• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Konya 29 °C
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek

Kıyameti Zorlamak

Ramazan Altıntaş

Son zamanlarda kıyamet ve alâmetleri üzerinde bütün din mensupları arasında kıyasıya tartışmalar yapılmaktadır. Kıyamet alâmetleriyle ilgili meseleler, Müslümanların yaşadığı yerlerde fikrî ve hayâtî olarak varlığını sürdürmektedir. Bilindiği gibi Kur’an’da, kıyamet alâmetlerinin varlığından söz edilmektedir. (Muhammed 47/18). Kur’an’da bazı  alâmetlere yer verilir. Örneğin, İslam bilginlerinin büyük alâmetler şeklinde kategorileştirdiği alâmetlerden: Ye’cûc ve Me’cûc Enbiya Sûresi’nin 95-97. âyetlerinde; Dâbbetü’l-arz Neml Sûresi’nin 82-83. âyetlerinde; Duhân, Duhân Sûresi’nin 10-11. âyetlerinde açıkça geçmektedir. Hz. İsa’nin nüzûlü ve güneşin batıdan doğması gibi alâmetler ise tartışmalıdır.

Mâtürîdî ve Eş’arîlere göre, âhâd haberler kuşku ifade ettiği için akâid de delil olmaz.  Her ne kadar bazı büyük ve küçük alâmetlerle ilgili konular  “âhâd haberler” içerisine giriyorsa da, biz bu rivâyetlerle akâid formüle etmiyoruz. Kaldı ki, bu rivâyetlerin amacı, kıyametin vaktini belirlemek değildir. Bunlar aile ve toplumlarda meydana gelen bozulma ve dejenerasyona işaret etmekte, Allah’ın toplumlar için koyduğu sosyal düzen kanunlarını ifade etmektedirler. Bu nevi olaylar büyük kıyametin yaklaştığı zamanda da bulunabilirler, ancak haberlerde rivayet  ediliş maksatları bu değil, toplumların ölümüne (kıyâmet-i vustâ) işaret eden  ilâhi kanunların hatırlatılmasıdır. (Topaloğlu, İslam’da İnanç Esas., s. 280). Bu rivâyetlerden, bireyi ahlâkî açıdan eğitmek için yararlanılabilir. Yoksa  rivâyetlerin muhtevasından hareketle,  kıyametin kopması yaklaştı şeklinde, kitlelere ümitsiz bir ideoloji aşılamak gibi bir tutum içerisine girilmemelidir. O halde değişik rivâyetlerde yer alan kıyamet alâmetlerini, toplumsal anlamda yozlaşma ve ahlâki çöküntü olarak yorumlayabiliriz. Bu rivâyetlerin amacı, toplumun, bir nefis muhasebesine giderek kendisini düzeltmesine yardımcı olmaktır. Kıyamet alâmetlerini anlatırken çağdaş bir ifade biçimiyle; bireysel, lokal ve küresel kıyamet şeklinde gruplara ayırarak anlatabiliriz.

Son zamanlarda İslam’da âhiret inancını inkar eden bazı çevreler yeni paganist anlayışları devreye soktular. Bunların başında tenâsuh inancı ve reenkarnasyon gelmektedir. Özellikle ruh göçü ya da yeniden bedenleşme adını taşıyan reenkarnasyon fikri, İslam’ın haşr ve mahşer inançlarını tartışmalı hale getirmektedir. Eğer onların iddia ettiği gibi, beden öldüğünde ruh, bir başka bedende tekrar dünyaya gelecekse, âhiret diye bir şeyin olmaması gerekir. Bu felsefi anlayış Hinduizmin karma felsefesine dayanmaktadır. Bilindiği gibi, Hinduizmde kast sistemi geçerlidir. Bir nevi, toplumda seçkinler ve köleler şeklinde sınıf ayrımı yaşanmaktadır. Hindu toplumunda, kölelerin seçkinlere itaat etmesi böyle bir inancın üretilmesiyle sağlanmıştır. Gençliğimizin bu tip yanlış ve heretik anlayışlardan etkilenmemesi için bu konular üzerinde ciddi anlamda durmak gerekmektedir.

Ayrıca, “Âhirete İman”la bağlantılı olarak “Kabir Azabı, Nimeti, Suali ve Sırat” gibi konular üzerinde de durmak lazım. Çünkü, toplumumuzun ençok duyarlı olduğu konulardan birisi de bu konulardır. Kabir ahvaline dair olan meseleler, bütün Kelamî ekollerin literatüründe yer almıştır. Birileri her ne kadar Kabir ahvali ile ilgili inançları inkar etse de, bu konular toplumun gündeminden kalkacak değildir. Önemli olan yanlış anlayışları düzeltmek ve yerine doğruları koymaktır. Örneğin, Mu’tezilî düşünür Kâdî Abdülcebbâr bile kabir ahvâli ile ilgili konulara “maslahat” açısından yaklaşır. Kabir azabı ve ahvâli ile ilgili konuların anlatımının mükelleflere, âhirete yönelik durumlarını iyileştirmeleri yönünde faydalar sağlayacağına değinir. Eğer mükellefler, kötülüklere adım attığı ve vâcibatı terkettikleri zaman kabirde azap edileceğini, sonra da cehenneme gireceklerini bilirlerse, kötülüklerden yüz çevirip, vâcibata yönelebileceklerini iddia eder.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim