• BIST 83.048
  • Altın 147,105
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Konya -7 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Kültürel Benzeştirme - 1

Ufuk Karadavut

 

Küreselleşme olarak adlandırılan süreç hızlı bir şekilde devam ediyor. Hemen her alanda yalnızca değişim değil aynı zamanda dönüşümde yaşıyoruz. Ancak bu değişim ve dönüşümler günümüzün bir ürünü olmayıp uzun yılları kapsayan bir geçmişe sahip olduğunu bilmek konunun daha iyi anlaşılması açısından önemlidir. Çünkü küreselleşme düşüncesinin temeli aynı zamanda modernleşme düşüncesini ile eş zamanlıdır. Hatta modernleşme düşüncesi aslında küreselleşmenin diğer adı olarak kabul edilmiştir.  Bu konuda modernleşmenin temel düşüncesi Descartes tarafından geliştirilmiştir1.  Orta çağ karanlığında yaşanılan dönemin aydınlatılması için bir düşünce olarak gelişmiştir. İnsanlar modernleşerek aralarındaki farklılıkları kaldıracak ve her insan aynı ölçüde gelişecekti. Arada hiçbir kültürel ve dini farklılık kalmayacaktı. Elbette bu teorik olarak açıklananlardı. Ancak küreselleşme düşüncesi günümüzdeki anlamını yirminci yüzyılın son çeyreğinde üretilen ticari malların, hizmetlerin, paranın, bilgi ve kültürün karşılıklı akışını düzenleyen bir süreç olarak görülmeye başlamış ve bu temelle sürekli gelişme eğilimi içerisinde olmuştur.

Kürselleşme düşüncesini etkileyen temelde iki farklı konu vardır. Uzmanlara göre bunlardan birincisi bilişim devrimidir. Bilişim devrimi ile bir yerde üretilen bilgi anında dünyanın diğer ucunda da kullanılır olabilmiştir. Böylece bilginin doğruluğu ya da yanlışlığına bakılmadan toplumların hemen her kesimi bundan olumlu ya da olumsuz olarak bir şekilde etkilenmektedir. İkinci konu ise, özellikle soğuk savaş dönemi olarak adlandırılan dönemin sona ermesiyle ortaya çıkan tek merkezli ve tek düzenli yapı ekonomik küreselleşmeyi desteklemiştir.

Yaşadığımız toplum iletişim teknolojisindeki gelişmelerden çok hızlı ve kolay etkilenmeye başladı. İnsanlar arasındaki ilişkileri adeta medya olarak adlandırılan basın ve yayın organları belirler oldu. Televizyonda konuşan bir kişinin konuşmasını neden yaptığını ya da kime hizmet ettiğini soruşturmadan hemen en doğruymuşçasına kabul eder olduk. Konuşan kişi neden bu konuşmayı yapmıştır. Bunun arka planında neler vardır diye asla düşünmüyoruz.  Bu konuda bizi düşündürmemek için yoğun gayret var. Hemen her gün yeni bir gelişme zihnimizi meşgul ediyor. Bunlar küreselleşme fikrinin gelişmesinde oluşabilecek direnç noktalarının oluşmaması ya da oluşanların ise kırılması için gereklidir. Bunun için insanlar bir araya gelemiyor, ortak düşüncede birleşemiyor. Sürekli gelişen teknoloji ve onun ürünleri ile bunların sunduğu imkânlar sayesinde insanlar arasında kurulan elektronik iletişim ağları insanları birbirinden uzaklaştırdı. Artık bir araya gelip konuşmak, sohbet etmek yerine elektronik yakınlık, fiziksel ve sosyal ilişkiler yerine sanal ilişkiler, gerçek sosyal hayat yerine medya tarafından kurgulanmış ve yeniden üretilmiş olaylar hayatımızı yönlendirir oldu. Yepyeni bir hayat tarzı gelişti. Gelişen bu hayat tarzından herhalde herkes memnun ki kimsenin şikâyeti yok.

Sanal dünyalardan çok hoşlandık. İnsanlarla görüşmek, onlarla konuşmak yerine akşam evde oturup televizyonun karşısında saatlerimiz harcamak daha kolayımıza geliyor ve hoşumuza gidiyor. Böyle yaparak aslında kendi kendimizi yok ediyoruz ama bunu farkında değiliz. Hepimiz yaşantı olarak, düşünce olarak birbirimize benzemeye başladık. Amerika’daki insan nasıl düşünüyorsa bizde onun gibi düşünüyoruz. İngiltere’deki insan nasıl yemek yiyorsa bizde onun gibi yiyoruz. Almanya’daki insan nasıl giyiniyorsa bizde o şekilde giyinmeye başladık. Uluslarüstü şirketlerin malları tek bir ülkenin değil artık dünya malı olmaya başladı. Milli üretim olarak diyebileceğimiz bir şeyimiz kalmadı. Uzaydaki yüzlerce uydu teknolojide ileri gitmiş ülkelerin kültürlerini diğer ülkelere taşıyor. Onların yerel kültürlerinin ve milli düşüncelerini yok ediyor. Özellikle ABD’deki film endüstrisinin gelişmesi ve bu gelişmeyle birlikte oluşturulan güçlü etki ile Amerikan hayat tarzı dünyanın en ücra köşesinde dahi yaşanır oldu. Ülkemizde bile yolu olmayan köylerimizde ve mezralarımızda uydu anteni ile dünyayı seyrediyoruz ve hayatımızı onlara göre yönlendiriyoruz.   Öyle bir psikoloji oluştu ve oluşturuldu ki, adeta “dünya vatandaşlığı” iliklerimize işledi. “Eğer olmazsa yaşama imkânımız kalmayacak”. “Yaşamak için dünya vatandaşlığını mecburen kabul edeceğiz”. Bunlar artık kabul etmesek te yaşanan gerçekler. Kültürel olarak birbirimize benzemeye başladık. Kültür bir milleti millet yapan temel faktördür. Eğer kültür olarak bitersek ne millet ne de devlet kalır bunun bilinmesi gereklidir. Kültür benzeşmesi (Homojenleşme) eğer tedbir alınmazda bizi bitirecektir.   

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim