• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 1 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Kuraklık için neler yapılabilir?

Ufuk Karadavut

Konya iklim yapısı olarak Aridite bir bölge niteliğine girmiştir. Aridite, bir bölgedeki iklim koşullarının zayıf su varlığı ve düşük ortalama yağış koşulları nedeniyle sürekli kurak olma özelliğidir. Kuraklık ise yağışın normal düzeyinin oldukça altına düştüğünde ortaya çıkan ve arazi kaynakları üretim sistemlerini olumsuz biçimde etkileyerek ciddi hidrolojik dengesizliklere yol açan doğal oluşumlu bir olaydır.

Özellikle son günlerde ilgili kurum ve kuruluşlarca kuraklıkla ilgili yeni birimler oluşturulmakta ve nelerin yapılacağı konusu tartışılmaktadır. Basında barajlarda su seviyesinin düşmesi nedeniyle enerji üretiminin duracağı, yeterli yağış olmaması durumunda enerji kesintisine başlanacağı konusunda haberler yer almaktadır.

Bazı yetkililer her ne kadar insanların telaşlanmasına engel olmak için tam konuşamazlarsa da yinede  kuraklık olduğunu, önümüzdeki 4 yıl çok ciddi bir kuraklık tehlikesi olduğunu, sorunun giderek arttığını ve kısa sürede çözülmemesi halinde çölleşecek olan ülkemizde tarım sektöründe afet boyutuna ulaşan kuraklık sebebiyle tehlike çanları çalacağını, yerüstü sularının son damlasına kadar kullanılması için bir seferberlik başlatılması gerektiğini belirtmektedirler.

Bilim adamları, mevcut su kaynaklarının kirlenerek kullanılmaz hale gelmesi nedeniyle 2050’de 65 ülke ve toplam 7 milyar insanın su kıtlığı sorunuyla karşı karşıya kalacağını belirtmektedirler. EİEİ tarafından Türkiye akarsu havzalarında hidrolojik kuraklık analizi konusunda yapılan çalışmaya göre Güneydoğu Anadolu, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgesi akarsu havzalarında uzun periyotta akarsuların taşıdığı su miktarlarında azalma trendleri gözlenmiştir.

Yeni sulama planları ve sulama projelerinin acilen hazırlanmasına ihtiyaç vardır. Sulama projelerinin temel amacı, ekonomik ve sosyal boyutta çiftçi refahının en üst düzeye çıkartılmasıdır. Alt amaçlar ise daha yüksek gelir sağlanması, sosyal gelişme sağlanması, daha yüksek üretim ve pazarlama olarak sayılabilir. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için, iyi bir işletme-bakım ve yönetim organizasyonu yanında etkin bir eğitim ve yayım sistemi ile yine etkin bir girdi sağlama ve pazarlama sisteminin kurulması gerekir.

Ne garip bir ülkeyiz ki, Rusya’dan, Kazakistan’dan, Iraktan ve İran’dan borularla gaz yada petrol getiriyoruz. Ama kendi ülkemizde suyu açık sistemlerle taşımaya devam ediyoruz. Oysa bilinen bir gerçek vardır ki açık sistemle taşınan suyun % 40’lık kısmı bir şekilde kaybolmaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde terk edilen kanaletli şebeke inşaatından ve açık su dağıtımı sistemlerinden vazgeçilerek, kapalı boru sulama sistemlerine geçilmelidir. Ülkemizde son 20 yılda basınçlı boru şebekelerinin oranı % 2.5’ten % 4’e yükseltilebilmiştir.

Bitkisel üretimde yüksek verim alınabilmesi için, yeterli ve yetersiz sulama suyu koşullarında sulama zaman planlarının geliştirilmesine önem verilmesi gerekir.

Halen bitki su ilişkileri ve sulama programlaması çok iyi anlaşılabilmiş değildir. Zayıf sulamanın ilerde getireceği maliyetler konusunda odaklanacak bilgilendirme sulayıcıları uygulamalarını geliştirmeye cesaretlendirebilir fakat sulama programlaması ve uygulanması konusunda sulayıcıların ve sulama birliği görevlilerinin çok önemli eğitim gereksinimleri bulunmaktadır. Çünkü sulama birliklerinin görevlerini tam ve bilinçli bir şekilde yapmadıkları konusu sık sık tartışma konusu olmaktadır.

*Tabandan tavana bir yaklaşımla örgütlenmenin ve çiftçi katılımının sağlanması,

*Modern sulama ve tarım tekniklerinin kullanımının özendirilmesi,

*Aşırı su ve gübre kullanımının önlenmesi,

*Acilen etkin bir sulu tarım eğitimine başlanması,

*Bütün bu faaliyetlerde çevrenin korunması ve sürdürülebilirlik ilkelerinin gözönüne alınması,

*İyi tasarlanmış bir havza yönetim modelinin uygulanması gerekmektedir.

*Bölgesel yeni bitki desenleri oluşturulmalıdır. Çünkü, gelişmeler özellikle bazı bölgelerde ekim sisteminin ciddi olarak değişeceği tahmin edilmektedir. Buna şimdiden hazırlıklı olunmalıdır.

*Teşvikleri bitkilerin su tüketin durumlarına göre verebiliriz.

*Ağaçlandırma faaliyetleri artırılmalıdır.

*Erozyon önleme çalışmaları hızlandırılmalıdır.

Her siyasi parti kendi bünyesinde kuraklıkla ilgili birimler kurarak çalışmalar yapmalıdır. Çünkü, biz ne yaparsak yapalım son karar alıcı meclistir.

İnsanların bilinçlendirilmesi için panel, sempozyum gibi başka açık toplantılar yada bilimsel kongreler düzenlenmelidir.

Elbette bunları yaparken, su tasarruf önlemlerini destekleyecek kurumsal yapının düzenlenmesi ve mevcut olanların günün şartlarına göre değiştirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca su tasarrufunu teşvik edici teknik ve sosyal önlemlerin alınması gerekmektedir.

Sulama ve kuraklık konusunda yetişmiş elemanların yer alacağı bir enstitünün acilen kurulması gerekmektedir. Ya da şu ana kadar ne taptığı tam olarak bilinmeyen ancak yeni atanan idarecilerinin çok gayretli yeni yöneticisi ile görüşülerek Konya Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü bu konuya yönlendirilerek aktif katılımı sağlanabilir. Ya da Türkiye’nin tek uluslararası tarımsal araştırma enstitüsü olan ancak hep arazisi ile gündeme gelen enstitü ile ortaklaşa Hadim ve Taşkent gibi yüksek yerlerde havza yönetimi konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

Ülkemiz ve Konya ciddi anlamda kuraklıkla karşı karşıyadır. Ciddi anlamda tedbirleri almakta geç kaldığımızı düşünüyorum. Ancak zararın neresinden dönülürse kardır. Buraya kadar yapılması gerekenler konusunda bilgiler vermeye çalıştık. İnşallah faydası olacaktır.

           

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim