• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Kültürel Benzeştirme 2

Ufuk Karadavut

            Kültürel benzeştirme çalışmaları planlandığı gibi yoğun bir şekilde devam ederken, bizde kültürel olarak benzeşmek için elimizden gelen gayreti göstererek yardım etmeye devam ediyoruz. Adamları fazla zahmete sokmadan onların elindeki bayrağı alarak öne geçtik. Adamlar eminim çok şaşkınlar. Bu işin bu kadar kolay ve çabuk olabileceğini tahmin dahi edemediklerine eminim. Ama oluyor ve işler yolunda gidiyor. Hemen herkes elbirliği etmişçesine küreselleşme adına, modernleşme adına, batılılaşma adına sömürgeleşmenin merkezine doğru hızla kayıyor. Hani birisi çıkıp dese ki “nereye gidiyorsunuz” aslında kimsenin tam olarak bir cevap verecek takati de yok. Kimsenin böyle bir soru sormaya niyeti yok. Hemen herkes hayatından memnun gözüküyor.

            Kültürel benzeştirmede hayatımız öyle şekillendirdi ki, baksanıza günlük hayatımızda neler oluyor. Günlük hayat modernleşmenin getirdiği kuralların etkisiyle sıkı bir yapıya mahkûm bırakılmıştır. Kapitalizmin acımasız etkisiyle insan, üretim ve kar etme güdüsü ile oluşturulan sistemin bir parçası olarak yerini alıyor. Adeta insanın var olan ya da var olması beklenen bütün özellikleri göz ardı edilerek bir tür standartlaştırılmış üretim ve tüketim yapısı oluşturuluyor. Yapı öyle işliyor ki bunun dışında kalamıyorsunuz. Mevcut yapının bir parçası olan insan ise insani duygularından, hayallerinden, düşüncelerinden, hatta biyolojisinden bile uzaklaşıyor. Artık o farklı bir insan oluyor. Birilerinin yönlendirdiği, aslında yönettiği bir insan oluyor. Bu insanın yapacağı o kadar sınırlı şey kalıyor ki, kendini çaresiz ve çıkılmaz bir yoldaymışçasına duyguyla dolduranlar, hazırlanan kuralların yada seçeneklerin kendisine uyan yada uyuduğunu düşündüğü en iyisini almaya çalışıyor ve kurallara uymanın dışında bir şey düşünemiyor. Asıl kültürel benzeştirme o noktadan sonra başlıyor. Başka bir şey düşünemeyen ve yapamayacağına inanan insanlar tek yönlü düşünmeye ve tek yönlü yaşamaya başlıyorlar. Bu bir kısır döngü oluşturuyor ve süreklilik arz ediyor. Sonuçta tek seçenekli ve tek renkli bir dünya içinde buluyoruz kendimizi. İçinde bulduğumuz dünyadaki ne renkleri nede düzeni biz seçmiyoruz ama biz seçmiş gibi gözüküyoruz. İnandığımız sanıyoruz ama aslında inanmıyoruz. Düşündüğümüzü sanıyoruz ama aslında düşünmüyoruz. Fikir ürettiğimizi sanıyoruz ama aslında üretmiyoruz. Çünkü içinde bulunduğumuz hayatı biz şekillendirmiyoruz. Modernleşme ya da küreselleşme adı altında oluşturulan tek düzelik bunu bize dayatıyor.

            Nasıl tek düze yaşıyoruz diye aklınıza soru gelebilir. Biraz düşünüp yaşantınıza baktığınızda bunun çanlı çok sayıda örneğini görebilirsiniz. Mesela dünyanın neresine giderseniz gidin aynı standartlarda elbiseler bulma imkânınız vardır. Nereye giderseniz gidin aynı standartta yemek yeme imkânınız vardır. Daha da ilerisi eğlence kültürümüzdeki değişmedir. Yurt dışında yapılan eğlencelerin hemen aynısı ülkemizde de yapılmaktadır. Gerek yurt içi ve gerekse yurt dışında ayı tip oteller, aynı tip lokantalar ve aynı tip yaşam alanları görürsünüz. Televizyonda seyrettiğimiz reklam filmleri, normal filimler ve hatta haber programları bile birbirine benziyor. Farklılıkları yok edilmiş bir şekilde Batı kültürü ve acımasız kapitalizmin reklamını yapıyorlar. Bunun sebebi standartlaştırılmış hayatladır.

            Düşüncesi yalnızca tüketmek olan insanlar, karşı konulmaz bir şekilde medya’nın etkisi altında kalmaktadırlar.  İnsanlar artık sağlam kimliklerden uzaklaşmış, tarihi köklerinden kopmuş ve hangi kimliğe sahip olduğu bilinmeyen insanlar yığını olmaya başlamışlardır. Hani bir reklam filminde ‘anı yaşa’ diyor ya, işte günümüz insanı anı yaşamaya başladı. Bunu da çok severek yapıyor. Yarın için kaygısı yok. ‘Anı yaşa ve yaşat’ gerisinin fazla bir önemi yok.

            Sömürge toplumlarının oluşturulması için önce sömürgeleştirilecek ülkelerdeki dil bozuluyor. İnsanlar konuşuyorlar ama bir türlü anlaşamıyorlar. Analaşamayınca birbirlerini anlamak için yabancı kelime ve kavramları kullanmaya ve bu şekilde anlaşmaya başlarlar. Bu kültürel değişim ve tekdüzeleşmenin temelini oluşturur. Hemen bir örnek vermek gerekirse ‘hoşgörü’ kelimesi iyi bir örnektir. Bizim anladığımız hoşgörü ile batılıların anladığı hoşgörü çok farklıdır.   Onlar buna ‘Tolerans’ diyorlar. Toleransın asıl anlamı ise ‘katlanmaktır. Yani bir şeylere sevgi ile değilde büyük bir sıkıntı ve acı ile belli sınırlarda göz ardı edeceksiniz. Son zamanlarda ülkemizde yapılan hoşgörü bahçelerinin İngilizce adı ’Tolerans garden’ olarak geçer.                

                Yabancı bir kültürü temel alarak kültürel olarak benzeşen insanların gelecek konusunda ya da milli duygu bakımından ülkeye bir yarar sağlamaları düşünülemez.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim