• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • Konya -3 °C
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi

Kuraklığa çare yine bizde!

Ufuk Karadavut

Kuraklık oldukça gündemde olan bir konu. Gündemde olmaya da devam edeceğe benziyor. Hemen her kes konu hakkında bir şeyler ifade etmeye çalışıyor. Biliyor ya da bilmiyor. Gazetelerden okuduğu ya da televizyonlardan seyrettiği kadarıyla yorumlar yapıyor. Toplumun bilinçlenmesi ve bilinçlendirilmesi elbette önemli. Ama bunu yaparken oldukça dikkatli olmalı ve panik havası kazandırılmamalı.  Genel olarak yanlış ta olsa insanların bu konuda bilgilerinin olduğu açıkça görülüyor. Herkeste kuraklığın önümüzdeki yıllarda ciddi sorunlar yaratacağı konusunda hemfikir. Ancak sonuçlar açısından bu birliktelik fazla etkili olmamışla benziyor.

Son aylarda özellikle bitki ıslahçıları ve ziraatçılar oldukça farklı bir konu üzerinde çalışmaya başladılar. Kuraklığa dayanıklı yeni çeşitler geliştirmek yada yetiştirilen bitkilere alternatif olabilecek suyu daha az ve etkin kullanabilen bitkileri ekim sistemi içerisine yerleştirebilmek. Sistemli olarak yürütülen bu çalışmalar aslında oldukça eskilere dayanan bir geçmişi var.  Ancak son yıllarda daha bir hız kazandı. Bu konuda Araştırma Enstitüleri daha etkin gözükmekteler. Üniversitelerin bu konuda sınıfta kaldığını söylemek yanlış olmaz. Yalnızca akademik kariyer yapmak için çalışan insanların sorunlara köklü çözümler üretemeyeceği açıktır. Bu konuda Araştırma Enstitüleri gerçekten önemli bir konuma sahipler ve iyi bir misyonu yerine getirmeye çalışıyorlar.  Yapılan çalışmalar ve ileriye dönük olarak yapılan planlamalara göre başarılı olacaklarına inanmamız faydalı olacak. 

Kurağa dayanıklı bitki geliştirilmesi yaşanan kuraklığın etkilerini nispeten azaltmak için bir katkıda bulunacağı açıktır. Günümüzde kullanılan suyun yarıdan fazlası tarımda kullanılmaktadır. 6 sulama yapan bir üreticinin sulama sayısını 5 sulamaya indirebilsek bile genel olarak değerlendirildiğinde çok büyük bir başarı elde edebileceğiz. Konya’daki üreticileri izleme imkanı olanlar bilirler, mısırda 7-8 sulama, pancarda 10-12 sulama, hatta buğdayda bile 4-5 sulama yapılmaktadır. Bu miktarlar aslında olması gereken miktarın en az iki katı. Yani yalnızca sulama miktarlarını düzgün bir şekilde ayarlasak bile oldukça büyük miktarlarda su tasarrufu sağlayabiliriz. Önemli olan konu suyun bitkinin istediği zaman vermektir. İnsan olarak bir düşlünün; su istemediğiniz halde size birileri alın şu suyu için diyerek zorla içirse bu sudan ne ölçüde faydalanabilirsiniz. Faydası olmadığı gibi zararı olabilir. Oysa susuzluğunuzun olduğu bir dönemde suyu verseler doya doya içersiniz. O suyun size sağlayacağı faydanın ölçüsü olamaz. Bitkilerde aynı şekilde. ‘Fazla su fazla üründür’ gibi yanlış düşünceler ile bitkiler gereksiz yere sulanmaktadırlar. Örneğin mısır bitkisine 4 sulama yetebilirken, Konya’daki üreticilerimiz 7-8 su vermektedirler. Önemli olan su vermek değil, bitkinin istediği zaman ve miktarlarda vermektir.

Bir diğer konuda su yönetiminin oluşturulmasıdır. Ülkemizde ve Konya ilinde su yönetimi konusunda her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konuda ciddi anlamda çalışmaların yapılması gerekmektedir. Konya için yapılacak Mavi tünel projesi bir kurtarıcı olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. En erken 5 yıl sonra gelebilecek proje ile 5 yıl sonra yıllık 180 milyon metreküplük bir su gelecek. Ama daha ilginci, Konya genelinde sulamanın açık sistemden kapalı sisteme geçilmesi ile yıllık 300 milyon metreküplük tasarruf sağlanabilecektir. Bu rakam resmi rakamlardır. Yani mavi tüneli beklemek yerine daha kolay ve ucuz yol olan kapalı sistem sulamanın yaygınlaştırılması da iyi bir yol olacaktır. Ancak nedense bu konu ihmal ediliyor yada görmezden geliniyor. Galiba Konya birazda siyasi açıdan bakılıyor. Açık sistemleri kapalı yaparsanız kimsenin dikkatini ve ilgisini çekemezsiniz. Ama mavi tünel öyle değil. 

         

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
selim güzel
17 Şubat 2008 Pazar 11:56
çözüm
değerli hocam yazılarınızı genelde takip ediyorum. Sizin üniversite kökenli olduğunuzuda biliyorum. Üniversiteler için belirttiğiniz görüşlere tam olarak katılmasamda haklı yanlarınızıda destekliyorum. Hocalarımızın ve arş. görevlilerinin özgür düşünce yönünde geliştikleri zaman tam anlamıyla bu ülkeye katkı sağlayacaklarına inanıyorum. Kuraklığın bu kadar gündemde olduğu bir zamanda Konya Toprak ve Su kaynakları Araştırma Enst. gibi bölgeye hizmet veren konu arş. enstitüsünün ciddi anlamda desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Bu konuda bütün bölge siyasetcilerini destek olmaya davet ediyorum. Olumlu gelişmelerin hızını ancak bu desteklerle sağlayabiliriz.
78.165.179.116
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim