• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Konya 2 °C
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek

Kızılbaş

Murat Kayacan

 “Alevilerin sorunlarının tartışıldığı demokratik kürsü” şeklinde bir spot cümleyle çıkan Kızılbaş adlı derginin genel yayın yönetmeni, Ali Ülger ve merkezi de Almanya. Ancak dergi İstanbul’da yayınlanıyor. Büyük oranda Ermeni Sorununa ayrılmış olan derginin 8. sayısında  (Mart 2009) Ali Ülger, Alevi Bektaşilerin TC tarihinde yapılmış soykırım ve sürgünlere karşı çıkmadıkları kanaatinde olduğunu ifade etmekte ve Alevilere bağımsız demokratik Kızılbaş Alevi Partilerini kurup demokratikleşmeye katkıda bulunmalarını önermektedir.

Dergi, çuvaldızı kendine batırma konusunda oldukça cesur. Alevilerin siyasi denemeleri “(Türkiye) Birlik Partisi” hakkındaki kitabın tanıtımına dair dergiye şu spot cümle yerleştirilmiş: Alevilerin ilk partisini istihbaratçı general kurmuş (Cümlenin sonunda ! ya da ? bulunmadığını belirteyim).

CHP ve TKP (Türkiye Komunist Partisi) vs. örgütlerin Ergenekon’u desteklediği, Kemalist İlhan Selçuk ile dayanışmada bulunan kalabalık bir sazcı, şarkıcı alevi grubunun bulunduğu tenkidinde bulunan Ülger’e göre; Koçgiri, Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, Gazi ve Örnek Mahallelerinde ve Madımak’ta insanların katledilmesinden ilk elden sorumlu olan CHP’yi marabalık yapan anlı şanlı düşük Alevilerin durumu onur kırıcıdır (Dergide bir yandan da Alevi ve Yöre derneklerinden Çankaya’da CHP’ye destek metni de yer almakta). Yine Ülger, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 70-80 yıllık TC tarihinin siyasal sorumlusu, devletin asil kuvveti ve erki olduğunu söylemekte. Demokratikleşmenin yolunu açmak da orduyu siyasal hayattan çıkartmakla mümkün.

Hüseyin Demirtaş’ın “Dedeye maaş!” adlı yazısında ise, imamları ve müezzinleri maaşa bağlaması nedeniyle Diyanet, ruhban sınıfı oluşturmakla itham edilmekte ve Alevilikte vakitli ibadet olmayışı, dedeliğin rızaya bağlı oluşu şeklindeki gerekçelerle dedelere maaş bağlanmasının benzer bir sonuç getireceği söylenmekte. Demirtaş soruyor: Cemaat dedeyi postta oturtmak istemezse ne olacak? Devlet memuru diye göreve devam mı edecek?”

Rasim Ozan Kütahyalı’nın Kızılbaşlık üzerine yazısı da alıntılanmış. Kütahyalı’ya göre Kızılbaşlık sonradan dahil olunabilen bir mezhep değil ve etnik bağlamda ele alınmalı.

Ünsal Öztürk münafıkların özelliklerini ayetlere göndermede bulunarak sıraladığı “Müslüman münafık İzzettin Doğan Hocaefendi” adlı yazısında Cem Vakfı Başkanı İ. Doğan’ın ne namaz kıldığını, ne hacca gittiğini, ne Ramazan orucu tuttuğunu ne de din için cihada kalktığını dolayısıyla ona Müslüman değil münafık denebileceğini söylemekte.

 “Tarihsel bir gerçeklik mi ütopya mı? Kızılbaş Alevilerde rızalık şehri” adlı yazısında Haşim Kutlu ise, putların ormanında ve putlarla çarpışarak ilerlediğini söylemekte. Tevrat’tan ayetler aktararak cennetin dünyada olduğunu anlatan yazar, keşke Hz. Âdem’in bulunduğu cennetin dünyada olup olmadığı konusunda Maturudi’nin görüşlerini okuyabilseydi de Müslüman mütefekkirlerden de bu görüşü beyan edenlerin bulunduğundan haberi olsaydı.

Dergide Dilek Güven ile yapılmış olan bir röportaj iktibas edilmiş. Güven, şu anki azınlıklara umumi menfi bakışın aksine geçmişte Anadolu’da daha hoşgörülü bir ortam olduğunu ifade etmekte: “Hem tehcir hem de mübadele sırasında insanlar Rum ve Ermeni komşularını korumuş. Mesela 1915’te Ermeniler Konya’dan sürülmüyor. Çünkü bölgenin ağası: ‘Gâvursuz memleket mi olur?’ diye izin vermiyor.” Ermeni soykırımı ile ilgili olarak İsmail Beşikçi de 1915’te yaşananların 1910 yılında Selanik’te yapılan İttihad ve Terakki Fırkası Kongresi’nde planlandığını ifade etmekte ve soykırım denildiğinde bunun illa da insanların gaz odalarına konup öldürülmesi anlamına gelmediğini sözgelimi aç bırakmanın, birbirlerinden habersiz kılmanın, çetelerin saldırıları karşısında korumasız bırakmanın, ağır şartlarda çalıştırmanın da bir etnik nüfusu çürütmek anlamına geldiğini söylemekte. Sait Çetinoğlu ise genelkurmay kayıtlarından aktarımda bulunarak I. Dünya Savaşında 800 bin Ermeni ve 200 bin Rum’un hayatını kaybettiği bilgisini vermekte.

Ermeni Soykırımı konusunda dergide Ramgavar Partisi eski yöneticisi Nakkaşyan’ın açıklaması okuyucunun ilgisine sunulmakta: “İhsan Sabri Çağlayangil, 1977’de Ermeni örgütleriyle gizlice görüşerek tazminat önerdi.” Nakkaşyan Obama’ya yazdığı açık mektupta bu bilgiyi aktarmış.

Sivas olayları hakkında Yeni Şafak’ta yayınlanan Salman Yüksel ile röportajda olayın sorumluluğu konusunda JİTEM’e göndermede bulunulmakta ve JİTEM’in hem Madımak hem de Başbağlar olayının sorumlusu olduğu ifade edilmekte.

Görüldüğü gibi Kızılbaş ezber bozan bir dergi. Alevi kesimden dikkate şayan bir ses.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
lezgin
08 Mayıs 2009 Cuma 13:13
hezeyan
Sayın yazarcık yine işkembeyi kübradan sallamışsın. Hep internetten sağdan soldan yazıları karma karışık toplayıp bölücü düşüncelerinizi serdediyorsunuz. Cesur olun "ben böyle düşündüğüm için böyle yazıları bu köşeden yazıyorum." deme mertliğini gösterin de ne olduğunuzu bilelim. Yalan olduğu yadsınamaz bir gerçek olan haberleri sağdan soldan toplama hezeyanından kendinizi kurtarın. Yetmez benim orijinim şudur. Karnımın ağrısı da budur... deme mertliğini gösterin. Ayrıca bir bilgi ve belgeniz varsa ilmi bir şekilde ortaya koyunda ilmi kalitenizi görelim. Nerde sizde o kalite… Burada hiç haya ve edebe sığmadan “ermeni soykırımı” sözünü tekrar edip duruyorsunuz. Bu milletin ekmeğini yiyen bir insan olarak, “SÖZDE ERMENİ SOYKIRIM” deme vefasını gösterin. Nerde o vefa… Türkiye Aleviliğini okumuş ve birkaç makale yazmış biri olarak ilmi değeri olmayan bu yazıya hiç değinmeyeceğim. SAKIN “BENİM BU YAZI İLE HİÇ ALAKAM YOK BEN SADECE BU KÖŞEDEN AKTARDIM.” DEMEYİN!!! TESTİ İÇİNDEKİNİ DIŞARI SIZDIRIR.
88.224.242.102
Ahmet Hadi
07 Mayıs 2009 Perşembe 11:07
Sizi kim yetiştiriyor
Ailenizi kastetmiyorum elbette ama sizleri kim yetiştiriyor da, ulusal da yerel de medyada köşe başlarına koyarak ulemalık yaptırıyor doğrusu merak ediyorum. Alevilere yönelik katliamların suçunu, aleviler hakkında sayısız iftira üreten ve yayanlara ve bunlara inananlara değil de, CHP'ye yüklemek için özel bir eğitimden geçmek gerekiyor kanımca. Hele Madımak katliamının sorumlusu olarak JİTEM'i görmek başlı başına bir ihtisas konusu olmalı. JİTEM'in olsa olsa ihmali olabilir. Hiçbir ihmal de suçu gerçekten işleyenlerin, suçlarının gözardı edilmesine yol açmamalı. İzzettin Doğan'a ise, namaz kılmadığı, ramazan orucu tutmadığı, hacca gitmediği ve din için cihada kalkmadığı için müslüman değil münafık denilebileceğini söylemek için ise insanın gözünün bayağı kararmış olması gerekiyor. Sakın bunlar benim görüşüm demeyin, benimsemediğiniz görüşleri buraya aktaracağınıza inanmıyorum. Dolayısıyla bahsettiğiniz dergi için bilemem ama, sizin tarafınızda ezber bozan bir durum söz konusu değil.
195.177.206.66
aylin
06 Mayıs 2009 Çarşamba 22:34
yorum
sizin yazılarınızı anlamakta güçlük çekiyorum açıkcası.üstü kapalı yazmayı seviyorsunuz sanırım.bence siz MHP den siniz.
88.230.159.13
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim