• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 19 °C
  • FETÖ soruşturmalarında kaç kişi tutuklandı?
  • Sigortacılıkta da "faizsiz" dönem başlıyor
  • Süleyman Soylu Kato'da
  • FETÖ soruşturmalarında kaç kişi tutuklandı?
  • Sigortacılıkta da "faizsiz" dönem başlıyor
  • Süleyman Soylu Kato'da

Kendini kaybeden neyi kazanır?

Ramazan Altıntaş
Derdimiz kendimizledir.Kendini kaybeden neyi kazanır?Orucun en önemli hikmetlerinden birisi, insanın bir ay boyunca davranışlarını kontrol altına almasının eğitimini yapmasıdır. Aslında kendisini tuttuğumuzu sandığımız oruç, bize kendimizi tutmayı alışkanlık haline getirmemizi sağlıyor. Yeme-içme güdümüzü, şehvet güdümüzü denetim altına almamızı öğütlüyor. Bu noktada insanı eğitiyor. Ehl-i hikmetin dediği gibi, eğer insanın aklına şehvet ve öfke duyguları galip gelirse, o insandan rezâletler; eğer insanın aklı, şehvet ve gazap duygularına galip gelirse o insandan da faziletli davranışlar meydana gelir. İşte, oruç bunun talimi gibidir. Büyük İslam âlimi İmam-ı Rabbani’nin dediği gibi: “Bir kimsenin Ramazan ayı düzgün geçerse, senenin diğer kalan ayları da düzgün geçer.”Biz oruç tutarız. Bu söz, bir yere kadar çok doğrudur. Asıl doğru olan, biz orucu, oruç bizi tutsun diye tutarız.“Kendini tutma” çok zor bir olaydır. Hayatında insanın başına ne geldiyse, hep kendini tutamadığı, otokontrol mekanizmasını çalıştıramadığı için gelmiştir.Büyük ve küçüğüyle her birisi Allah’a isyan sayılan günahlar, insanın kendisini tutamayışının bir sonucu değil midir? Günahlar, insan aklının, şehvet ve öfke duyguları karşısında yenilgiye uğramasının bir sonucu değil midir?Ülkemizde yılda binlerce insanımızın ölümüne, sakat kalmasına ve yaralanmasına sebep olan trafik kazaları, insanın kendini bir-kaç saniye tutamadığının bir sonucu değil midir?Her caninin cinâyeti, kendini tutamadığı için değil midir?İnsan dilini tutamadığı için çevresindeki insanları kırıp-dökmüyor mu?Elini tutamadığı, kendisini yönetemediği zaman vurup-kırmıyor mu?Ömür sınırlı, insanın arzuları sınırsızdır. Dolayısıyla insan, hırslarını kontrol edemediği için, nereden gelirse gelsin, yeter ki gelsin şeklindeki ibahiyeci mantığıyla hareket ederek, haksız kazanç yollarına tevessül etmiyor mu?İnsan kendini tutamadığı zaman, kendini yitiriyor, kendine yazık ediyor, kendinden geçiyor.Gerçekten kendini tutmak, adam işi, ayık olma işi, nefsi dizginleme işi, kısaca zor iş. İşte oruç bizi, bu zor işlere çağırıyor. Bu noktada oruç, bütün kötülüklere karşı, “koruyucu bir mekanizma” işlevi görüyor.Geçenlerde Rize İlahiyat Fakültesi’nin düzenlemiş olduğu “Çocuk Sorunları ve İslam” adını taşıyan bir sempozyuma katıldık. Kapanış konuşmasında Prof.Dr. İsmail Lütfi Çakan hoca, çok anlamlı bir cümle sarf etti. Bu cümleyi okuyucularımızla paylaşmak istedim. Hem yazımızın konusuyla doğrudan alakalı ve hem de günümüzün meselelerini çözmede bize ışık tutar düşüncesiyle konuşmadan şu bölümü buraya alıyorum: “Biz burada üç gündür aslında çocuk suçluluğu ya da çocuk sorunlarını konuşmuyoruz. İslamsızlığın sorunlarını konuşuyoruz.” Hocanın dediği gibi. İslam Âleminin bütün sorunları hatta dünyanın bütün sorunları İslamsızlığın sorunlarıdır. Bu noktadan olaya baktığımız zaman, oruç ve diğer ibadetlerle bütünleşen bir dindarlık, bütün toplumsal suçlara karşı koruyucu ve aşılmaz bir duvar oluşturmaktadır. Oruç ibadeti, hem dini ve hem de sosyal içerikli bir ibadet türü olarak bizlere bunları hatırlatmalıdır.İnsan, nefsini, içgüdülerini oruçla kontrol altına alırsa, iradesi güçlenir, ruhu saflaşır, şahsiyeti gelişir. İşte bu nedenle orucu farz kılan âyet şöyle biter: “Umulur ki bu sayede sorumluluk bilincine ulaşırsınız.” Âyetin bu son kısmı, orucun amacını açıklar. Oruç neticesinde elde edilecek, kemâl zirvesidir bu.İşte bu yüzden, oruç tutmak, kendini tutmaktır. Kişi orucu ne kadar tutarsa, oruç da kişiyi, kötülüklere düşürmeme noktasında o kadar tutar. Kim orucun başını dik tutarsa, oruç da onun başını dik tutar; Allah ve yaratıkları karşısında mahcup ve zelil düşmesine engel olur.Oruç, gönül toprağına atılan bereketli bir tohum gibidir. Bu tohum mü’minin gönlünde kök salar, çimenleşir, bitkiye dönüşür ve meyvelerle olgunlaşır. Yoksullara ve kimsesizlere yemek yedirmek, giydirmek ve maddi ihtiyaçlarını gidermek bir meyve değil midir?Felakete uğramış olan biçârelerin acılarını dindirmek, sıkıntılarını hafifletmek için maddi ve manevi yardımlarda bulunmak oruç tutmanın verdiği motivasyonun bir sonucu değil midir?Herhangi bir yerde toplumun menfaatine bir iş varsa oraya koşmak, sorumlulukları paylaşmak bir iman-amel bütünlüğünün bir sonucu değil midir? Oruç, insanlarda bencilliği giderir, paylaşmanın ne büyük erdem olduğu eğitimini verir.Oruç, insan hayatını boş vermişlik ve dağılmışlıktan korur ve disiplin altına alma bilincini kazandırır.Oruç, insana, diğer insanlara karşı kabalık yapmayı değil, nezaketli olmanın güzelliğini yansıtır.Oruç insana, zaman bilinci kazandırır.Bütün bu güzellikler özellikle ramazan ayında tutulan orucun gönüllerde estirdiği rahmet rüzgarlarının bir sonucu değil midir?O halde, gündüzlerini sâim, gecelerini kâim olarak geçiren Allah’ın kulları! Kendinize iyi bakın, ama önce “kendinizi tutun”, kendini tutamayan kendine iyi bakamaz. Vesselâm.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim