• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Konya 7 °C
  • Meteoroloji'den Konya için yağış müjdesi
  • Yunanistan'da DHKP-C'den Erdoğan'a suikast planı iddiası
  • TSK'da yemek duası değişti: Allahımıza hamdolsun...
  • Meteoroloji'den Konya için yağış müjdesi
  • Yunanistan'da DHKP-C'den Erdoğan'a suikast planı iddiası
  • TSK'da yemek duası değişti: Allahımıza hamdolsun...

Kimlik Krizi

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Yıl 1967..

Bir tarafta Mısır, Ürdün ve Suriye güçleri.

Diğer tarafta İsrail.. Perde gerisinde ABD, bilumum Batılılar ve İsrail işbirlikçileri..

Tarihe Arap-İsrail savaşı olarak geçti..

Bu savaş 6 gün sürdü. Gerçekte 6 saat.. İsrail, Mısır’ın daha uçakları havalanmadan hangarlarında bütün uçaklarını bombaladı. Kısa sürede bu savaşın galibi İsrail oldu. Sina Çölü, Golan Tepeleri, Batı Şeria ve Doğu Kudüs, İsrail’in işgali altında kaldı.

 Gazze, Osmanlılar döneminde olduğu gibi, 1967’de de soylu ve çetin bir direniş gösterdi. Bu cephede savaş 6 gün sürdü. Üç ülkede 6 saat süren savaş, küçük bir yer olan Gazze’de 6 gün sürdü. Gazze Müslümanları, bugün olduğu gibi tarih boyunca bütün çaresizliklere rağmen inanç ve kararlılıkla direndi.

İşte o yıllar, yer,  Mısır Ezher üniversitesi..

 İslam Hukuku Metodolojisi, Mezhepler Tarihi, İslam’da İtikadi Mezhepler Tarihi vb. gibi birçok eseri Türkçeye kazandırılan Prof. Dr. Muhammed Ebu Zehra, Ezher Üniversitesinde ders vermektedir.

Ders, Tefsir, yani Kur’an’ın yorumu ilmi.

Muhammed Ebu Zehra, Tevbe Suresi’nin 26. âyetini yorumlamaktadır. Âyetin meali şöyledir:

 “Sonra Allah, Resulünün üzerine ve müminlerin üzerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve gözle görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımayan kâfirleri azaba uğrattı. Ve o kâfirlerin cezası işte budur.”

“Gözle görülmeyen ordular.” Bunlar meleklerdir. Huneyn ve Bedir savaşlarında Yüce Allah mü’minleri müşriklere karşı başta melek orduları olmak üzere nice gaybi yardımlarla desteklemiştir. Kaldı ki, Kur’an’a göre yerde ve gökte Allah’ın sayısız orduları vardır. Yağmur, rüzgar, bulut, duman, kum fırtınası, kuşlar, ağaçlar vb. Bütün bir varlık, O’nun emrindedir.

Muhammed Ebu Zehra bu âyetin yorumu üzerinde coşkulu bir ders işlemektedir. Geçmiş ve şimdide yaşanılan örnekleri bir bir anlatmaktadır. Öğrenciler ise, hocalarının etkileyici konuşmasının büyüsüne kapılıp derin bir sükûnet içerisinde dersi dinlemektedir. Bir öğrenci vardır ki, hemen o âyetle bir-kaç ay önce yaşanmış olay arasında bağlantı kurar, zihninde.

Acaba bu âyetin Müslümanların yaşadığı modern zamanlarla nasıl irtibatı vardır? diye sorar içinden ve hemen sözü 6 gün savaşına getirir. Heyecanla parmak kaldırır ve yerinden fırlayarak hocasına şu soruyu yöneltir:

“Hocam, acaba Yahudi ile yaptığımız bu savaşta Allah bize melek ordularını indirmedi mi de yenildik?”

Rahmetli Muhammed Ebu Zehra bu soruyu çok anlamlı bularak şu cevabı verir:

“Evladım! Allah’ın yasasında bir değişiklik yoktur. Elbette Rabbimiz Yahudi ile yaptığımız bu savaşta yardım etmeleri için melek ordularını indirmesine indirmiştir de melekler kimin Yahudi, kimin Müslüman olduğunu ayırt edemedikleri için dönüp gitmişlerdir.”

Evet, hocanın bu sarsıcı cevabı karşısında bütün talebeler çok etkilenmiş ve Allah’ın yardımını celbedecek bir Müslüman kimliği nasıl olmalıdır? sorusuna cevap aramak gerektiği kanaatine varmışlardır.

Hocanın vermiş olduğu bu cevap, bugünün Müslümanlarına da bir şeyler demelidir. Gerçekten de öyle. Yahudi ve Müslümanın kim olduğu birbirinden ayırt edilmeyen bir kimlik, bir zaman, bir yaşam biçimi..

Bir kimlik krizi yaşanmaktadır.

Herhalde bundan dolayı o yıllarda ünlü İslam mütefekkiri Muhammed Kutup “E nahnü müslümûn?/Biz Müslüman mıyız?”  kitabını yazmıştır.

Çağlar değişse de Allah’ın yasası değişmemektedir.

Muvahhid Müslüman olmakla birlikte Allah’ın dinine hizmet etmek..

Ayrıca, yapılan meşrû işin kurallarına uymak..

Bu üç ilke bir araya geldi mi başarı da ona eşlik eder.

Üstad Necip Fazıl’ın “Kafa Kağıdı” romanında da vurguladığı gibi, sadece “kafa kağıdı müslümanı” olmamak gerekiyor.

Bir Müslüman düşünün ki, ticaretiyle bir yahudiyi aratmayacak bir tipoloji, giyim-kuşam ve dünya telakkisiyle bir Hıristiyanı aratmayacak bir tipoloji, haftalık Cuma ve bayram namazlarına katılmakla da bir müslümanı aratmayacak bir tipoloji sergiliyorsa bunun adı nedir?

Bir bedende üç baş..

O halde Allah’ın yardımına giden yol, muvahhid bir Müslüman olmaktan geçiyor. Tevhidi alt yapısı sağlam ve davranışları da ona uygun bir temsil Müslümanlığı.. İşte o zaman Gazze’ler hep muzaffer olacaktır.

 

 

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim