• BIST 82.656
  • Altın 147,550
  • Dolar 3,7843
  • Euro 4,0339
  • Konya -1 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Kuraklık Tehlikesi ve Konya – 2

Ufuk Karadavut

Kuraklık tehlikesi Konya’yı nasıl etkileyecek. Bu son gülerin en önemli konularından birisi. Konya kapalı havzası dünya’nın en büyük ve önemli kapalı havzalarından birisi. Türkiye’nin yer altı sularının yaklaşık % 65-70’lik kısmı da bu kapalı havzada bulunmaktadır. Konya yıllık olarak  yaklaşık olarak 2.5 milyar metreküp su kullanılıyor. Ancak mevcut olan su birikme oranı (yağışlar ve benzeri şekillerde) ise 1.8 milyar metreküp civarında. Hemen her yıl fazladan 700 bin metreküp fazladan su kullanılıyor.  Elbette kullanılan bu suyun yaklaşık % 75’i tarımsal amaçlı sulamada kullanılmaktadır. % 15’i sanayide ve % 10’luk kısmı ise konutlarda tüketilmektedir.

Tarımsal sulamalar nasıl yapılıyor hiç dikkat ettiniz mi?. Ben söyleyeyim. Büyük oranda açık sistemle yapılıyor. Bu salınan suyun yaklaşık % 40’ının bir şekilde kaybolması demektir. Diğer bir deyişle israf olmasıdır. Ne ilginç bir ülkedeyiz ki, Rusya’dan, Kazakistan’dan, Kerkük ten petrol ve gaz’ı boru hatları ile ülkemize getirebiliyoruz. Ama ülke içinde suyumuzu boru hatları ile taşıyamıyoruz.  Açık sisteme en kısa sürede sonuç alacak şekilde geçilmesi için çalışmalar başlatılmalıdır. Salma sulama ya da vahşi sulama olarak adlandırılan sulama sistemlerine bir an önce son verilmesi sağlanmalıdır. Yapılan bir araştırmaya göre yağmurlama sulama salma sulamaya göre % 40, damla sulama ise % 60 daha az su tüketiyor. Bu Konya havzasına genellendiğinde çok büyük rakamlara tekabül etmektedir.

Konya için en önemli açmaz şu an sayısı tam olarak bilinmeyen ya da bilinmek istenmeyen  kuyu sayısıdır. Hemen herkes farklı rakamlar ifade ediyor. Tam rakamı ise bilen yok. Ancak bazı yetkili çevrelerden aldığımız rakamlara göre 50 bin kuyudan bahsediliyor. Bunun en az yarısı kaçak, yani ruhsatı yok. Bu kuyuların öncelikle tespit edilmesi gereklidir. Bunun siyasi kaygıları bir tarafa bırakabilirsek kolayca halledilebileceğini düşünüyorum. Aksi taktirde kuyu sayısı artarak devam edecektir. Daha ilginç olanı ise ruhsatı olmayan kuyulara bir şekilde elektrik verilmiş. Yani kaçak kuyu açılması desteklenmiş. Bunun sorumluları bulunarak gerekli işlemler yapılmalıdır.

Kuyular açılıyor ama sonrasını dikkate alan yok. Her açılan kuyu Konya için büyük bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor ama farkına varan yok ya da göz ardı ediliyor.  Kendinizi her şeyden uzak tutarak gökyüzüne bakın. Gökyüzünde 50 ya da 60 bin delik var ve her geçen gün bunun sayısı artıyor. Bir gün gelip gök yüzünün çökmeyeceğini düşünebilir misiniz?. Aynı düşünceyi yer altındaki suyu çekmek için açılan kuyular için verebiliriz. Daha da tehlikelisi kubbeyi basınçla tutan su seviyesi her geçen gün azalıyor ve üst tabakayı taşıyamaz noktaya doğru gidiyor. Yakın zamanda Konya ve çevresinde deprem benzeri çöküntüler yaşanırsa sakın şaşırmayın. Birinci nedeni bu kuyulardır.

Konya’da kuraklık konusunda çalışma gruplar çıkmaya başladı. Bunların bazıları Konya içinden ama bazıları ise Konya dışından gelenler. Ancak ne hikmetse aralarında bir birliktelik yok. İşbirliğine yanaşmıyorlar. Hatta Türkiye’de tanınmış bir dernekle irtibata geçtiğimizde olayın tamamen ‘duygusal’ olduğunu anladık.  Yani aslında Konya’nın su sorunu ile ilgilenen yok. Yurt içi ya da yurt dışı kaynaklardan yararlanmaya odaklanmışlar. Bu konuda çalışan herkesi elbette   aynı sepete koyamayız. İyi niyetli çalışanlar inanıyorum ki vardır ve olmalıdır. Ama bunların biraz daha aktifleşmeleri ve hareketlenmeleri gerekmektedir.

Beyşehir gölü Konya için büyük bir nimet olarak gözüküyor. Ancak hızla tüketilen ve yok olacak bir nimet. Ancak ne hikmetse çok hoyratça Beyşehir gölünün sularını tüketiyoruz. Yine yetkililerden aldığım rakamlara göre her yıl Konya’ya 350 milyon metreküp su veriliyormuş. Gerçi DSİ geçenlerde açıklama yaptı ve bu rakamı biraz azalttıklarını söylediler.  Ama su arzı devam ediyor. Edeceğe de benziyor. İnşallah yaz gelince siyasi baskılarla DSİ bu kararından vazgeçmez. Akşehir gölü her geçen yıl bir önceki yıla göre biraz daha azalıyor. Gölü yalnızca Konya’nın değil aynı zamanda Türkiye’nin geleceği için korumak zorundayız. Akşehir gölündeki duyarsızlık burada da devam ederse uzak olmayan bir gelecekte gölden bahsedilmeyeceği açıktır. Türkiye sulak alanlarının yaklaşık % 40’nı daha şimdiden kaybetmiş durumda. Ereğli sazlıkları en yakın örnek. İvriz barajına su sağlayan kaynaklar baraja aktarılırken suyun bir kısmı sazlıkların korunabilmesi için buraya verilecekti. Ama her ne hikmetse proje kapsamı garip bir şekilde genişletilmiş ve sazlıkların kuruması sağlanmış.

Peki ne yapılmalı ve ne yapılabilir. Bana ayrılan yer bunları açıklamama izin vermiyor. Bir sonraki yazımda bunları açıklamaya çalışacağım.

             

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim