Kurban Bayramları et festivali değil

Kurban Bayramları et festivalleri değildir

 

Kurban Bayramları’nda sağlıksız koşullarda kesilen kurbanlara ilişkin spekülasyonlar artık vakayı adiyeden sayılıyor.

 

Biliyoruz ki, bu sefer de medyada kurbanın faziletine değil rezaletine ilişkin tartışmalar boy gösterecek. Hatta Kurban Bayramı’nda kurban kesmesek daha hayırlı olacak şeklinde kanaatler ön plana çıkarılacak.

 

Ne Hz. İbrahim, ne de Hz. İsmail konuşulacak. Kurban niçin, neden gönderilmiştir, Kurban kesmenin hikmeti nedir? Neden Müslümanlara vacip kılınmıştır? Bu sorular hiç sorulmayacak, sorulsa bile kurban kesim standartlarının gölgesinde kalacak.

 

Namaz kılmayanların, namaz hakkında hüküm beyan etmeleri gibi, kurban kesmeyenlerin, kurban kavramıyla yakından uzaktan ilişiği olmayanların ahkam kestiklerini göreceğiz bu bayramda da.

 

Vejetaryenler veryansın edecek. Hayvan sevenler üzerindeki tilki kürklerinden utanmayarak “hayvanlar katledilmesin” sloganları atacak.

 

Oysa bu bayram et bayramı değildir. Bir av sezonu da değildir. Canilikle, katliamla ilişkilendirilecek bir olay hiç değildir. Ancak bunu bu şekilde göstermeye çalışanlar var.  Özellikle genç dimağlara yerleştirilmeye çalışılıyor. Hatta bilinçli şuurlu bir şekilde pek çok kanal vasıtasıyla ciddi manada kurban kesmenin insani bir olay olmadığına dönük propaganda yapıldığını bile gözleyebiliyoruz.  

 

Kurban kesme Hz. İbrahim’i, Hz. İsmail’i ve kulluğu anlama ve kul olma bilincini şuurlarımıza yerleştirme eylemidir.  Sözlükte yaklaşmak, Allah'a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamına gelen "kurban", Allah'a yaklaşmayı Allah yolunda malların feda edilebileceğini, Allah'a teslimiyeti ve şükrü ifade eder. Yüce dinimizin fakir komşuyla zengin komşu arasındaki dengeyi sağlayan ve sosyal adaletin gerçekleşmesine dayanak olan vecibelerden biri olan Kurban, hicretin ikinci yılında Müslümanlara meşru kılınmıştır.

 

Kurban, malî ibadetlerden birisidir. Bu, Cenab–ı Hakk'ın ihsan buyurduğu varlığa karşı bir şükran borcudur.

 

Meşruiyeti: Kur'an–ı Kerim, Hadis–i Şerif ve İcma–i Ümmet ile sabittir.


Kurban'ın meşru kılınmış bir ibadet olduğuna dair Kur'an–ı Kerim'de deliller bulunmaktadır. Kurban ibadeti hicretin ikinci yılında eda edilmeye başlanmış ve Peygamber Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam'da, kurbanı bir ibadet olarak kabul etmiş ve bizzat kendisi de on yıla yakın bir süre hep kurban kesmiştir, hiç terk etmemiştir.

 

Tasavvufta kurbanın anlamı ölmeden ölmektir… Nefsini kurban ederek fena  makamını idrak etmektir.

Sonrası güzelliktir bayramdır zaten.

Bu nedenle de her bayram oluşturulan medya gündemine kulaklarınızı tıkayın. Müslümanlar yüzyıllardır kurban kesiyorlar, bundan sonra da kesmeye devam edecekler.

 

Kurbanlarınızı Allah’a yönelerek gönül huzuruyla kesin.

"108/2- O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. 

 22/36- Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. 

 22/37- Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele. 

16/90-Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”

 

Önceki ve Sonraki Yazılar