• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -6 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Kuraklık Tehlikesi ve Konya - 1

Ufuk Karadavut

Son günlerde hemen herkes iklim raporu sonucunu ve son zamanlarda görülen yağış azlığı nedeniyle kuraklığı konuşuyor. Öldük, bittik edebiyatı yapanlarda var, bunun fazlasıyla abartıldığını düşünenlerde. Daha düne kadar su zengini bir ülke olduğumuzu devletin en yetkilileri ifade ederlerdi. Hatta sularımızı dışarıya satmayı bile düşündük. Ama birde baktık ki, durum hiçte bize anlatıldığı gibi değil. Türkiye aslında su fakiri bir ülke. kişi başına düşen su miktarı Türkiye nüfusu göz önünde tutularak 3 bin 600 m3/yıl/kişi'dir. Kullanılabilir suyun kişi başına bir yılda düştüğü miktar ise bin 700 m3 civarındadır. Bir ülkenin su zengini sayılması için kişi başına bir yılda 10 bin m3 su düşmelidir. Bu bakımdan ülkemiz dünya standartlarına göre su fakiridir. Konya ile ilgili konulara biraz genel bilgiler verdikten sonra geçmek istiyorum.

Türkiye’deki kuraklıkla ilgili olarak Meteoroloji Genel Müdürlüğü bir rapor yayınladı. Bu rapora göre kuraklıkta bir miktar artışın olduğu adeta teyit edildi.  Aydeniz metoduna göre çizilen 2005 yılı yıllık kuraklık haritasında; Rize, Hopa, Bartın, Zonguldak ve Karabük çevreleri ISLAK; Kars, Ardahan, Artvin, Trabzon, Giresun, Ordu, Ünye, Samsun, Sinop, İnebolu, Bolu, Düzce, Sakarya, İzmit, Yalova, Bursa, İstanbul, Kırklareli, Edirne, Muğla, Hınıs, Tortum ve Bitlis çevreleri NEMLİ; Erzurum, Muş ,Bingöl, Bayburt, Gümüşhane, Kastamonu, Kütahya, Uşak, Çanakkale, Tekirdağ, Manisa, Finike, Antalya, Manavgat, Antakya, Yozgat ve Göksun çevreleri NEMLİCE; Hakkari, Erzincan, Sivas, Tokat, Çorum, Çankırı, Ankara, Bilecik, Afyon, Balıkesir, İzmir, Aydın, Anamur, Adana, Osmaniye ve Gaziantep çevreleri KURAKÇA; Ağrı, Van, Şırnak, Siirt, Malatya, K.Maraş, Amasya, Kayseri, Nevşehir, Kırıkkale, Eskişehir, Denizli ve Burdur çevreleri KURAK; Batman, Diyarbakır, Elazığ, Adıyaman, Kilis, Mersin, Niğde, Aksaray, Kırşehir ve Konya çevreleri ÇOK KURAK; Iğdır, Mardin, Şanlıurfa ve Karaman çevreleri ÇÖL karakterler göstermiştir.

Uzun yıllar yıllık kuraklık haritası (1980-2000) ile 2005 yılı yıllık kuraklık haritası karşılaştırıldığında, uzun yıllara göre bu yıl Doğu Anadolu’nun doğusu, Güneydoğu Anadolu’nun ve İç Anadolu’nun güney kesimleri ile Ordu, Amasya, Denizli, Mersin, Antakya ve Tekirdağ çevrelerinde kuraklıkta bir artış gözlenirken, Doğu Anadolu’nun ve Trakya’nın kuzey kesimleri, Ege Bölgesi’nin iç kesimleri ve Gaziantep çevrelerinde nemlilikte bir artış olmuştur. Yurdumuzun geri kalan kesimleri kuraklık durumu bakımından benzer karakterler göstermiştir. Görüldüğü gibi Konya kurak sınıflamasından çok kurak’a, Karaman ise çok kuraktan resmen çöl statüsüne yükseltilmiştir.

Bunların dışında bilinmesi gereken diğer bir konuda kuraklık sınıflandırmalarıdır. Çünkü bilimsel olarak incelendiğinde herhangi bir yerde, yılın herhangi bir ayında az veya hiç yağış olmaması o yerde kuraklığın olduğunu göstermez. Kuraklık kelimesini kullanmak için bir sürekliliğin olması gerekmektedir. Yoksa yıllara göre dalgalanmalar görülebilir ki bu gayet normaldir. Elbette bunu belirlemek için uzun yılların iklim verileri alınarak bazı istatistiksel analizler yapılabilir. Böylece şu an yaşadığımız kuraklığın gerçekten iklim değişimlerinde mi yoksa tesadüften mi ileri geldiği anlaşılabilir.

Bu durumda kuraklık deyince biz neyi anlamalıyız. Kuraklık nedir. Kuraklık 3 grupta incelenmektedir. Birincisi meteorolojik kuraklıktır. Belli bir dönemde (bu 30-40 yıllık bir zaman dilimidir) meydana gelen sapmayı ifade etmektedir. Yani normal yağış miktarından sapmalardır. Devam eden bir meteorolojik kuraklık olayı hızlı bir şekilde kuvvetlenebilir veya aniden sona erebilir. İkincisi ve bizi en çok ilgilendiren kuraklık şekli ise tarımsal kuraklıktır. Konya ve çevresi Türkiye tarımında özel bir yere sahip olması nedeniyle bu kuraklık bizleri biraz daha fazla ilgilendiriyor. Tarımsal kuraklık kısaca şu şekilde tanımlanmaktadır; bitkilerin büyüyüp gelişmeleri için gerekli olan nemi toprakta ve kök bölgelerinde bulamamalarıdır. Hemen her bitki gelişme döneminde kendine göre bazı kritik su ihtiyacı dönemleri vardır. Bu dönemlerde suyu bulamazsa gelişme geriliği başlar. Bitkinin suya ihtiyaç duyduğu belirli bir kritik döneminde yeterli toprak nemi olmadığı zaman tarımsal kuraklık meydana gelir. Tarımsal kuraklık meteorolojik kuraklıktan sonra ve hidrolojik kuraklıktan önce ortaya çıkan tipik bir durumdur. Tarımsal kuraklık, toprağın derinlikleri doymuş halde olsa bile ürün verimlerini ciddi oranda düşürebilir. Yüksek sıcaklıklar, düşük nispi nem ve kurutucu rüzgarlar yağış azlığının etkilerinin katlanmasına sebep olur. Bir diğer kuraklık şeklide Hidrolojik kuraklıktır. Bu kuraklık şekli yağışın çok uzun süreli olarak görülmemesi ile yeraltı ve yer üstü sularını ciddi oranda eksilmesi anlamına gelmektedir. Bunu belirlemenin en iyi yolu yer üstü ve yeraltı sularının sürekli olarak akış rejimi ve akan su miktarlarının ölçülmesidir. Ancak bu ölçümlerden sonra hidrolojik kuraklığa karar verilebilir.

Bu haftaki yazımda sizlere genel olarak kuraklık hakkında bilgiler vermeye çalıştım. Bir sonraki yazımda Konya kapalı havzası açısından durumu daha ayrıntılı olarak incelemeye çalışacağım.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
mehmet veli yaşar
22 Ekim 2007 Pazartesi 12:24
tehtit
siz ben i
öldü sanın
birgün
herkesin
intikamı alınacak bu yemin ederim diyarbakır bismil
88.241.114.146
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim