• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Konya 5 °C
  • 15 Temmuz Çengelköy ve Kuleli iddianamesi kabul edildi
  • Teröristbaşı Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği talimat yazısı ortaya çıktı
  • İYİ Parti'den 2019 için CHP ve HDP'ye ittifak çağrısı!
  • 15 Temmuz Çengelköy ve Kuleli iddianamesi kabul edildi
  • Teröristbaşı Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği talimat yazısı ortaya çıktı
  • İYİ Parti'den 2019 için CHP ve HDP'ye ittifak çağrısı!

Kör kalbe aşk dokunmaz

Serpil Yalçınkaya

               “ Topraklar kısım kısım, renk renktir… Tıpkı insanlar gibi…”

“Mişkat olmak, erme, kabul olma, özüne dönme, teslim olma, gönül hücrelerinde saklı kandilin ışığını yakma vakti, yanma mevsimidir. Allah yoluna düşme, Allah’a varma, O’ndan gelen ışığı gönül kandilinden evrene saçma yaşıdır.”         

İnsanı diğer canlılardan ayıran ana özellik ruhudur. Düşünebilme, irdeleyebilme kabiliyetidir. Yaşam öylesine, körü körüne, şuursuzca yaşanılarak tüketilecek kadar basit bir kaynak değildir. Farkına varılması, farkında yaşanılarak en mükemmel sonuca varma hedefi ile harcanmalıdır.

Kişi der ki “tek başıma bu dünya çölünde yolumu nasıl bulacağım, kaybolup gideceğim?” Ruh der ki, “İnancı olan kişi asla kaybolmaz!”  Evet,  bu bir yolculuk hikâyesidir.  Yolun ne zaman biteceği ve varılacak noktanın neresi olacağı tam olarak bilinemez.  Ama önemli olan da bu değildir zaten. Önemli olan sadece "yol" ve bu yolu bize kolay kılacak olan "inancımız” dır.Nasıl mı? İçimizde var olması gereken ve nefis engeli yüzünden bir türlü hatırlayamadığımız insana bahşedilmiş cevherlerle.

 “Yaratılan kullar adedince Allah’a giden yol vardır!”…

İnsan durup  biraz da varlığının gayesi hakkında sorgulamak istiyor kendisini, tüm yaşamında ve yaşadıklarında. Ebedi gerçeğinden ne kadar uzak kaldığını anlamak istiyor. Ben! Ben! Ben! diye bas bas bağırırken nefsi, ruhunun nasıl da boğulduğunu hissedemiyor tiz çığlıklarının gürültüsünden…

Kitapta olaylar Gülname’nin Mennanoğlu Kenan’la olan yavan ilişkisi, annesinin kurnazca oynadığı oyun sebebiyle Mişkat ile evlenip ayrılması,  Mennanoğulları’nın yanına yerleşmesi, bu arada insanın insanla, insanın kendi kendisiyle mücadelesi;  kızı Elif’in dünyaya gelmesi ve nihayetinde Elif’in hayatından ibaret. Fakat romanda önemli olan bu olayların yaşanması değil, bu olaylar vesilesi ile dünyaya gelen Elif’in kendini, yaratılma gayesini araştırması, sırra nail olması, marifete erme çabasıdır. Zira O’nun kaderi, arayışları, çözümleyeme çalıştığı,  sorguladığı tüm şeyler belki de pek çoğumuzun zihnini meşgul eden sorulardır.

Maneviyat, arayış ve sonunda kavuşulan iç huzur,  bu kitabın her sayfası hatta her satırında ayrı ayrı yer bulmuş. Kitapta yalnızca aşk sırrı anlatılmakla kalınmayıp, kendi içimize de yolculuk yapmamız sağlanıyor. Doğuştan sahip olunan kalp ışığıyla oluşan arayışlar ve yine o ışık sayesinde gün gelip bulunan gerçek…

Gülname’nin kaderi kendi ellerine bırakılmak istenmemiş;  annesinin elinde oynanmaya çalışılmış fakat yine de hakikat nüvesi zamanı geldiğinde inkişaf etmiş, yeşermeye yüz tutmuştur. Elif dış âlemle hiç ilgilenmemiş; O’nun dünyası, olgunluğa erme, ruhunu tamamlama üzerine kurulmuştur.

Hiçbir nizama, hiçbir kayda geçemeyen, gözle görülemeyen, sesle duyurulamayan fizik dünyasından çok daha öte, metafizik bir dünyada kendini bulma yolculuğudur aslında Elif’in hikâyesi. Ruhuna eremeyen, erme yolunu arayan bir insanın kalbine çöken acı bir ağırlığın sızısıyla arar geçmişini ve de geleceğini…

Felaket ve ızdıraplara tevekkülle yaklaşan Gülname’nin ruh mukavemetini; hayatın dış görünüşü arkasındaki gerçek manayı ümit ile, bitmek tükenmek bilmeyen arayış çabaları ile, gelişen, ulvileşen, adım adım hakikate yaklaşan ruh dünyasını Elif’le temaşa ediyoruz.

Tek bilgi kaynağı, yol göstereni kalbidir Elif’in…. Sürekli olarak sorularına cevap bulmak, olayları irdelemek, yeni insanlar tanımak ve merak anahtarını kullanarak asıl hedefine ulaşmak ister. Ki girdiği bu yolda hikmet kapılarının ardına kadar açılmasıdır hedefi.

Ruhunun kemâle ermesindeki son durak, son öğreti için düşer yollara, bırakır arkasında sevdiklerini…

Ruhun yokluğunda, nefsin payına düşenin sadece bir “hiç”  olduğunu; yaşam denilen şu dünya hayatında yapayalnız, amaçsız vaktini doldurduğunu ve kaybettiğini bulamadan asıl olana eremeyeceğini anlamaya çalışmaktır O’nun yolculuğu…

Hayatı daha derinden kavramanın yolunu,  Medine-i  Sani (İlahi emirle kurulan ikinci şehir ) olarak da bilinen Seydişehir’in kurucusu Seyyid Harun Veli Hz.’nin rehberliğinde bulur sonunda…

"Yâ Harun, Rûm'a çık! Karaman ilinde Küpe Dağının doğu eteklerinde bir şehir kur! O şehrin halkı sâlih ola... Şaki olanın âkıbeti hayır olmaya." ... Bu sesi daha sonraları da duymaya başlayan; bunun üzerine halkının ileri gelenleri toplayıp onlara; "Ey yârenlerim! Büyük dedem ile amcamın kabirlerini ziyaretim sırasında fevkalâde bir hâl oldu." deyip, onlar ısrarla ne olduğunu anlatmasını istediklerinde, duyduklarını anlatarak onlardan izin isteyip; dünyâ tâc ve tahtını terk edip, kendisini tamamen Allah yoluna veren; hayatının yönünü değiştiren o mübarek zatın…

Seyyid Harun ile karşılaşması tutuşup yanmaya hazır bir çıra gibi sarar bedenini, ruhunu… Sıradanlıktan kurtulmanın, pişmenin, imtihan sırrının derinliklerini Seyyid Harun’un dilinden öğrenir, halis bir gönle sahip olabilmeyi ve de Marifet’i Elif…

Hayal ile gerçeğin, menkıbe ile arayışın iç içe geçirilmiş bir örgüsünde gözlerini bambaşka bir âleme açar Elif. Aşkı bilmek, aşkın ateşiyle yanmak ve aşk ateşinin içine kendini atıp da küle dönmek çok farklı şeylerdir. İşte gerçek aşkı bulmak da herkese nasip olamayacak mesafededir.

Geçici dünyevi aşkın ebedi aşka dönüşmesi, ölümün bir son olmadığı;  aksine  gerçek sevgiliye ulaşmanın bir yolu olduğu, tüm insanları sevmenin güzelliği, insan-ı kâmil olmaya giden yolun, asıl sevgilinin ve cennetin” marifet ilmi” ile bulunabilineceği gibi daha bir çok konuya cevap bulur sonunda.

Herkesin payına düşen aşk, ilahi aşk değildir. Herkes dünya çölünde kaybettiklerini arar da kaybedilenin ne olduğu farklı farklı anlam taşır her biri için. Pervane olmak, aşk ateşinde küle dönmek herkesin payına düşmez.

Siz de zihninizi hakikat yolunda uyandırmaya çalışıyorsanız, kimi zaman Elif’in ruh haletiyle bütünleşip ve onun zihnine hücum eden var olmayla-kendini bulmayla alakalı sorularına siz de cevap arıyorsanız, yaratılma gayenizi, yeryüzündeki konumunuzu fark etmek istiyorsanız buyurun Mişkat ile kızı Elif’in dünyasına…

Hayata sathi değil, daha derin bir gözle bakabilmemiz umudu ile…

Selametle, ihsanla kalınız… 

Kitap ve Yazar Hakkında Bilgiler

Yayın Yeri ve Tarihi: Ankara,2014

Yayınevi:  Karatay Akademi Yayınları

Baskı Sayısı: 1.Baskı

Sayfa Sayısı: 496

Temin Adresi:Karatay Akademi Yayınları/Konya

 Yazar Hakkında

1974 Seydişehir doğumlu. Çukurova Üniversitesi Felsefe Grubu Öğretmenliği’ni bitirdikten sonra Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Eğitimi’nde yüksek lisansını tamamladı.”Yüreğime Cemre Düştü “ adlı bir romanı daha bulunmakta. Halen öğretmenlik vazifesini sürdürmekte.

select.png

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim