Kart’tan Adalet Bakanı’na yalancılık suçlaması

Kart’tan Adalet Bakanı’na yalancılık suçlaması

Milletvekili Atilla Kart, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Silivri’de görülen Ergenekon davasıyla bağlantılı olarak Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Adalet Bakanlığı’na eleştiriler yöneltti.

Cumhuriyet Halk Partisi Konya Milletvekili Atilla Kart, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Silivri’de görülen Ergenekon davasıyla bağlantılı olarak Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Adalet Bakanlığı’na eleştiriler yöneltti. Kart, konuşmasında şunları söyledi: “Ergenekon” adıyla ifade edilen Silivri yargılamalarında, soruşturma ve yargılama aşamalarında illegal bir şekilde “delil üretildiği, delillere müdahale edildiği” ve daha da ötesi “yargılama süjeleri” dışında odakların karar mekanizmalarında etkili olduklarına dair somut bulguları birkaç yıldan bu yana dile getiriyoruz, ancak cevap alamıyoruz. “Münferit ya da istisnai olma” boyutlarını aşan, ancak Devlet yetkisinin  “Kurumsal olarak kötüye kullanılması” kavramıyla açıklaması yapılabilecek bu iddia ve bulgulara  karşı, Adalet Bakanlığı ise karartma yapmaya devam etmektedir. Bunun en vahim ve dramatik örneklerinden birisi Aydınlık Dergisi öncesi Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım olayında yaşanmaktadır. Deniz; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyla bir iş adamı arasındaki “para trafiğine” ilişkin ses kaydını bir Gazeteci olarak yayınladı…. Deniz’in bu haberiyle ilgili olarak, Deniz hakkında İş Adamı Remzi Gür, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Savcılık, 08.02.2010 tarih 2009/64623-1349 sayılı dosya ile “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi. Ancak Deniz, halen 43 aydan bu yana Silivri yargılamalarında tutuklu olarak yargılanıyor. Bu bir zulümdür.  Bu bir işkencedir.”

Adalet Bakanı’nı yalan beyanda bulunmakla suçlayan Kart, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlarının, yalan söyleyemeyecekleri, bilgi kirliliği yaratamayacakları, karartma yapamayacakları yönündeki  anlayışımızla bir kez daha bu gerçekleri dile getiriyor  ve Sayın Bakanın kendilerine “iftirada bulunmaya” devam ediyoruz…….Diyoruz ki;

(1) Temmuz ve Eylül 2010 tarihli tahliye yazışmalarında el yazısıyla yazılan “itirazın reddi-tutukluluğun devamına” yazısı Mahkeme Yargıçlarına ve Savcıya ait olmadığına göre, bu yazılar kime aittir? Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde tutuklama ve tahliye aşamalarında Savcı ve Yargıçlar dışında görev yapan Kişiler mi var dır? Kimdir bu Kişiler?

 (2) Bu Kişiler, 2006-2007 yıllarından bu yana İçişleri-Adalet-Başbakanlık bünyesinde illegal olarak ve “Yabancı Uzman” adıyla görev yapan Kişiler (3) Ciddi ve somut belirsizlikler ile soru işaretlerini bünyesinde barındıran ve Yargı’nın misyonunu yok eden  nitelikteki vahim  iddia ve bulguları  tahkik etme cesareti ve sorumluluğunu neden gösteremiyorsunuz? Ortaya çıkan bulgulara göre, Bakanlığın sorumluluğunun doğması kaçınılmaz olduğundan , bu sonucu engellemek amacıyla mı iddianın bihakkın tahkiki Tarafınızdan engellenmektedir?

 (4)Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlarına ;

 “yalan beyanda bulunmak, bilgi kirliliği yaratmak, karartma yapmak, maddi gerçekleri gizlemek, adaletin tecellisine müdahale etmek, delilleri karartmak….” yakışır mı?”