• BIST 83.106
  • Altın 146,948
  • Dolar 3,7641
  • Euro 4,0426
  • Konya -4 °C
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi

Kenya notları 4

Adem Alemdar

Konya’dan Kenya’ya selam götürdük


Kıymetli okuyucular, Kurban vesilesiyle gitmiş olduğumuz Kenya’da yaşadıklarımı, gördüklerimi sizlere aktarmaya bugün de devam ediyorum. Türk milleti neredeyse dünyanın tüm ülkelerine kurban gönderdi bildiğiniz gibi. Dünyanın öbür ucundaki Peru’dan tutun da Afrika’nın irili ufaklı tüm ülkelerine. Deprem felaketi yaşayan Pakistan’dan Çeçenistan’a kadar…

Biz de Konya’da eşimizden dostumuzdan topladığımız kurbanları ve Kimse Yok mu Derneği’ne Kenya için bağışlanan kurbanları, orada kesmek üzere bu ülkeye gitmiştik. Giderken yanımızda sadece kurbanların parasını götürmedik. Mevlana şekerinden tutun da balonlara, oyuncaklara varıncaya kadar pek çok valiz hazırlamıştık. Bizim çocuklarımızın burada önemsemediği basit oyuncakların oradaki çocuklar için önemli olacağını tahmin etmiştik. Öyle de oldu…



Mombasa’da kaldığımız misafirhanede bayram sabahı erkenden uyanıp arabalara doluştuk. Şehrin dışında Light Academy Schools’un idarecileri, öğretmenleri ve çalışanlarıyla birlikte bayram namazımızı kılacağımız ve kurbanları keseceğimiz alana doğru hareket ettik. Buradaki arkadaşlar daha evvelden bağlantıları kurup anlaşmaları yapmışlar, bir mezbaha kiralamışlar, sağ olsunlar…



Namaz için bahçeye serilen seccadelerin üzerinde Somalili bir Arap’ın bayram hutbesini dinledik. Ardından da bizden bir arkadaşımız bayram namazını kıldırdı. Namazın bitimiyle birlikte evinden binlerce kilometre uzakta; Kenya’da bayramı yapan bizler tebrik halkası oluşturduk şaşkın bakışlar arasında. Birbirimizi kucaklayıp, tebrik ettik. Kurban için gelen bizler birkaç gün sonra dönecektik, ama orada gurbeti solumaya devam eden cengaverler…Telefonlar çalmaya başladı, birer, ikişer. Türkiye’den yavrularını arayan analar-babalar…

Hasret cümleleri kuruldu, gözler buğulanarak. Temenniler yapıldı, sanal olarak eller öpüldü, yanaklar okşandı…Biz Türkler bayramı teneffüs etmeye çalışırken, mezbaha çalışanları da sıralanmışlar bizim kurbanların kesimi için start vermemizi bekliyorlar. Ellerinde kılıç büyüklüğünde bıçaklarla…


Kurban olarak keseceğimiz tosunları seyrettik evvela. Sonra elimizdeki listelere göre vekâletleri bıçağı eline alan arkadaşımıza verdik tek tek. Kimin vekaleti kimdeyse o geldi tosunun başına ve aldığı vekaleti aktardı. İlk tosunu Kenyalı kasap kesiyor, ardından da bizlere teklif ediyor. Kesmek isteyen varsa diye. Arkadaşlarımızdan kurban kesmeyi bilenler birer, ikişer kurban kestiler. Bir süre sonra bizim heyette benden başka herkesin en az bir kurban kestiği söylendi. Sadece ben kalmıştım, eline bıçağı almaya korkan. En sonunda ben de hayatımda o zamana kadar hiçbir canlı kesmemişken oradaki atmosferden etkilenerek bir tosunu bizzat kesmenin hazzını yaşadım. İlk kez Allah için kan akıtmıştım. İçim içime sığmıyordu…


Özellikle heyetimizden Faruk Şekerci ve Orhan Pektaş’ı tebrik etmek isterim ki onlarca kurban kestiler. Biz tosunları kestikçe Kenyalı işçilere veriyorduk. Onlar kısa sürede hayvanın derisini yüzüp parçalara ayırdılar. Birkaç saat içerisinde 100’den fazla kurban kestik ki bu kesim işi akşama kadar sürdü. Hatta keseceğimiz sayı çok olduğu için ertesi güne sarktı. 600’e yakın tosun kesilmiş oldu toplamda. Bu çok ciddi bir sayı ve tonlarca et demekti…

Mezbahanın bahçesinde de okulun aşçısı bizim için sac kavurması hazırlıyordu. Acıkan oraya koştu ve karnını doyurdu…

 

Kurbanların derisini birisi hiç vakit kaybetmeden toparlıyor, diğeri kellesini, ayaklarını bir kenara toplayıp yıkıyordu. Bağırsaklarını temizleyeni de görünce sevindim. Hayvanın hiçbir organı boşa gitmiyor diye…

Kurbanlar kesilmişti, sıra şimdi bu etleri ihtiyaç sahiplerine dağıtmakta idi. Dağıtım da önceden organize edildiği gibi işliyordu. Etler kamyonlara yükleniyor ve dağıtımın başına 4’er kişilik gruplar oluşuyordu…

 



Yurt dışındaki Türk okulları ve hala inanmayan Türkler(!)

 

Yurt dışına Türk Okulu açma fikri ilk kez Azeri bir zattan gelmiş demiştim dünkü yazımızda. 1992 yılında Azerbaycan’da başlıyor okul açma macerası. Sonra o bölgedeki diğer ülkelere de açılıyor çok hızlı bir şekilde. Bir iki senede okul sayısı onlarla ifade edilmeye başlanıyor…

Biri ya da birileri oturup bir mühendislik falan yapmıyor yani. Durumdan vazife çıkarılıyor bir yerde. Ve ihlasla, iyi niyetle yola çıkılıyor…

Bir süre sonra Kafkaslar dar geliyor. Başka ülkelere de gitmek gerektiği konuşuluyor, ama ne kadar zor bir iş bu. Hangi parayla, hangi personelle yapılacak. Allah iyi niyetle yola çıkılan işe fazlasıyla yardım ediyor. Birbiri ardına falan ülkeye, feşmekan ülkeye okullar açılıyor. Bir yetmez ikincisi, üçüncüsü açılıyor. Lise yetmez, ilkokul da açalım o yetmez yurt da yapalım…

Okullarla, yurtlarla büyüyen cemaat şimşekleri de üzerine çekiyor tabi doğal olarak. Ve sorular geliyor…

Amerika Hoca’ya yardım mı ediyor…

Daha evvel ismini duymadığımız ülkelere niye okul açılıyor ki…

Bu işin içinde bir hinlik var, ya değilse bu kadar büyüyemezler…

Para nereden akıyor buraya böyle…

Sorular, sorular, sorular…

Allah’ın yardımı tarif edilemez. Bereketi hesaplanamaz. Ancak yaşanır…

Bu okulların parası gördüğüm kadarıyla Konya’dan, Adana’dan, Denizli’den, İstanbul’dan, Kastamonu’dan, Almanya’daki işçilerden velhasıl Türk milletinden geliyor…

Bu okullar, gittikleri ülkelere girebilmek için izni, istemeyi bilmekle alıyor…

Amerika Hoca’ya yardım ediyor mu bilmiyorum, ama Allah fazlasıyla ediyor…

ODTÜ’yü, Boğaziçi’ni bitiren matematikçiler, fizikçiler, kimyacılar niye gidiyor peki o ülkelere? Çok mu iyi para veriyorlar. Hayır, dünyanın geçici, yapılan hizmetlerin ise kalıcı olduğunu anlamışlar da ondan…

Kenya’da, Uganda’da, Tanzanya’da okul açılsa ne, açılmasa ne diye düşünen dünya kadar adam tanıyorum. Onlar bilmeliler ki Türkiye çok büyük bir ülke, Türk milleti çok büyük bir millet ve bizim davamız çok çok büyük bir dava. Her tarafa gitmek gerek. Dahası bu gitmelerin faydasını senin çocukların görecek. Türkiye görecek, nasip olursa bizler göreceğiz…

Ben tarafsız bir gözüm. Hiçbir cemaatin veya oluşumun içinde değilim. Ama samimi her adımın yanında, hatta içindeyim. İnancım şu ki, birileri bizi kandırıyorlarsa bile neticeyi Allah halk eder. Birileri yanlış hesapların içine girmişlerse bile, Allah değiştirir, düzeltir. Gerisi hikaye…

Devamı yarın

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim