• BIST 90.186
  • Altın 233,621
  • Dolar 6,1028
  • Euro 6,9689
  • Konya 22 °C
  • Sanayi Bakanlığından 16 maddelik yeni paket!
  • Erdoğan işaret etmişti, Vestel'den ilk hamle geldi!
  • Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan yeni tedbir paketi!
  • Sanayi Bakanlığından 16 maddelik yeni paket!
  • Erdoğan işaret etmişti, Vestel'den ilk hamle geldi!
  • Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan yeni tedbir paketi!

Kur’an’ı Anlamada Yöntem Nasıl Olmalıdır?

Hamza Çevik

İyi bir Kur’an okuyucusu, eğer ondan istifade etmek istiyorsa şu kurallara uymalıdır. Kur’an okurken; dil, akıl ve kalb üçlüsü, sıkı bir ilişki halinde olmalıdır. Dil âyetlerin lafzını kalbe gönderirken; kalb de bu âyetlerin anlamlarını akla göndererek tesirini akıl ışığı altında yansıtır. Bir başka anlatışla, dil ayetlerin lafızlarını telaffuz ederken anlamını kalbe yansıtmalı, kalb de, anlamlardan sebep-sonuç ilişkileri ve hüküm değerleri çıkarmada beyinle, akılla doğrudan bir irtibata geçmelidir. Hz. Ali’nin dediği gibi: “İçinde anlayış bulunmayan ibadette hayır olmadığı gibi, üzerinde tefekkür ve tedebbür bulunmayan okumada da hayır yoktur.”[1] Dini düşüncenin yeniden teşekkülünde fikrî eksersizler yapan geçen yüzyılın büyük düşünürü Muhammed İkbal’in dediği gibi, her insan, sanki Kur’an, ilk defa kendisine nâzil oluyormuşçasına okumalıdır. İşte o zaman Kur’an sırlarını kişiye açacaktır. Çünkü Kur’an, Yüce Allah’ın ziyafet sofrası gibidir. Bu ziyafet sofrasından istifade etmede okuma ve yaşama el ele vermelidir.  Yaşama olmadan bizzat Kur’an kendisini okuyanları, rûz-i mahşerde Cenab-ı Hakk’a şikâyet edecektir.[2] O halde Kur’an bizden şikâyetçi değil, şefaatçi olacak bir düzeyde onu anlamaya ve hayatımızda anlamlandırmaya çalışalım. Bunun yolu da ihlas ve samimiyetle okur-yaşar olmaktan geçmektedir.

Unutmayalım ki, Kur’an’ın muhatabı,  dirilerdir. Bu Kur’an’ın indiriliş amaçlarından birisi de yaşayanları uyarmak içindir.[3] Bu, ölüler için okunmaz anlamına gelmez. O, ölü olan kalpleri diriltmek, kullanılmayan, işlevsiz hale gelmiş olan akıllara işlevsellik kazandırmak için indirilmiştir. Akıl ve kalp koordinatlarını iyi kuranlar, gerçek manada Kur’an’dan istifade etmeyi bilenlerdir. Nasıl ki Kur’an’ın nüzûl tarihinde meydana gelen “inkıta-i vahiy/vahyin belli bir süre kesilmesi” ruhsal anlamda Hz. Peygamberi olumsuz yönde etkilemişse, Kur’an’ı anlama noktasında ertelenecek bir davranış da bizim zihin ve gönül dünyamızda benzer manevi gerilimlere yol açacaktır.  Zira Kur’an hem tertîl üzere okunacak ve hem de okunan âyetler üzerinde derinlikli tedebbür, tefekkür ve tezekkür faaliyetleri sürdürülecektir. Bu anlamda Kur’an’la bağı kesik olan mü’minlerin durumu, nefes darlığı çeken bir hastanın oksijen tüpünden mahrum olmasına benzer. Kur’an’ı anlama çabası, bir nevi yolda olmak, yola koyulmak çabasıdır.

Sonuç olarak,  Ramazan ayı, mübarek Kur’an’ın doğum ayıdır.  Bu ay, her Müslüman için, Kur’an’le yeniden irtibatı kurmada bir milat olmalıdır. Müslümanlar, mukabele geleneğini devam ettirirken akıllarından çıkarmayacakları gerçekler vardır. Her Kur’an sevdalısı, Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın sözü olduğunu unutmamalıdır. Onun her tavsiye ve hükmü, emir ve yasakları,  onda bulunan helal ve haramlarla ilgili hükümler bizim yararımızadır. Bu sebeple Kur’an’ın Allah katından geldiğine iman eden bir mü’min, onun verdiği her bilgi ve haberin doğruluğuna, hükümlerinin her zaman ve mekânda uygulanabilirliğine yürekten inanmalıdır.  Kur'ân, sadece Hz. Peygamber dönemine ait bir kitap değil, varlığını ve rehberliğini dünya durdukça sürdürecek olan, çağları aşan ve kucaklayan evrensel bir kitaptır.  Ne mutlu bütün bu uyarı ve tavsiyeleri dikkate alarak bir yaşam klavuzu olan Kur’an’a sarılanlara!..

 

 

 

[1] Bu mealde olan şu âyete bakınız. 47/Muhammed 24.

[2] Bkz. 25/Furkân  30.

[3] Bkz. 36/Yasin 6.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim