• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Konya 14 °C
  • Hakan Şükür ve Arif Erdem FETÖ'den değil aidattan ihraç edildi!
  • Tanju Çolak: Galatasaraylılığımı askıya aldım
  • FETÖ'cüleri ihraç etmeyen Galatasaray'a tepkiler
  • Hakan Şükür ve Arif Erdem FETÖ'den değil aidattan ihraç edildi!
  • Tanju Çolak: Galatasaraylılığımı askıya aldım
  • FETÖ'cüleri ihraç etmeyen Galatasaray'a tepkiler

Kenya notları 5

Adem Alemdar

Bir öğün sonra ne yiyeceği belli olmayanlar fakirdir…


Kestiğimiz kurbanların etlerini dağıtmak için gidilecek yerlere önceden haber verilmiş. Biz etlerin yüklendiği kamyonu arkadan bir minibüsle takip ediyoruz ve bir köye varıyoruz…

Yeşillikler içerisinde sonradan cami olduğunu öğrendiğimiz basit bir binanın önünde kalabalık bizi bekliyor. Çocuklar çoğunluğu oluşturuyor bekleyenler arasında. Kız çocukları erkeklere karışmadan bir kenarda bekliyor. Yetişkin kadınlar da hakeza gruptan ayrı bekliyorlar. Köyün ileri gelenleri karşılıyor bizi ilkin…

Selam verip hal hatır soruyoruz. İyi olduklarını söylüyorlar, ama gözleri bizim çantalarda. Haydi fazla bekletmeden dağıtalım diyor ve şekerleri çıkarıyoruz evvela. Ardından Türk bayrağı baskılı balonları veriyoruz. Kenya ve Türkiye bayrakları baskılı, ardında da ‘birbirimizi seviyoruz’ yazılı tişörtleri dağıtıyoruz sonra. Kargaşa değil, ama müthiş bir curcuna yaşıyoruz. Yetişkinlerin de telkiniyle tek sıra oluyor çocuklar. Her birine bir oyuncak ve şeker dağıtıyoruz. Sevinçleri görülmeye değer. Rabbim vermeye ayrı bir tad ayrı bir lezzet katmış. Veriyoruz ha bire. Yüreğimiz uçacak gibi oluyor. Gözyaşlarımızı onlara göstermeden içimize akıtıyoruz…

Kız çocuklarına geliyor sıra. Belki de ilk kez oyuncak bebekleri oluyor. Şaşkın bakışları kısa sürüyor ve oynamaya başlıyorlar. Çok geçmeden şişirilmiş Türk bayrağı baskılı balonlar kaplıyor etrafımızı. Mevlana şekerlerinin hiç bu kadar güzel ve iştahla yendiğini görmemiştim şimdiye kadar. Neredeyse tüm çocuklara az çok bişeyler verdikten sonra sıra etlere geliyor…



Kamyonun kasası açılıyor ve birkaç gönüllü büyük etleri küçük parçalara ayırmaya başlıyor. Herkes pür dikkat etin ayrılmasını izliyor...

Köyün iyi İngilizce bilen ileri geleni Hüseyin’e birkaç eve ziyaret yapmak istediğimizi söylüyoruz. Tamam diyor ve hemen elimize bazı hediyelerden oluşan bir kaç paket alıyoruz. Birbirine bitişik hiçbir ev olmadığı gibi evler arasında da ortalama 300-400 metre mesafe var. Ağaçların, tarlaların arasından geçerek bir evin önüne varıyoruz. Evin tüm sakinleri kapının önünde sanki bizi bekliyorlar. Selam verip hal hatır soruyoruz. Onların yerel dilde anlattıklarını Hüseyin bize İngilizceye çevirerek anlatmaya çalışıyor. Ayağı sakat olduğu için çalışamadığını söylüyor evin reisi. Eline biraz para ve bir hediye paketi veriyoruz. Evlerinin içine bakmak istediğimizi söylüyoruz. Kabul edip buyur ediyorlar. Halı türü bir sergi olmadığı için ayakkabılarımızla rahatlıkla giriyoruz. Evin içerisinde neredeyse hiçbir şey yok. Öylesine bir dört duvar yani. Halimize şükrederek çıkıyoruz…

İkinci ev ise anlatılacak gibi değil. Bir kilometreye yakın yürüdükten sonra vardığımız bu evde 3-4 yaşlarında bir çocuk var sadece. Komşularının anlattığına göre anne-babası başka bir köye taziyeye gitmişler. Çocuğu biraz sevip rehberimizle birlikte eve giriyoruz. Duvarları çıtaların birbirine geçirilmesi ve üzerinin çamurla sıvanmasıyla çatılmış bir ev. Damı parça parça, çoğu tarafı açık. Dört tane küçücük küçücük odası var. Birinde 4 tane civciv ayaklarından bağlanmış kaçmasınlar diye. Diğer iki oda bomboş. Birinde de basit bir yatak. Elimizdeki paketi ve bir miktar parayı yatağın üzerine bırakıp dışarıya atıyoruz kendimizi. Dışarıda bizi 80 yaşlarında bir bayan bekliyor. Selam veriyoruz. Bana da bişeyler verin diyor. Bir miktar para verdikten sonra ellerini açıyor ve bize dua ediyor. Ekibimizin gözleri doluyor manzara karşısında. Yanımızda getirdiğimiz bir tişörtü de ona veriyoruz, hemen sırtına geçiriyor. Yeniden ellerini açıp duaya başlıyor…

Bu kadar yeter deyip tekrar etlerin parçalandığı kamyonumuzun yanına geliyoruz. Herkes tek sıra bizim dağıtım için komut vermemizi bekliyor. Tamam diyoruz, gelin alın birer parça. Kimse kimsenin hakkına göz koymuyor. Poşetini alan evinin yolunu tutuyor…

Anlayacağınız dostlar, kurban bayramının o ilk akşamı sizler burada; Konya’da ekmek salmaları ve ekmek kadayıflarını yutarken en azından bizim gittiğimiz köydeki kardeşleriniz de sizin bağışladığınız kurbanların etlerinden yiyip suyuna ekmek bandılar, karınlarını doyurdular. Onların gerek dilleriyle gerekse gönülleriyle yaptıkları dualar inanın yerine varmıştır. Zaten kurbandan maksat, Allah’ın rızasını umarak fakire et yedirmek değil mi?


Bu vesileyle dün ajanslara düşen bir haberin de altını bir kez daha çizelim. Türkiye’den dünyanın dört bir yanına gönderilen kurban hisselerinin adeti 130 bini geçmiş. İHH 125 ülkede toplam 40 bine yakın kurban kesmiş. Kimse Yok Mu Derneği 36 bin 500 hisse keserek 37 ülkede 110 bin aileye dağıtmış. Deniz Feneri 5 bin küsur hisse, Cansuyu 19 bin küsur hisse, Dost Eli 1500 hisse ve Kızılay 25 bin hisse kurbanı dünyada ihtiyaç sahibi ülkelere dağıtmış. Bu kurbanlar hem fakir ve mazlum halkların bir nebze olsun yüzlerini güldürürken hem de Türkiye’nin adını dünyaya duyurmuş oldu. Bundan büyük bahtiyarlık olmaz…

Devamı yarın

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
müslime
26 Kasım 2010 Cuma 11:20
kenya
s.a.inanın okurken gözlerim doldu,Rabbim hepimize nasip etsin bu tür hizmetleri inanın çok şanslısınız.
Keşke bizlerde gidebilseydik.Resimler çok güzel.Allah hizmetlerinizi kabul etsin.
95.7.199.249
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim