• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -2 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Kendine Gelen Sol

Ufuk Karadavut
Türkiye’de yaşayan ve kendisini ‘solcu’ olarak nitelendiren insanların da son zamanlarda Türk milliyetçilerine ait söylem ve düşüncelere sahip oldukları görülmeye başlandı. Bazı solcu aydınlarımız nihayet uzun yıllardan sonra uyudukları uykudan uyanarak kendilerinin de Türk olduklarını ve bu milletin bir mensubu olduklarını hatırlar oldular. Elbette onlar bu sahip oldukları özellikler milliyetçilik demiyorlar ancak ‘ulusalcılık’ diyorlar. Aslında adına ne derlerse desinler Türk insanının yaşadıklarını ve sahip oldukları endişeleri hissetmeye başlamaları gerçekten güzel bir gelişme.Türk solcularının milliyetçi söylemlere sahip olması ve Türklükler’ini hatırlamaya başlamaları pek çok kişiyi rahatsız eder oldu. Özellikle yurt dışındaki bazı odaklar ile yurt içindeki işbirlikçileri. Bu korkunun sebebi bizce yıllardan beri yaptıkları yanlışları destekleyen insanların doğruları görüp kendilerine gelmelerinden ibaret. Bu korkunun tedavisi de maalesef yok gibi. Bu insanlar kontrolün ellerinden gideceğini düşünerek değişim sürecine girmiş bulunan insanlardan ürkmeye ve korkmaya başladılar. Panik içerisine girdikleri görülüyor. Hatta yaşadıkları bu panik havası bir paranoyaya dönüşmüş durumda. Öyle ki, artık herkesi kendilerine düşman olarak görmeye başladılar. Bu korkunun sebebini araştıran Sayın Hanefi Aktaş’ın deyimiyle ‘Sağa bakıyorlar düşman, sola bakıyorlar düşman! Sağı solu geçtik; bir de bakıyorlar ki, bu güne kadar hep ‘sessiz’ diye nitelendirilmeye ve kuzu gibi görmeye çalıştıkları o ‘çoğunluk’ da karşılarına geçmiş ve sonunda ses vermeye başlamış! Nasıl ürkmesinler ki?.’Türkiye’deki değişim sürecinin yönünü ve hızını bir türlü anlamak ve görmek istemiyorlar. Belki de işlerine gelmiyor. Ama değişim başladı ve hızla devam ediyor. Artık ülkede yaşayan insanlar neyin nereden geldiğini, nasıl geliştiğini ve ne tür sonuçlar verdiğini görmeye başladı. Bazı şeyleri süsleyerek ve ambalajını değiştirerek sunmak pek fayda etmez oldu. Çünkü doğanın ‘her şey aslına döner’ kuralı işlemeye başladı. Gerçekten de her şey aslına dönüyor. Bu değişimde Türkler de en büyük değişimi yaşıyorlar. Onlar da asıllarına dönmeye başladılar. Türklükler’ini, Türk olduklarını hatırlar oldular. Bu değişimde kendilerini ‘ulusalcı’ olarak niteleyen sol görüşlü insanların sayılarının artması, Türkiye üzerinde hesaplar yapan hesap sahiplerinin hesaplarını bozmaya başladı.Yıllardan beri şikayet edilen ve üzerinde durulmayan ‘Türk solu’ kavramı nihayet gerçekleşiyor gibi. Yurt dışından getirilen ‘Sol’ etiketli elbiseler ülkemiz insanlarına ya çok dar ya da çok geniş geliyordu. Bunu kimse görmüyor ya da görmek istemiyordu. Dışarıdan getirilen, sipariş dahi edilmeyen elbiseleri ülke insanlarının fikirleri dahi sorulmadan giydirilmeye çalışıldı. Ancak daha sonraları sıkıntılar başladı. Bu sıkıntıları derinden hisseden bazı ulusalcı aydınlarımız artık ‘Türk Solu’ kavramın başkaları tarafından değil de bu ülkenin ihtiyaçlarını dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi ve geliştirilmesi gerektiğinin farkına vardılar. Sonuçta bugünlere gelindi.Bu gelişmelerden sonra artık Sayın Arslan Bulut’un değişiyle; ‘Dünyada ve Türkiye’de Türk olmanın ve Türk olmamanın ne anlama geldiğini çok geç ama, ağır bedeller ödedikten sonra kavramış bir Türk solu var. Yıllarca hapishanelerde yatmış bir kısım eylemciler bile artık başarısızlıklarının sebebini sorguluyor ve özetle şu ortak sonuca varıyorlar: ‘Solun başarısızlığının en genel ve temel sebebi, tarihsel köklerimizden kopmamız ve aidiyet duygusunu yitirmemizdir. Solun Türk toplumuna kendisini vatansız ve kozmopolit bir nitelikte sunmuş olmasıdır.’ Türk solcuları, Türkiye de yaptıklarının tersine kendi ülkelerinde çok doğalmış gibi ırk ayrımcılığı yaptıklarını gördüler. Dünyanın neresinde ister solcu, ister sağcı, ister Müslüman, ne olurlarsa olsunlar hiçbir zaman ‘Türk’ oldukları gerçeğini örtmediğine şahit oldular. Hatta daha da önemlisi yalnızca Türk olmalarından dolayı açıkça aşağılandıklarını gördüler. Batılılara ve onların yerli işbirlikçilerine göre, Dünyada ve Türkiye’de Türk’ten başka her ırkın, ulusun veya kabilenin hakkı savunulabilir ancak Türklerin hakları asla savunulamaz.’ Türkler bugün hangi görüşte olurlarsa olsunlar uğradıkları bütün haksızlıkları sağduyulu bir şekilde düşünerek, uğradıkları bütün haksızlık ve zulümlerin asıl sebebinin aslında ‘Türk’ olmalarından kaynaklandığını daha geniş kitlelere anlatmaları gerekmektedir. ‘Her şey aslına döner’ kuralı gereğince bizlere yapılan her haksızlık, her zulüm, her aşağılama ve her dışlama hareketi Türklerin akıllarını başlarına getiriyor. Artık ‘ulusalcılık’ toplumun bütün katmanlarını sarıyor. Türkiye kendine gelmeye başladı. Bunun korkusu ve telaşı ve endişesi birilerini ciddi anlamda rahatsız etse de bu toplumda kendilerine yapılan saldırılara kaşı ‘Doğal bir refleks’ oluşturuyor. Bu artık durdurulamaz bir seviyededir.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim