• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -2 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Katliamı Durdurun…

Ufuk Karadavut

           

            Hemme adem zatidinla erkin, izzet-hörmet we xoquqta babbarawer bolup tuğulğan. Ular eqilğe we wicdanğa ige hem de bir-birige qérindaşliq munasiwitige xaş rox bilen mu’amile qilişi kérek. Uygur Türçesi ile yazılmış olan bu cümlenin anlamı: Bütün insanlar özgür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik duygusu ile hareket etmelidirler. Bu cümle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 1. Maddesinde yer almaktadır. Ancak her zaman olduğu gibi ölenler, işkenceye uğrayanlar Müslüman ve hele de Müslüman Türk ise bunun hiçbir anlamı ve önemi kalmıyor. Bütün ulusal ve uluslararası yasalar devre dışı kalıyor ve Müslüman ve Türklere yapılan barbarlığı ve katliamları meşrulaştırıyor.

Doğu Türkistan toprakları son günlerde bir vahşeti yaşıyor. Başka kelime bulabilsem onu da söyleyeceğim ama vahşetin katliamın ötesinde bir kelime bulamıyorum. Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türkleri Uygarlık kelimesini uygarlıkları ve gelişmişlikleri ile dünyada hediye eden bir toplum olma özelliğindedir. Bu özellikleri zaman içinde Çin zulmü ve katliamları ile bitirilmiş ve fakirleştirilmişlertir. Merkezi Göttingen’de bulunan Alman “Tehdit Altındaki Halklar Topluluğu” adlı kuruluştan Ulrich Delius, “Çin’de Uygurlar kadar takibata uğrayan bir başka halk topluluğu daha yok” diyor. Asya Raportörü, insan hakları kuruluşunun elindeki rakamlara göre komünist yönetimin bölgede, 1997′den beri 500′den fazla ölüm cezasını infaz ettiğini vurguluyor.

Doğu Türkistan’da Uygurların, camileri kapatılıyor, bayramları yasaklanıyor, bayram kutlamak isteyenlerin kutlamaları şiddet uygulaması ile sabote ediliyor. Kadınları kısırlaştırılıyor, ancak batı ise bunların hiç birini görmüyor. Çin’in Uygurlara uyguladığı sistematik işkence dünyanın hiçbir devletinde rastlanmayacak kadar çirkin boyutlara ulaşmış durumda. Doğu Türkistan’ın yapısının bozulması için Çinliler sistematik olarak Doğu Türkistan’a göç ettiriliyor. Kesin olmayan rakamlara göre Doğu Türkistan’a (Sincan’a) her gün 1000 Çinli’nin yerleştiğinden bahsediliyor. Bir zamanlar nüfusun yüzde 93′ü Uygur iken bugün ancak yüzde 47’sini Uygurlar oluşturuyor. Hatta Avrupa Doğu Türkistan Birliği adlı sürgünler derneği, Uygur kadınların zorla kısırlaştırıldığını rapor ediyor. Bütün bunlar bilinmesine rağmen dünya gözünü Tibet’e çevirmiş durumdadır. Tüm dünyanın dikkatini üzerine çektiği Tibet’te yapılanlar Uygurlara yapılanların yüzde biri kadar bile değil. Buna rağmen batı dünyası Uygurları hala görmezden geliyor. Bölgedeki olayların başlaması da, 25 Haziran’da bir fabrikada Uygurlarla, Han kökenli Çinliler arasında yaşanan kavgadan kaynaklanıyor. Uygur Türkleri, Uygur kökenli çok sayıda işçinin öldüğü olayla ilgili soruşturma başlatılması talebiyle Urumçi’de gösteri yaptı. Göstericiler dağılmayı reddedince polisin sert müdahalesiyle karşılaştı. Bunun üzerine ortalık karıştı ve katliam başladı.

Uygur Türklerinin beklide en büyük suçu Müslüman olmalarıdır. Nerede Türk varsa istisnalar hariç genelde müslümandır. Müslüman Türk olan bu topluluğa karşı uygulanan şiddete dayalı politikaların sonucu burada yaşayan halk ciddi anlamda sindirildi. Hatta bu baskılar yurt dışına da yansıdı ki,  , New York saldırılarının olduğu yıl PKK’yı terör listesine eklemekte nazlanan Birleşmiş Milletler (BM), Doğu Türkistan İslami Hareketi (East Turkestan Islamic Movement (ETIM)) adlı grubu hemen terör örgütleri listesine dâhil etti. Somali, Sudan, Filistin, Irak, Çeçenistan, Afganistan, Filipinler, Keşmir, Tayland (Patani), Burma'ya kadar tam bütün bir İslâm coğrafyasında sürmekte olan bir katliamlar zincirinin bir halkası olarak görüyoruz. Bu katliam ile "Uluslararası Hukukun" ne tür bir safsatadan ibaret olduğunu daha iyi anlıyoruz. Kuran-ı Kerimde açık bir şekilde belirtiliyor; ‘Küfür tek millettir’.

Doğu Türkistan’da 500 civarında kişinin katledilmesinden sonra olaylarla bağlantısı olduğu iddiası ile 1400 civarında kişiyi de gözaltına almıştır. Gözaltına alınması bir şey değil belki ama gözaltında nelerin olacağı konusu gerçekten önemli. Ne tür işkencelerden geçecekler, ne tür eziyetler çekecekler bunları düşünmek dahi istemiyorum. Ama bizim düşünmekten dahi korktuğumuz şeyleri kardeşlerimiz yaşayacaklar. Allah kolaylık versin.

Bizler bu olaylar karşısında her zaman yaptığımızı yapıyoruz. ‘Dikkatle İzliyoruz’. Bu kadar. Konuşma dahi yapamıyoruz ve eleştiremiyoruz. Küserler diye sesimiz çıkmıyor. Ama iyi izliyoruz. Bize dünyada izleme görevi verilmişçesine izliyoruz. Neden izlediğimizi ve nereye kadar, ne zamana kadar izleyeceğimizi ise asla bilmiyoruz ama izliyoruz. Devlet devlet olarak izliyor da bizim insan hakları savunucusu dernekler, kurumlar, kuruluşlar, partiler, bir teröristin tırnağı kırılsa kıyameti koparanlarımızın hiç sesi çıkmıyor. Filistin de olanlar için her gün eylem yapanlar ölenler Türk olunca ne hikmetse sesleri kesildi. Onlar için önemli olan Türk olmayan Müslüman olmak. Müslüman Türk olmak tehlikeli. Öyle değil mi?... Yoksa bu sessizlik nasıl açıklanır.

 

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim