• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Konya -2 °C
  • 15 Temmuz Çengelköy ve Kuleli iddianamesi kabul edildi
  • Teröristbaşı Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği talimat yazısı ortaya çıktı
  • İYİ Parti'den 2019 için CHP ve HDP'ye ittifak çağrısı!
  • 15 Temmuz Çengelköy ve Kuleli iddianamesi kabul edildi
  • Teröristbaşı Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği talimat yazısı ortaya çıktı
  • İYİ Parti'den 2019 için CHP ve HDP'ye ittifak çağrısı!

Kur’an’da “Sana ulaştı mı?” sorusu

Doç. Dr. Murat Kayacan

Bir şeyi soru sorarak anlatmaya başlamak oldukça etkileyici bir üsluptur. Muhatapta merak uyandıran bir sorunun ardından gelecek açıklama daha fazla akılda kalır. Bu yazıda, beşi kıssalarla biri de kıyametle ilgili olmak üzere Kur’an’da bulunan “Sana ulaştı mı? (هَلْ اَتٰيكَ)” sorusunun yer aldığı ayetleri nüzul sırasına göre ele alacağız. Bu soru ile ulaşıp ulaşmadığı sorulan şeylerden biri نـبؤا (Taha, 20: 9) lafzıyla beşi ise حد۪يث lafzıyla olmak üzere “haber”dir.

Allah’ın dilediğini yaptığından söz edildikten sonra (Buruc, 75: 16) Peygamber (s)’e, “O orduların haberi sana ulaştı mı?” (Buruc 85: 17) diye sorulmaktadır. Bu ayetten sonraki ayete bakıldığında ulaştığı sorulan haberin konusunun, Firavun ve Semud kavmine ait ordular olduğu anlaşılmaktadır (Buruc, 75: 18). Buruc suresinin Mekke’de Müslümanların baskı ve işkenceye muhatap olduğu bir dönemde inmiş olması dikkate alındığında şöyle söylenebilir: Bu iki zalim ordudan söz edilme nedeni, helak edilen o iki kavmin akıbetinden ibret alınmasıdır. Dolayısıyla, zalimler Müslümanlara zulmetmekten uzak durmalıdırlar. Aksi takdirde akıbetleri Firavun ve Semud’un orduları gibi olacaktır.

Bu yazıda ele aldığımız soru kalıbı Davud kıssasına başlanırken de kullanılmaktadır: “Davacıların haberi sana ulaştı mı? Hani onlar yüksek duvardan tırmanarak mihraba girmişlerdi.” (Sad, 38: 21). Bir meseleyi çözmek üzere Davud peygambere gelen iki kişi, esrarengiz bir şekilde ibadethanenin kapısından değil de duvardan tırmanarak girmektedir. Haliyle bu durum Davud peygamberi ürkütmüştür. Ne var ki davacılar kötü bir niyetleri olmadığı konusunda onu rahatlatmakta ve aralarındaki meseleyi anlatmaya başlamaktadırlar. İki kardeşten fakir olanın ifadesine göre, zengin olan kardeş doksan dokuz koyunu olduğu halde fakir kardeşinin bir koyununu da almak istemektedir. Bu anlatımı yeterli gören Hz. Davud ikinci kişiyi dinlemeden hüküm vermekte ancak ardından Allahu Teala’nın onu sınavdan geçirdiğini düşünerek tövbe etmektedir (Sad, 38: 21-24).

Kur’an, “Musa (olayının) haberi sana ulaştı mı?” (Taha 20: 9) diyerek Peygamber (s)’in dolayısıyla Kur’an okurlarının dikkatini Musa kıssasına çekmektedir. Kayınpederi Şuayb’ın yanından ailesiyle ayrılıp yola çıkan Hz. Musa, gördüğü bir ateşin yanına gider ve orada beklemediği bir şekilde Allahu Teala ile muhatap olur. Ona bazı mucizelerin verilip onun haddi aşan Firavun’u uyarma görevi üstlenmesi istenir. Bu sırada onun küçüklüğünde Firavun’un zulmünden nasıl kurtulduğu hatırlatılmakta ve ardından da Hz. Musa’nın Firavun ile diyalogları aktarılmaktadır. Hz. Musa’nın gösterdiği mucizelere, onunla mücadele etmek üzere toplanan Firavun’un büyücüleri bile iman etmektedir. Ancak Firavun inkârını sürdürerek Allah’ın kullarını yok etmeye yeltenmişse de onun ordusu boğulup gitmiştir. Ardından bu zulümden kurtulan İsrailoğulları içlerinden biri olan Samiri ile imtihana tabi tutulmuş ve Samiri Harun’un uyarılarını dikkate almayan İsrailoğullarını saptırmıştır (Taha, 20: 10-97).

Meleklerin insan görünümünde Hz. İbrahim’i ziyarete gelmelerinden söz eden kıssa şöyle başlamaktadır: “İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi sana ulaştı mı?” (Zâriyât 51: 24). Hz. İbrahim ziyarete gelenlerin aslında melek olduğunu bilemez ve onlara bir buzağı kesip ikram eder. Yemediklerini görünce endişelenir. Ancak endişelenecek bir şey yoktur. Geliş amaçları Hz. İbrahim ve eşine bir oğul müjdelemek ve sapkın eşcinsel Lut kavmini cezalandırmaktır (Zariyat 51: 25-34).

Dünya hayatı bir gün tamamen sona erecektir. Kur’an bu gerçeğe şöyle dikkat çekmektedir: “Her şeyi kaplayacak olan (kıyamet)in haberi sana ulaştı mı?” (Gaşiye, 88: 1). Kıyamet dünya hayatını anlamlı kılan şeydir. Dirilme ve hesap çekme varsa insan bâtıl karşısında ümitvar olabilir. Çünkü dünya hayatında zulmü bitirmeye kimsenin gücü yetmemektedir. Ahirette kurulacak teraziler “kesin hesapçı”dır. İnanıp iyilik yapanlar cennetle ödüllendirilecek, inkâr edip kötülük yapanlar da azaba uğrayacaklardır.

“Sana ulaştı mı?” sorusunun nüzul sırasına göre Kur’an’da yer aldığı son ayet şöyledir: “Musa'nın haberi sana ulaştı mı?” (Naziat, 79: 15). Bu ayetin ardından azgınlaşan Firavun’a Hz. Musa’nın mucizeyle gittiğinden ancak Firavun’un kibrini sürdürüp inkârını sürdürmesi nedeniyle azabı hak ettiğinden söz edilmektedir (Naziat, 79: 16-25).

Görüldüğü gibi, “Sana ulaştı mı?” sorusunun biri kıyametle kalan beşi da kıssalarla ilgili olarak Kur’an’da yer almaktadır.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim