• BIST 98.613
  • Altın 143,476
  • Dolar 3,5623
  • Euro 3,9842
  • Konya 19 °C
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor

Kudüs hatıraları

Seyit Küçükbezirci

Gezimizin devamında Hz. Ömer Camii’ni ziyaret ettik. 1860 yılında inşa edilen tek minareli Camii'ye Kudüs'ü fetheden ve Beytüllahim'e gelen Hz. Ömer'in ismi verilmiş... Hz. Ömer Camii'nde öğle namazımızı kıldıktan sonra Lut Gölü'ne gitmek için yola koyulduk...

Dünya'nın deniz seviyesinden en düşük noktası olan Lut Gölü aynı zamanda Dünya'nın en tuzlu gölü... Tuz oranı %35 olduğu için içerisinde hiçbir canlı yaşamıyor. "Gözünüze dikkat edin" uyarıları ile Lut gölünün çevresi uyarı levhalarıyla dolu... Kesinlikle görülmesi gereken yerlerden bir tanesi... Ayrıca burası Lut kavminin de helak edildiği yer...

 

 

Buradan, Filistin yönetiminin Batı Şeria bölümünde yer alan Eriha şehrine geçtik.. Eriha yolu üzerinde yer alan Nebi Musa Külliyesi'ni ziyaret ettik.. Memluklu Sultanı Baybars tarafından 1268-1269 yıllarında Hz. Musa'nın kabri olduğuna inanılan mezar üzerine türbe ve cami yaptırılmış. Nebi Musa Külliyesi, geçen asırlar boyunca çeşitli dönemlerdeki eklemelerle içinde türbe, han ve diğer hizmet yapılarının bulunduğu büyük bir külliye olma özelliği taşımaktadır. TİKA tarafından restore edilen Nebi Musa Külliyesi'nin her köşesinde Türk bayrağımızı görebilirsiniz.. Nebi Musa Külliyesi'nde ikindi namazımızı kıldıktan sonra Mescid-i Aksa'ya doğru yola çıktık, tabii yine çocuklar gibi sevinç çığlıklarıyla koşarak...

 

Yine Aksa Camii'nde akşam namazımızı eda ettikten sonra bir süre Filistinli çocuklarla sohbet ettik.. Kudüs'e gelmeden önce Konya'dan çocuklar için oyuncak araba, toka, bilezik ve çorap almıştık.. Getirdiğimiz hediyeleri çocuklara hediye ettik. Çok mutlu oldular...                                         

 

Yatsı namazına kadar burada kaldım. Dışarıya çıktım Mescid-i Aksa’nın avlusunda etrafı izledim. Gökyüzüne uzun uzun baktım. Buradaki her taş parçası, her sütün, toprak Miraç’a şahit olmuştu.. Bunun hazzıyla bir kez daha Kudüs-ü Şerif’e gelmekten dolayı kendimi nasipli hissettim. Rabbime şükürler olsun…

 

 

Yatsı namazını Aksa Camii'nde kıldıktan sonra, otele gitmek için yola koyuldum...

Ahhh, Cuma; güzel Cuma... O gün, gezimin 3. Günündeydik. Bu mübarek günü burada geçirmenin doyumsuz hazzı ile yola koyulduk...

 

İlk rotamız surlarla çevrili Eski Şehir idi. İki bin yıllık geçmişi olan tarihi kalıntıların üzerindeki surlar bugünkü haline, Kanuni Sultan Süleyman tarafından, 16. yüzyılda gelmiş... Surlarda şehre giriş için sekiz tarihi kapı ve her kapının bir hikâyesi var. Biz eski şerire Hıristiyan ve Müslüman mahalleleri arasında sınır olan ve 1538'de Kanuni tarafından yaptırılan Şam (Damascus) Kapısı'ndan girdik. Hemen belirtmeliyim; Eski Şehir dört ana kesime ayrılmış; Müslüman Mahallesi, Hıristiyan Mahallesi, Ermeni Mahallesi ve Yahudi Mahallesi...

 

Şam Kapısı'ndan girerek, Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği ve ardından buraya gömüldüğü yer olarak bilinen Kutsal Kabir Kilisesine geldik...

 

Kutsal Kabir Kilisesi, Hz İsa'nın çarmıha gerildiğine inanılan Golgotha Tepesi üzerine yapılmış; Hz İsa'nın gömüldüğü yer olarak da iddia edilen bu kilise Hıristiyanlık âleminin en kutsal mekânı... Hıristiyanlar buraya gelerek hacı oluyorlar...

Kiliseye ana kapıdan girdiğimizde direk karşımızda, Hz İsa'nın kabri olduğu iddia edilen kabri görüyorsunuz. Mezarın hemen sağında, ana kapıdan girişte sağda merdivenlerden yukarı çıkılan kısımda, Hz İsa'nın üzerinde çarmıha gerildiğine inanılan ve Helena tarafından kutsallığı resmileştirilen "kaya" var. Bu kısımdaki şapel, gelen ziyaretçilerin hac ödevini gerçekleştirdikleri yer...

Kutsal Kabir Kilisesi'nden sonra Sion Tepesi'ndeki Dormitory Kilisesi; Hz. İsa'nın akşam yemeğini yediği yer... Gezi arkadaşlarımla beraber kilisenin içerisine giriyoruz. İsa'nın Romalılar tarafından yakalanmasından bir gün önce kendisiyle beraber 12 havarisinin burada yemek yediği yerdeyiz.

 

Kilisenin hemen yanında bu defa Yahudilerin önemli mekânı Hz. Davut'un kabrine geçtik. Kadınlar ve erkekler ayrı bölümlerden geçerek Hz. Davut'un kabrine yöneliyoruz, Yahudiler Hz. Davud'a Kral David diyorlar. 1967'de İsrail Devleti tarafından el konulan bu mekan bir sinagog olarak işlev görmektedir.

Beyaz taştan inşa edilen Süt Kilisesi, hem Hıristiyanlar hem Müslümanlar için kutsal sayılıyor.                                                                                    

                                                                     Devam Edecek…                           

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim