle bazı cemaatler bakımından bu devir yaşanmaya devam etmektedir. Ne zamana kadar devam eder bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki o da; ülkenin hızlı bir şekilde cemaatleştiğidir. Milyonlarca kişi ile uğraşmaktansa bir kişiyi kontrol ederek milyonlara hükmedebiliyorsunuz.

Dinin geçmiş yüzyıllara göre daha fazla önem kazanmasının gözlemlenmesine rağmen dünya daha dindar olmaktan uzaklaşmakta, aksine dindarlıkla bir arada olması mümkün olmayan kavramlar ve davranış kalıpları giderek daha fazla görülmekte, adalet eşitlik insani değerler azalmakta, şiddet ve ahlaki yozlaşmayla birlikte güvensizlik artıyor. Dindarlığın bilinen ve belirlenebilen bir ölçüsü yok, ama bununla birlikte dindarlık görünümü artmaktadır.  Ama bilinmesi ve görülmesi gereken bir gerçek var o da; her şeyin göründüğü gibi olmadığı, dini ve ahlaki değerlerin artmasıyla dolan yerde onun karşıtı olan diğer değerlerin azalması gerekirken öyle olmadığı gözlemlenmektedir.

Bütün dünyada Mevlana konusuna merak duyulmasına rağmen Irakta milyonu aşan insanın öldürülmesi, çocuklara tecavüz edilmesi önlenememektedir. Mevlana okuyan batının bunları nasıl oluyor da göz ardı edebildiğini anlamak ise oldukça zor. Elbette Mevlana okuyan insanların bunu neden okuduklarını ya da nasıl okuduklarını belirlemekte gereklidir. Hem Mevlana okuyup hem bunlara göz yummanın mümkün olmadığını söyleyen Demir Batının Mevlana’yı anlamadan ancak folklorik değeri olduğu için okuduğunu bundan anlayabiliriz dedi.

Yapılan bir diğer ilginç tespit ise, bir dini gösterim dünyasıyla karşı karşıya olduğumuz gerçeğinin vurgulanmasıydı. Gerçekten içi boşaltılmış İslam ile Müslüman olduğunu söyleyen ama islamın şartlarının hiç birisini yapmayan bir toplum olmak başka nasıl tanımlanabilirdi ki?. Dinin değil dini kimliklerin yeryüzüne dönmesinin ahlâken küreselleşmenin bütün boyutlarına teslim olunması sonucunda ortaya çıkmakta olduğunu ahlaken ve iman anlamında bağlanılan din yerine küresel kapitalist pazarın ihtiyaç duyduğu dindarlık formlarının yani cemaatlerin döndüğü görülmektedir.

Dini değerlerin yükseldiği söylenen günümüzde Ecyat Kalesinin yıkılarak yerine Zemzem Tover yapıldığını ve pazarlamasının da bize yaptırıldığını, bu rezidansları pazarlarken Gazze’deki çocuklar için üzülüp kampanya düzenleyenler sadece yalan söylemektedirler. Aynı Zemzem Tover benzeri binaların ülkemizde de Konya’da da yapıldığını aslında inşa edilenin bina değil grup kimliği olduğunu, kapitalist burjuva İslam’ı yaratıldığını ve bunun kimliğinin inşa edildiğini ve bunun bağımsız bir süreç olmadığını küreselleşmeden ayrı düşünülmesinin bizi ciddi anlamda yanlışa götürecektir.

“Ülkemize cemaat ve grup kimliklerinin tanınması gerektiğini, batıda öyle yapıldığı söylenilip dayatılırken, batıda grup ve birey kimliğinin liberalizme karşı savunulduğu oysa ülkemizde aynı kimliklerin milli devlete ve ulus kimliğine karşı savunulduğu göz ardı edildi” diyen Demir bunun “Türkiye’de olup biteni örtbas etme çabası” olduğunu söyledi.

 “Günümüzde ülkemizde Türk demenin etnisiteye vurgu olduğunu söyleyerek Müslüman kimlikleri de Türk kimliğinin içinden çıkararak ayrı bir cemaat kimliği olarak bize dayattıklarını, böylece millet ruhunu ve millet bilincini zayıflattıklarını aynı zamanda dini inançlarımızı kapitalizme taşıyarak dinimizin içini boşalttıklarını söyleyen Demir “bizim bunları yeniden inşa etmemiz gerektiğini”, “Millet bilincini Türklük bilincini Türk milliyetçiliğini yeniden inşa etmemiz gerektiğini”, “bunu Türk milliyetçiliğinin ne kadar kuşatıcı olduğunu, temel değerlerin Türk milliyetçiliği içinde nasıl mündemiç olduğunu anlatarak yapmak zorunda olduğumuzu”, “ancak bunu yaparsak cemaat kimlikleri, grup kimlikleri zayıflar ve yerini milli kimlik alır, Türk milliyetçiliği ve kimliği azaldıkça cemaat ruhu ve kimliği yükselişe geçer”.

            Türk Ocakları Çorum Şube başkanı Doç Dr. Hilmi DEMİR’e yapmış olduğu açıklamalardan dolayı teşekkür ediyorum. Gerçekten önemli ve önemli olduğu kadar da dikkat çekici açıklamalar. Türk Ocakları Konya Şube Başkanı Dr. Vedat ERDEN’e de böyle güzel bir konuyu dinleme ortamı sağladığı için teşekkür ediyorum.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim