• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -2 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Kimlik merakı

Ufuk Karadavut

Küçükken hep “ben” olarak ifade ederiz. Dünyada sadece biz varızdır. Annemizin ya da babamızın bize almış olduğu bir çikolata parçasını dahi onlara vermek istemeyiz. “Bu benim” der ve yemeye devam ederiz. Aslında alacaklarından değil ama oyun oynamak isterler. Fakat küçükken biz bunun farkına varamayız. Daha sonra çocuk büyümeye başlar. Belli bir olgunluğa gelince de ben duygusu çevresindekiler ile birleşerek “Biz” olmaya başlar. Biz der başka bir şey demez olur. Küçükken biz de böyle düşünüyorduk. “Etnik kimlik” “Mezhep ayrışması” kelimelerini ancak üniversite yıllarında öğrendik. Üniversite son sınıfındayken en yakın arkadaşımın alevi olduğunu tesadüfen öğrendim. Yine en yakın arkadaşımın bir Çerkez olduğunu gördüm. O zamana kadar onlar benim için arkadaş dosttu. Hepimiz Türk idik. Kendileri de daha sonra konuştuğumuzda aynen benim gibi düşündüklerini ifade etmişlerdi. Hatta bu arkadaşlar Ankara’da Ülkü Ocağının baş müdavimleriydiler. Ama ne olduysa son bir kaç yıldır bu duygu ve düşünceler değişmeye ve değiştirilmeye başlandı.

İlkokulda okuyan çocuklardan tutunda emekliliğini yaşayan 70 yaşını geçmiş kişiye kadar herkes ben kimim demeye başladı. “Biz” büyük bir kitleyi kaplarken ve içerik olarak gittikçe büyüyen bir yapı arz ederken, “Ben” küçüldükçe küçülen ve bireyselleşen bir yapı göstermekteydi. Sonuçta da insanlar bir olmaktan uzaklaştı ve her kafadan bir ses çıkar oldu. Şimdilerde herkes bir şey ama ortada ne birliktelik kaldı nede ortak düşünce. Kalan tek şey ayrılıkçılık oldu. Ülkenin gelişeceği hakkında birlikte dahi düşünemez olduk. Bayrak konusunda toprak konusunda ayrıştık. Birlikte yaşamak konusunda ilkokuldan itibaren tartışmaya açtık. Resmen olmasa da fiilen ayrıldık. Ayrılmaya da devam ediyoruz. En son resmen ayrılana kadar bunun devan edeceğini anlamak zor olmasa gerek. Özellikle son bir kaç yıldır ülke genlinde yaşanan kürtçülük baskısını ve onların gizli destekçileri hiç görülmedi ve görülmek istenmedi.

Aynı düşünceyi taşımadığımız gibi aynı dili de kullanmaz olduk. Etnik felsefe konusunda dünyaca ünlü Prof. Dr. Patrick Moynihan “Bir bölgede çarşıda pazarda millet devletin dilini kullanmak yerine yerel dilleri kullanıyor ve yerel dille anlaşıyorsa er geç bölücülük başlar” demektedir. Biz bu gerçeği görmedik ve görenler de “faşistlik”le, “ırkçılık”la ya da “rasist”likle suçlandılar. Aşağılandılar, dışlandılar ve ötekileştirildiler. Onlar susturuldu ve pasifize edildiler. Onların yerine gelen ayrılıkçı zihniyetliler potansiyel olarak var olan bölücülüğü önce gizlice sonraları ise açık bir şekilde desteklemeye başladılar. Sonuç olarak ta günümüzdeki yaşadıklarımız kaldı.

Bunların en temel sebebi bakış açılarındaki darlıktı. Kimleri resmi küçük ölçekli bakışlarla belirlerken, kimileri ise büyük ölçekli bakışlarla taradı. Ama sonuçta büyük ölçekli art niyetliler bu yarıştan galip çıktılar. Büyük ölçekli iyi niyetliler yarışı kaybetti. Ülke içinde bulunduğu son dönemeçte kararını vermiş gibi gözüküyor. Karnından düşünen Türkler akıllarını başlarına almadıkları sürece de bu dönemeçten geri dönme şansımız asla olmayacaktır. Ülkemizi parçalamak isteyen dış güçler ve onların yerli işbirlikçileri Sevr’de yaşadıkları ezilmişliği ve arkalarındaki ayak izinin kini ile ellerinden geldiğince ve büyük bir sabırlar çalışıyorlar. Önce ermeni terörünü kullandılar olmayınca kürtçülük silahını kullandılar. Cumhuriyetin kuruluşunda 10 yılda yaklaşık 25 ayrı kürt ayaklanması olması tesadüfle açıklanmaz. Birileri bizlerin yalnızca kafasını değil aynı zamanda gönüllerimiz de kimlik merakı ile karıştırarak ayrıştırdı. Bu merak ile daha başımıza ne dertler açılacak bunu bilemiyoruz. Ama nasipse göreceğiz...

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
mehmet baysal
11 Mayıs 2012 Cuma 08:42
dil
aynı dili kullanamıyoruz. sokağa çıktığımızda sanki burası konya değil ve sanki ayrı memleket gibi türkçe kullananlar az. ne oluyoruz...
79.123.208.9
saffet adak
10 Mayıs 2012 Perşembe 23:00
malesef
bu ülkede türk olmanın dışında her şey serbest. türk olmak ise sanki suç oldu. ne hale geldik.
78.186.25.109
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim