• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Konya 22 °C
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş

KONYASPOR’A BİR PUAN YETER Mİ?

Selman S. Akyüz

Konyaspor hafta içinde kupa mücadelesinde Vestel Manisaspor’u yenmeyi başardı. “Başardı” demek son derece doğru bir kelime. Güzel maç oldu ve güçlü rakip 1-0 mağlup edildi. Bu başarıdır. Ama Türkiye Kupası için başarıdır. Ligde başarılı olduğunu söylemek için Kayserispor maçının kazanılması gerekiyordu. Ankaraspor karşısında kaybedilen iki puan Erciyes deplasmanında telafi edildi. Tersine düşündüğümüz zaman Ankaraspor maçı kazanıldı, deplasmandan da bir puan getirilmiş oldu. Anadolu takımları ve Anadolu futbolcusunun en büyük handikapı olan “telafi” mantığıyla hareket ettiğiniz zaman Kayserispor beraberliğini normal karşılamak gerekiyor.

 

Futbolcuların; “Kayserispor gibi bir takım karşısında geriye düştük ve aldığımız bir puan yine de iyidir” demesini anlıyorum. Ancak taraftarın da aynı görüşte olmasını anlayamıyorum. İç sahada puan kaybedildiği için ortalığı karıştırmak gerekmiyor ama maçtan çıkan 10 kişiden 9’u “rakip zor, iki takım da iyi oynadı. Beraberlik iyi sonuç” demesi beni fazlasıyla şaşırttı. Pazar günü, Atatürk Stadyumu’nda Eder’in Vestel Manisa’ya attığı süper golün ve alınan galibiyetin rehaveti çökmüştü. Hem taraftara hem de futbolcuya.

 

Beraberliğe razı olmayan tek kişi, Nurullah Sağlam’dı. O da galibiyete ulaşmak yanlış yolu seçti. Tayfun’un oyuna alınıp Okan’ın çıkarılmasından sonra uzun oyuncuya topu kimin atacağını merak ettim. Yenilen golden sonra Ahmet Belal’in bu işi yapması beni şaşırttı. Gol atmayı beceremeyen birinin gol pası vermesi hayli şaşırtıcı. Ancak galibiyet golü için yapılanları görünce şaşkınlığım bir kat daha arttı. El Saka’nın defanstan 50 metre gönderdiği uzun topları Tayfun indiriyor, tabi iki metre yanında duran Belal’in topun gittiği yere koşma ihtimali sıfıra iniyor. En az 7-8 uzun top atıldı bu şekilde. Nurullah Sağlam’ın galibiyeti istemesi ve her yola başvurması güzel fakat gol atmak için bu kadar basit bir anlayışla hareket etmek bazen yakışık almıyor.

 

Bu uzun toplar bana iki yıl önce takımın başında Saffet Susiç varken Rize’de oynanan maçı hatırlattı. Çamurlu bir sahada Konyaspor 1-0 geriye düşmüş ve defanstan Tayfun’a sürekli uzun top atılıyordu. Yanılmıyorsam 5. topta Tayfun, M. Hanefi’nin önüne indirmeyi başardı ve beraberlik golü geldi. Hiç unutmuyorum, maç sonunda Rize’yi çalıştıran Erdoğan Arıca “Böyle oyun görmedim, defanstan uzun top atmaktan başka hiçbir şey yapmadılar” deyip bu futbol tarzını kınamıştı. Bu anlayış hoş değil ancak Saffet Susiç, deplasmanda ve çamur içinde doğru bir tercih kullanmıştı. Nurullah Sağlam ise kendi sahasında, tertemiz bir sahada ve belki de sadece son 10 dakika başvurulabilecek bir yöntemi 30 dakika denedi.

 

Eldeki malzeme istenenin yapılmasına uygun olmayabilir ama Okan Koç’a 15 dakika daha sabredilebilirdi. Yordanov ya da Erman’a sola kayması söylenebilirdi. O zaman seyirciden alkış alan Tayfun daha verimli olur ve galibiyet gelebilirdi.

 

Bu kez telafi zor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim