• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • Konya 3 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Kişiliğin inşası ve iman

Cahit Karaalp

            Doğru Allah tasavvuru ve kişilik üzerine…

 

           Sağlam bir kişiliğin yolu, sahih imandan; sahih imanın yolu da doğru Allah tasavvuruna geçer… Dolayısı ile sağlam bir kişilik, doğru bir ilah tasavvuru olmadan inşa edilemez… Her kişi, inandığı ilaha göre şekil alır… Nasıl bir ilaha inanıyorsanız, öyle bir kişiliğe sahip olursunuz…

 

            Davranışlarınızda yanlışlar varsa, bilin ki ilah tasavvurunuzun bir yerindeki yanlışlardan kaynaklanmaktadır… Onun için doğru Allah tasavvuruna sahip olmak gerekir… Zira Allah’ı yanlış tanıyanların imanlarında şirk biter, türlü türlü ilahlar türer… Kur’an’da geçen; “lehu’l-esmau’l-hüsna” ifadesi, kişide doğru Allah tasavvurunun inşası için zikredilmiştir…

 

            Doğru Allah tasavvuru, imanı inşa eder… İmanını Kur’an’la inşa etmeyenlerin “iman intiharı” yaşayacakları bir gerçektir… İman intiharının getirisi ise kişiliksizliktir… Her bir intiharın altında, iman intiharının yattığı bilinmelidir… Sahih iman, bozuk kişiliği; bozuk kişilikte sahih imanı bitirir… İman ve kişilik birbirini bütünlemelidir… 

 

           Doğru Allah tasavvurunun inşa ettiği bir imanın inşa ettiği kişilik,, zerdede(para, mal, makam, refah vs) zorda da aynıdır, aynı olmalıdır… Ne saraylar ne de zindanlar; bu kişiliği değiştiremez, imanın duruşunu bozamaz… Zorun gücüne, egemenliğine teslimiyet göstermeyenler, zerin gücüne, egemenliğine de teslimiyet göstermeyeceklerdir… Zerde yamulan bir kişiliği gördüğünüzde bilin ki zor görmemiştir…

 

           Ebu Zer’i “zere(para, mal, makam, refah vs)” karşı sağlam kılan, Mekke’nin zoru ve bu zor karşısında imanını ruhuna dokumuş olmasıydı… İmanın inşa yolculuğunda; Mekke “zoru”, Medine “zeri” temsil eder… Eğer Mekke Medine’ye temel olmasaydı, zaferden zafere koşulabilir miydi? Mekke döneminde yaşanan zorluklar, Medine dönemi ve sonrasında imanların kaymaması, kişiliğin sarsılmaması içindi…

 

         Zor; imanın, kişiliğin akışını, zer; imanın, kişiliğin bakışını hedef alır… Zorda kazanılmayan imanlar, zerin pazarlık konusu olurlar… Zor ve zer imanın darlık ve varlık imtihanlardır… İman, zorluklar bahçesinde ekilir, hayatta salih ameller bitirir… Unutmayın! Ameli Salih olmayanın imanı sahih, kişiliği sağlam değildir… İman, kişilik mühendisidir… Yanlış ekilen iman doğru bir kişilik üretmeyecektir… Münafıklar buna en güzel örnektir…

 

            Hz. Yusuf için; “zindandan kurtulmak için acele etti ve Allah’tan dilemesi gereken dileği kraldan dilediği için yıllarca zindanda kaldı” derler… Değil aslında… Yusuf’un imanı, zindandan kurtulmak için Allahı unutturmaz, unutturamaz… Zindan mı, zina mı? Dediklerinde: “Allah’ım beni davet ettikleri şeyden(zinadan) zindan daha iyidir” diyen bir imana sahipti Yusuf… Kadını gördüğünde rabbini unutanlardan, zoru gördüğünde imanını bırakanlardan değildi…

 

         Maalesef zinaya zindanı tercih edebilecek kadar sahih bir iman ve sağlam bir kişiliğe sahip Hz. Yusuf için, hem müfessirler hem de vaizler, aslı astarı olmayan  “Allah’tan istemesi gereken şeyi başkasından istedi diye cezalandırıldı, uzun süre zindanda kaldı” sözünü söylüyorlar…

 

         Doğru Allah tasavvuru, doğru bir hayat çizgisinin ilk şartıdır… Çünkü Allah’ı hakkıyla tanıyamamış bir iman hakkıyla “la ilahe” diyemez… Unutmayalım Yusuf’u babasından, vatanından, sevdiklerinden, özgürlüğünden kopardılar ama asla imanından koparamadılar… Çünkü iman onun kişiliğini işlemişti… Yusuf, imanı ile kişiliğini inşa etmişti… Adeta imanın kişiliğe dönüşmüş haliydi…

 

           “Allah’ı ciddiye almak” sağlam bir kişiliğe sahip olmanın tek yoludur… Allah’ı ciddiye almayanlar, kişiliklerindeki ve imanlarındaki ciddiyeti kaybederler… Allah, Kur’an’da ciddiye alınmayı ister… Kur’an ayetlerinin tümü zihinlere; “Allah’ı ciddiye alın” mesajını nakşeder… Geçmiş kavimleri helake götüren sebep; Allah’ı ciddiye almamaktı… Allahı ciddiye almamak ciddi bir sorundur ve kişiliğin sonudur…

 

        “Aldatıcılar sizleri Allah’la aldatmasın” ayeti aslında “Allah’ı hafife almayın, Allah’ı ciddiye alın” demektir… Hiç Allah, boşa konuşur mu? Hiç Allah boşuna uyarır mı? Bugün inananların en büyük sorunu, “Allah’ı ciddiye almamalarıdır”… Sorunlarımız, Allah’ı ciddiye aldığımızda bitecektir… Kur’anı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık öğüt alan yok mudur?” Ayeti, “ilahi sözü ciddiye alan yok mudur?” Demektir…

 

            Sor kendine kardeşim! “Ben Allah’ı ne kadar ciddiye alıyorum?” Cevabında ciddi ol… İşini, eşini, aşını ciddiye aldığın kadar rabbini ciddiye aldın mı? Mide boşluğunu doldurmayı düşündüğün kadar, kişilik boşluğunu doldurmayı düşündün mü? Hastalandığında doğru ilaç kullanmaya önem verdiğin kadar, sağlam bir kişilik ve sahih bir iman için doğru Allah tasavvuruna sahip olmayı önemsedin mi?

 

              Ey Müslüman! Ciddiyetini ne zaman göstereceksin?

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Harun Nazım
28 Kasım 2014 Cuma 08:10
08:10
Çok doğru. Bu yazınızı müslüman kisveli,sahtekarların defalarca okuyup, ahiret hayatlarını irdelemeleri gerekiyor. Gerçi şu zamanda ne hocaya, ne din adamına itimadımız da kalmadı ya!!!
85.103.252.139
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim