• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

KONYA’DA TARIMSAL ARAŞTIRMALAR

Ufuk Karadavut

Ülkemizde tarımsal araştırmalar Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı enstitüler veya ziraat fakülteleri tarafından yürütülmektedir. Ziraat fakülteleri daha ziyade lisans üstü amaçlı çalışmaları yürütürken enstitüler üreticinin problemlerine çözüm getirecek yaklaşımlar üzerinde durmaktadır.  Konya’da Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Konya Toprak Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü bulunaktadır. 16-18 Haziran tarihleri arasında yapılan dün sona eren 1. Ulusal Kuraklık ve Çölleşme sempozyumunun basına tanıtımı amacıyla geçen Pazar günü Toprak Su kaynakları Araştırma Enstitüsünde yapılan bilgilendirme toplantısı esnasında basındaki arkadaşlarımdan “Konya Toprak Su Kaynakları Araştırma Enstitüsünün Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsüne alternatif olup olmayacağı soruldu. Bunun cevabının kesinlikle hayır olduğunu ancak Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsünün Karapınar veya Konuklar Tarım İşletmesine taşınabileceğini belirttim. Daha sonra konu üzerinde düşününce bu enstitünün yerinden oynatılması halinde fonksiyonunu yitireceğini bunun ise kapanmak ile eş anlamlı hale geleceğini fark ettim. Bir araştırma enstitüsünü işlevsel hale getiren verimli ve üretken araştırmacılarıdır. Eğer bunları araştırma dışına iterseniz veya küstürürseniz bu araştırmaların kapanması ile kapanmaması arasında fark kalmayacaktır.

            Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsündeki yönetim zafiyeti daha yakın zamanda basına konu olmuş ve ben bu konuda yazı yazmıştım. Enstitüdeki araştırmacılar ile çeşitli vesilelerle yaptığım sohbetler bu zafiyetin bilinenden fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Mühendis iken daireye uğramayan, uğrasa da 2-3 saat kalan kişilerin idareci olunca herkesten mesaiye 5-10 dakika geç gelmenin hesaplarını sormalar, sevmedikleri kişileri enstitüye sokmama talimatı vermeler, denemeleri imha etmeler gibi bir sürü yanlışlığın olduğu enstitüde verimlilikten bahsetmek göz boyamaktan ileri geçmeyecektir. Böyle bir durumda hiç kimse etrafındaki “akıl verenler yanlış” tezinin arkasına sığınamaz. Trende vagonlar lokomotifi takip eder. Görünen o ki Tarım ve Köyişleri Bakanlığı trene yanlış lokomotif takmış bulunmakta. Geçen yazılarımdan birisinde bahsetmiştim. Müdür Yüksel Kaya’ya danışmanlık yapanlar yanlış yönlendirme yapıyor diye. Özetle geçen yazımı düzelteyim : “Sadece lokomotif yanlış değil, lokomotife yakın olan bazı vagonlarda da bozukluk var.”

            1987 yılında kurulup 2005 yılına kadar Türk tarımına 40’a yakın buğday, arpa, yulaf çeşidi hediye eden bu enstitüde bu tarihten sonra soya, mısır, fiğ ve aspir ıslahı başlamıştır. Yine bu tarihlerde Konya Büyükşehir Belediyesi bu enstitünün bir takım arazisine talip olmuştur. Kamuoyu, sivil toplum kuruluşları, enstitü çalışanları ve basın belediyeye baskı gücü oluşturarak belediyenin kendi yanlışını görmesini sağlamışlardır. Enstitünün verimsizleştirildiği bu ortamda küstürülen basın ve sivil toplum örgütleri aynı durum ortaya çıksa eskisi gibi enstitüyü savunmayacağı kanaatini taşımaktayım. Enstitü çalışanları içinde o zaman dinamik olarak kamuoyunu bilgilendirmeye çalışan araştırmacı arkadaşlarımın eskisi gibi bu enstitüsü için mücadele yapacağından şüphe duymaktayım. Belki de amaç böyle bir idare ile enstitüyü verimsizleştirmek ve enstitünün belediyeye geçmesine zemin hazırlamaktır. Yıllarca araştırma içinde kalmış birisi olarak bu araştırma enstitüsünün devamlı savunuculuğunu yaptım ama şu anki moral ve motivasyonunu göz önüne aldığımda verimsiz bir yapıyı ayakta tutmaktansa kapatmak daha iyidir düşüncesi bende de oluşmaya başladı. Tarımsal araştırma bir il için gerekli ve imtiyazdır. Bunun tartışması bile olmaz. Ancak verimli ve araştırmacılarının moral, motivasyon ve misyon açısından sıkıntı çekmediği bir ortamda özellikle tohumculuk açısından dışa bağımlılığın önünde engel olan bu araştırma enstitülerinin ayakta tutulması gerektiğini tekrar belirtmem gerekir. Bu enstitü yavaş yavaş dışarıya kapatılmakta ve kendi içinde küçük işlerle uğraşır duruma getirilmeye başlanmıştır. Bir araştırma enstitüsü dışa açık olmadığında yavaş yavaş kendini bitirir. Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü de son yıllarda dışarıya kapatılmakta araştırmacılar içe dönüklüğe çeşitli bahaneler ile zorlanmaktadır. Ankara’daki Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün bütün bu yanlışlıklar ile ilgili fonksiyonel olmaktan ziyade seyirci konumuna ne kadar daha devam edeceğini merak etmekteyim. Önümüzdeki hafta bu konuya devam edecek ve Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün yeni yönetiminin fikirlere karşı nasıl saygısız davrandığı ve fikir hırsızlığı konusundaki duyarsızlığını işleyeceğim.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ceviz
21 Temmuz 2009 Salı 01:35
makamlar fânî, adamlık bakîdir..
Ali Akpınar Hocadan anlayana

"Demek ki insan, geldiği yeri unutmamalı. Bir zamanlar kendisinin çektiği acı durumları, başkalarına çektirmeye kalkmamalı. Başkalarının yaptıkları yanlışsa, aynı yanlışları tekrarlayan kişi olmamalı. Herkes yanlış da yapsa, kendisi doğruyu yapanların ilki olmalı. Veraset yoluyla yahut hasbe’l-kader kendisini çok iyi bir konumda bulmuşsa, onu bulamayanları düşünmeli, kendisini o insanların yerine koymalı. Sahip olduğu o imkanların elinden alınıvereceğini aklına getirerek hep iyiliklerin adamı olmaya gayret etmeli.

Bu yüzden insan önce adam olmasını ve her şartta adam kalmasını bilmelidir. Çocuklarımıza da önce adam olmalarını öğretmeliyiz. Geçici olan makam ve mevkiler adamlıktan nasibi olmayanı adam etmez. Makam ve mevkileri adam edenler, gerçek adamlardır. Önemli olan şu ya da bu makama gelmek değil, önce adam olmak ve her makamda adam olarak kalabilmektir.

Nice adamlar vardır ki, makam ve mevkileri insanların gözünde sıradandır; ancak sergiledikleri hizmet, yaptıkları iyilik ve güzelliklerle Allah katında bir numaradırlar. Nice insanlar da vardır, layık olmadıkları halde çok büyük makamlar işgal ederler; ancak Allah katında beş para etmezler.

Unutmayalım ki makamlar fânî, adamlık bakîdir. Allah ve insanlar katında bize kalıcı saygınlık ve değer kazandıracak olan da makamlarımız değil, adamlığımızdır."
85.110.87.241
araştırma yapmak isteyen araştırmacı
20 Temmuz 2009 Pazartesi 11:31
herkes kendine baksın
memleket gazetesinin tarafsızlığını sorgulayanlar önce bi geçmişe baksınlar.
bu gazete önceki dönemlerde özellikle enstitü arazisi ile ilgili olarak enstitüye en büyük desteği vermiş yayın organıdır.

ama şimdi ne oldu da eleştiri yapıyo derseniz;
herşeyden önce eleştiriler enstitüye değil, başındaki idarecileredir. ikisini ayırmak gerekir. enstitü bir asırlık enstitü, şimdiki idareciler dediklerimiz daha dün geldi, ne zaman giderler bakıp görecez. umarız çok fazla zarar vermeden en kısa zamanda olur...

idarecilerin eleştirilmesine gelince;
yakından tanıyanlar, son zamanlardaki uygulamaları da bilenler bu eleştirilerin ne kadar da haklı olduğunu zaten biliyolar.
yine bu gazetenin bir yazarının yaptığı pek doğru bi tespitteki gibi, bu kadar iletişimden ve nezaketten uzak, işbilmez, kapasitesiz insanları da eleştirmeyeceksin, ne yapacaksın...
adam her haltı yapacak, külhanbeyi gibi, kimse bişey demiyecek... oh ne ala...

kaldı ki idareci olmadan önce, şimdi kendi koydukları kurallara en az uyanlar da bunlardı...
elemanken her türlü oyunbozanlığı yap, idareci olunca külhanbeyliğine soyun...

aferin...
85.99.109.241
araştırmacı
26 Haziran 2009 Cuma 08:33
tek taraflı olun eşit mesafede olun
Memleket gazetesi olarak objektif değilsiniz.Taraflara eşit uzaklıkta değilsiniz.Diğer bazı arkadaşlarında şikayet ettiği gibi yaptığımız yorumlar gazetenizde yorumlanmıyor.. Bu habercilik değildir.Hele yapılan bu yanlış Ufuk karadavut gibi biri için yapılıyorsa bu daha büyük bir ayıptır. Araştırmacıları bu kişi yüzünden zan altında bırakmayın. Siz ufuk karadavutu tanımıyor olabilirsiniz.Ama biz onu yeterince tanıyoruz....
78.186.113.91
konyaya fransadan mektup var
24 Haziran 2009 Çarşamba 21:46
konyaya fransadan mektup var
ufuk karadavut beyin mayıs 2006 da köşesine taşıdığı konyaya fransadan mektup var yazısını okuyunuz.. 2006 mayısından 2009 hazıranına sayın yazarımızdaki değişimi fark edin... insan değişir elbette kimisi iyi yönde kimisi tanınmayacak yönde....
78.168.109.83
memleket bravo
23 Haziran 2009 Salı 22:28
memleket bravo
memleket gazetesi bravo iki gündür bu yazı hakkında birşeyler yazıyorum neden dir bilinmez yorumlarım görünmüyor.. siz benim yorumlarıma sansür koymadan önce ufuk karadavut'un yazdıgı yazılara sansür koyun ki... gazetecelik anlayışınızla bağdaşsın birazcık... tek taraflı yorum olmaz. madem oyle bizim yorumlarıda sitede gostermen gerekir.. seffaf gazetecilik bunu gerektirir. madem bunu yapamıyorsun oyle ise herkese koşeyazarlığı yaptırmayacaksın...
78.168.111.121
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim