• BIST 97.565
  • Altın 145,228
  • Dolar 3,5680
  • Euro 3,9893
  • Konya 19 °C
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'

Kur’an’la inşa edilenlerin Kur’ân okumaları-ı

Ali Akpınar

KUR’AN’LA İNŞA EDİLENLERİN
KUR’ÂN OKUMALARI-I

Hayat kitabımız olan Kur’ân, yalnızca Kur’ân ayı Ramazan’da değil; her zaman okumamız gereken Kitaptır. Elbette onu Ramazan’da daha fazla okuyacağız. Çünkü Ramazan ayı, Kur’ân’ın inmeye başladığı aydır. Biz bu ayı oruçlu geçirerek, teravih namazları kılarak, diğer aylardan daha çok Kur’ân okuyarak, infak ederek adeta Kur’ân’ın inişini kutlarız.

Kur’ân’ın çokça okunduğu Ramazan ayında, Kur’ân’ı nasıl okumalıyız sorusu da büyük önem arz etmektedir. Şu aşağıya aldığımız Peygamberimiz başta olmak üzere, Kur’ân’ın ilk muhatapları ve diğer İslam büyüklerinin Kur’ân okumaları bu konuda bizi aydınlatacaktır:

Halef b. Hişam şöyle diyerek ümmetin ilkleri ile sonrakilerinin Kur'ân anlayışını özetler: "Ben Kur'ân'ın elimizde bir emanet olduğu inancındayım. Bize, Hz. Ömer''in Bakara suresi üzerinde tam on sene çalıştığı ve sureyi bitirince Allah'a şükür için kurban kestiği haberleri ulaştı. Bakıyorum da, günümüzde bir çocuk, bir çırpıda Kur'ân'ın tamamını yahut büyük bir kısmını, bir harf eksiksiz okuyuveriyor! Hayır, hayır! Ben Kur'ân'ın bizde bir emanet olduğunu düşünüyorum!"[1]

Abdurrahman Ebu Leyla, 14 sayfalık Hud suresini okurken yanına giren bir kadının kendisine şunları dediğini bize haber vermektedir: "Ey Abdurrahman! Sen Hud suresini böyle mi okuyorsun? Vallahi ben altı aydır onu okuyorum, ama hala bitiremedim".[2]

Peygamberimizin bir tek âyeti okuyarak sabahlaması, yine bir tek âyeti tekrarlayarak sabahlayan, o bir tek âyeti tedebbür ederek onun üzerinde gece boyu çalışan pek çok âlimin kaynaklarımızda yer almış olması bizden öncekilerin Kur'ân'ı anlamaya ne kadar önem verdiklerinin açık belgeleridir.

Ebû Zer’in bildirdiğine göre Peygamberimiz  “Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin[3] ayetini sabaha kadar tekrarlamıştır.[4]

Yine Ebû Zer’in bildirdiğine göre Peygamberimiz  “Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder”[5] ayetini uykusu gelinceye kadar tekrar tekrar okumuştur.[6]

Ebû Hüreyre’nin bildirdiğine göre Peygamberimiz  “Besmeleyi yirmi kere okuyarak tekrar etmiştir.”Gazâlî, Peygamberimizin Besmeleyi tekrar etmesini, onun manasını iyice düşünmek için olabileceğini söyler.[7]

Said b. Cübeyr, “Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının”[8] ayetini namazda yirmiden fazla tekrar etmiştir.[9]

Rebi’ b. Heysem de namazda “Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!”[10] ayetini okuyarak sabahlamıştır.[11]

Hz. Aişe yahut kardeşi Hz. Esma’nın “Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine işleyen azaptan korudu”[12] ayetini uzun uzun tekrarladıkları kaynaklarımızda yer almıştır.[13]

Abdullah b. Mesud’un "Rabbim, benim ilmimi artır[14] ayetini tekrar tekrar okuduğu bildirilmiştir.[15]

Dahhâk’ın da “Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da (öyle) tabakalar var”[16] ayetini sabaha kadar okuduğu bildirilmiştir.[17]

Onlar Kur'ân'ı ilahi bir mektup olarak görüyor ve ona sahip çıkıyorlardı. Tıpkı Hasen Basri'nin dediği gibi: "Sizden öncekiler bu Kur'ân'ı Rablerinden kendilerine gönderilmiş bir mektup olarak görüyorlar, geceleri onu tedebbür ederek üzerinde çalışıyorlar, gündüzleri de O'nun gereklerini yerine getiriyorlardı".[18]

Bu konuda Abdullah b. Ömer'den gelen şu rivayet oldukça dikkat çekicidir:

"Vaktiyle öyle bir hayat yaşadım ki, o sıralar her birimize Kur'ân'dan önce iman verilirdi. Hz. Peygambere bir sure iner inmez, o surede yer alan helal ve haramları, üzerinde durmamız gereken yerleri öncelikle öğrenirdik. Tıpkı sizin Kur'ân (metnini) öğrendiğiniz gibi. Sonraları öyle kimseler gördüm ki, kendilerine imandan önce Kur'ân veriliyor. O kimse, kitabı başından sonuna kadar okumasına rağmen, emirleri- yasakları nelerdir, üzerinde durulması gereken yerleri nereleridir bilmeden, ( en kalitesiz hurma cinsi olan) dakl hurmasının dökülüp dağılışı gibi, Kur'ân'ı parça parça okumakla yetiniyor."[19]

 



[1] Bkz. Kurtubî, Tefsîr, I, 40.

[2] İbn Kayyım, Zâdü'l-Meâd, I, 340.

[3] 5 Maide 118.

[4] Ahmed, Kitabü’z-Zühd, I, 35.

[5] 65 Talak 2.

[6] Ahmed, Kitabü’z-Zühd, I, 77.

[7] GazâIî, İhyâü Ulûmiddîn, I, 437.

[8] 2 Bakara 281.

[9] Ahmed, Kitabü’z-Zühd, II, 513.

[10] 45 Casiye 21.

[11] Ahmed, Kitabü’z-Zühd, II, 467.

[12] 52 Tur 27.

[13] Nevevi, et-Tibyân, s, 43-44.

[14] 20 Taha 114.

[15] Nevevi, et-Tibyân, s, 44.

[16] 39 Zümer 16.

[17] Nevevi, et-Tibyân, s, 44.

[18] Abdullah Sirâcüddin, Tilâvetü'l-Kur'âni'l-Mecîd, 76.

[19] Said Havva, el-Esas fi's-Sünne, VII, 342.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim