• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 12 °C
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'

Kur'an'da "âmâdan yüz çeviren" kim?

Murat Kayacan

Mekki surelerden Abese suresinin (Kurtubi, 1964, XIX: 211) ilk on ayetinde "tebliğde öncelik tercihi" açısından ikaz edilen kişi, yaygın kanaate göre Rasulullah (s)'tır. Ne var ki, bu ayet grubunun ilk iki ayetinde ikaza muhatap olan 3. tekil şahıs (o), sonraki ayetlerinde ise 2. tekil şahıs (sen)tır. Bu nedenle, yaygın anlayışın dışına çıkan ve "o hitabını" inkârcı kişiye "sen hitabını" ise Hz. Peygamber (s)'e atfeden bir yaklaşımdan söz etmek de mümkün hale gelmektedir. Bu yazıda söz konusu ayetlerde "o" ve "sen" hitaplarının her ikisinin de tek muhatabının Hz. Peygamber (s) olmadığı yaklaşımını değerlendireceğiz.

Mustafa İslamoğlu'nun yukarıda söz konusu edilen ayetlere verdiği meal -noktasına ve virgülüne müdahale etmeden nakledecek olursak- şöyledir: "O (kibirli adam) surat astı ve sırtını dönüp uzaklaştı, yanına âmâ geldi diye. Ve (sana gelince Ey Nebi!) Sen nereden bileceksin o (müşrikin) arınacağına dair bir ihtimal bulunduğunu; veya alacağı öğütün kendisine yarar sağlayacağını? Fakat, kendi kendine yettiğini sanan kimseye gelince: Sen bütün ilgini ona yönelttin; oysa ki, onun arınmamasının sorumlusu sen değilsin; fakat sana büyük bir iştiyakla gelen var ya: -ki o Allah'a saygıda kusur etmez- işte sen onu ihmal ediyorsun."(Abese, 81: 1-10). Klasik tefsirlerde bu ayetler yorumlanırken yüz çevirenin Hz. Peygamber (s) olduğu yorumunun tercih edildiğini söyleyen İslamoğlu, bu tercihte Muvatta ve Tirmizi'nin Sünen'inde nakledilen nüzul sebebi rivayetinin belirleyici olduğunu ifade etmektedir. Tirmizi rivayetinin sorunlu olduğunu söyleyen yazar, Muvatta hadisi hakkında ise yorum yapmamaktadır. Mütercimin, bu surenin ilk iki ayetinin muhatabının yaygın kanaatin aksine Hz. Peygamber (s) olmadığını söylemesinin diğer bir gerekçesi ise Kur'an'ın başka bir yerinde (İslamoğlu'nun eserinde yanlış olarak Müddessir, 74: 23-24 numaralı ayetler verilmektedir bkz. 2009: 1222) yine surat astı ifadesinin kullanılıyor olmasıdır (Müddessir, 74: 22). Benzer şekilde Mehmet Okuyan da, küfrün yapısında imanı hakir görmek olduğu için, ilk iki ayeti diğer Mekki surelerin bazılarında söz edilen olumsuz tiplerle irtibat kurarak yorumlayıp o iki ayetteki fiillerin Velîd b. Muğire'ye ait olması fikrini daha tutarlı bulmaktadır (II: 190, 191).

Tabatabai'nin Mizan adlı eserindeki gibi (Öztürk, 2011: 830) yukarıdaki her iki yazarın yaklaşımı da, yanına âmâ biri geldi diye ona karşı surat asmak ve yüz çevirmek gibi hoş olmayan iki fiilden Hz. Peygamber (s)'i uzak tutma açısından ilgi çekicidir. Ne var ki, bu yaklaşımın doğru olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü âmâ olan kişi, Rasulullah (s)'ın tebliğinde öncelediği Velid b. Muğire/Ubey b. Kâb'ın (İslamoğlu, 2009: 1222) ziyaretine değil -ki bu konuda ittifak da yoktur ve orada bulunanlara dair bu ikisinin dışında beş isim daha sayılmaktadır (Şimşek, 2012, V: 388)- dini öğrenmek istediği Rasulullah (s)'ın ziyaretine gelmiştir. Ayrıca İslamoğlu'nun yukarıdaki ayet grubunu tercüme ederken fakat sana büyük bir iştiyakla gelen var ya demesi de âmâ kişinin Rasulullah (s)'a geldiğinin kanıtıdır.

Abese suresinin ilk iki ayetinde muhatap Hz. Peygamber (s) olmasına rağmen, niçin 3. tekil şahıs zamiri kullanıldığı konusuna gelince bu, benzer şekilde davranan herkesi kapsadığının açıkça bilinmesi için olmalıdır (Şimşek, 2012, V: 388). Ayrıca bu ayetlerde "sen" hitabının yerine "o"nun kullanılmasının, Rasulullah (s)'a verilen öneme işaret etme amaçlı olduğu söylenebileceği gibi (Kınnevci, 1992, XV: 75), Allahu Teala'nın evvela, tebliğde öncelik konusunda yanlış tutum takınan Rasulullah (s)'a "o" hitabı kullanarak Kendisi ile onun arasına azarlama yoluyla bir mesafe koyduğu, sonra da muhatap kip ile ona hitap ederek azarlama sonrası ondan razı olduğunu ifade ettiği de söylenebilir (Hatîb, ts., XVI: 1449).

En doğrusunu Allahu Teala bilir.

 

Hatîb, Abdülkerim Yunus (h. 1390), et-Tefsiru'l-Kur'anî li'l-Kur'an, Daru'l-Fikri'l-Arabi, Kahire, ts.

İslamoğlu, Mustafa, Hayat Kitabı Kur'an Gerekçeli Meal-Tefsir, 3. bs., Düşün Yay., İst., 2009.

Kınnevci, el-Hüseyni el-Buhari (ö. h. 1307), Fethu'l-Beyan fi Makâsidi'l-Kur'an, 15 c., el-Mektebetu'l-Asriyye li't-Tabâati ve'n-Neşr, Beyrut, 1992.

Kurtubî, Ebû Abdillah Muhammed b. Ahmed el-Ensârî (ö. 671 h), el-Câmi’ li Ahkâmi'l-Kur'an, 10 c. (20 cüz), 2. bs., Daru’l-Kütübi’l-Mısriyye, Kahire, 1964

Okuyan, Mehmet, Kısa Surelerin Tefsiri, 2 c., 3. bs., Düşün Yay., İst., 2011.

Öztürk Mustafa, Kur'an-ı Kerim Meali Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri, Düşün Yay., İst., 2011.

Şimşek, M. Sait, Hayat Kaynağı Kur'an Tefsiri, 5 c., Beyan Yay., İst., 2012.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim