• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Konya 11 °C
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi
  • FETÖ'den "ByLock helal fetvası"
  • Bakan açıkladı: PTT'ye 5 bin kişi alınacak
  • Gülen'in pasaport iptaline ilişkin yasal süreçte sona gelindi

Kur'an'ın Ehl-i Kitab'a doğrudan hitabı

Murat Kayacan

Kur'an-ı Kerim'de "De ki: Ey Ehl-i Kitap" hitabı sadece iki surede yer almaktadır: Al-i İmran ve Maide.  Tespit edebildiğimiz kadarıyla, bu hitabı içeren sekiz ayetin ikisi hariç (Maide, 5: 60, 76) diğer altısında Ehl-i Kitab'a Rasulullah (s) aracılığıyla lafzen hitap edilmektedir. Bu yazıda o sekiz ayetten söz edeceğiz.

Kur’an, Hz. Peygamber (s)'den Ehl-i Kitap ile ortak paydalarda buluşmayı teşvik etmesini, onları Allahın birliğine inanmaya ve Allahın yanında başkalarını ilahlaştırmamaya çağırmasını istemektedir: "De ki: Ey Ehl-i Kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman, 'Şahit olun ki biz Müslümanlarız!' deyiniz." (Al-i İmran, 3: 64). Onların çağırıldığı müşterek olan bir söz, dini Allah'a has kılmak (ihlas) ve tevhiddir. Onlar, Allah'ın "göklerin, yerin ve kendilerinin Yaratıcısı ve Rabbi olduğunu" kabul etmektedir (Maturidi, 2005, II: 393). Onlardaki bu bilgi, onlara tebliği kolaylaştıran bir unsurdur.

Ehl-i Kitab'a kendi kitaplarında ve diğer kitaplarda mevcut "Hz. Muhammed (s)'e Allah'ın verdiği delilleri" niçin inkâr ettikleri şöyle sorulmaktadır: "De ki: Ey Ehl-i Kitap! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın ayetlerini inkâr edersiniz?" (Al-i İmran, 3: 98). Halbuki onlara Rasulullah (s)'ın doğruluğu, peygamberliği ve delilleri apaçık sabit olmuştur. Allahu Teala onların O'nu ve Rasulullah (s)'ı -ikisi hakkında bilgileri olmasına rağmen- kasten inkâr ettiklerini ifade etmektedir (Taberi, 2000, IV: 52).

Ehl-i Kitap, Müslümanları İslam dairesinden çıkarmaya çalışmaktadır: "De ki: Ey Ehl-i Kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir." (Al-i İmran, 3: 99). Onların yaptığı salt bir temenniden ibaret değildir. Aksine onlar İslam'ın hak ve doğruluk dini olduğunu bilmelerine rağmen ona karşı harekete geçmektedirler (Nâsırî, 1985, I: 246).

Yahudi olan Ehl-i Kitap aslında Hıristiyanlığa da karşıdır: "De ki: Ey Ehl-i Kitap! Sadece Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmışlarsınız." (Maide, 5: 59). Bu ayetle ilgili olarak İbn Abbas'tan, bir grup Yahudi'nin Rasulullah (s)'a geldiği, onun hangi peygamberlere inandığını sorduğu o da hepsini sayarken Hz. İsa'yı da belirtince o grubun, "Vallahi senin dininden daha kötüsünü bilmiyoruz." dedikleri nakledilmektedir (Cevzî, h. 1422, I: 562). onlara daha kötüsü şöyle haber verilmektedir: "De ki: Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmiş ve gazap etmişse; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır." (Maide, 5: 60).

Ehl-i Kitab'a kendi kitaplarında onlar için indirilmiş olan ve uymaları gereken hükümlere tabi olmaları söylenmektedir: "De ki: "Ey Ehl-i Kitap! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir şey üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için üzülme!" (Maide, 5: 68). Ne yazık ki, Hz. Peygamber (s)'e indirilmiş olan vahiy onların çoğunun tuğyanını ve inkârını artırır (Beğavi, h. 1420, II: 70) ancak onlar Hz. Peygamber (s)'e ve müminlere zarar veremez. Ayetteki şey ifadesi onların dinlerinin bozulduğunu ifade etmek amaçlı küçültücü bir ifadedir (Zemahşeri, I: 660).

Allahu Teala Hıristiyanların kâfir olanlarına ve Hz. İsa'yı Rableri sanan kesimlerine Rasulullah (s)'ın şöyle demesini istemektedir: "De ki: Allah'ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendir. De ki: Ey Ehl-i Kitap! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın. (Maide, 5: 76-77). Bu ayetlerde kastedilen Ehl-i Kitap İncil ehlidir ve onlardan istenen Hz. İsa'yı sadece Allah'ın kelimesi kabul etmeleridir (Taberi, 2000, X: 486, 487).

Müminler yukarıda belirttiğimiz Ehl-i Kitab'ı muhatap alan ayetleri "ibret almak" ve onların düştükleri hatalara düşmemek için okumalıdırlar.

Beğavî, el-Hüseyin b. Mesud el-Ferra (h. 510), Meâlimu’t-Tenzîl fi Tefsiri’l-Kur'an, 5 c., Daru İhyai’t-Turasi’l-Arabî, Beyrut, h. 1420

Cevzi, Ali b. Muhammed (h. 597), Zadu’l-Mesîr fî İlmi’t-Tefsîr, Daru'l-Kitabi'l-Arabi, 4 c., 3. bs., Beyrut, (h) 1422.

Matüridî, Ebu Mansur (h. 333), Tevilatu Ehl-i Sünne, 10 c., Daru'l-Kütübi'l-İlmiye, Beyrut, 2005.

Nâsırî, Muhammed el-Mekkî (h. 1414), et-Tefsir fi Ehadisi't-Tefsir, 6 c., Daru'l-Garbi'l-İslamî, Beyrut, 1985.

Taberî, Muhammed bin Cerir (ö. 310), Câmiu'l-Beyan an Te’vîli Âyi’l-Kur'an, 24 c., Müessesetü’r-Risale, Beyrut, 2000.

Zemahşerî, Mahmud b. Ömer (ö. h. 538), el-Keşşâf an Hakâiki Ğavamidi’t-Tenzîl ve Uyûni’l-Ekâvil fî Vucûhi’t-Te’vil, 4 c., 3. bs. Daru’l-Kitabi’l-Arabi, Beyrut, h. 1407.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim