• BIST 76.031
  • Altın 127,816
  • Dolar 3,3888
  • Euro 3,6457
  • Konya -2 °C
  • Süleyman Özışık'tan bomba iddia: İstanbul BŞB'ye kayyum mu geliyor?
  • Referandum için tarih belli oldu
  • İki dev kurumdan flaş Türk Lirası kararı
  • Süleyman Özışık'tan bomba iddia: İstanbul BŞB'ye kayyum mu geliyor?
  • Referandum için tarih belli oldu
  • İki dev kurumdan flaş Türk Lirası kararı

Kapılarda Kararsızım…

Fatma Şeref

Kapı, kanat, kucak, kabul ediliş,  giriş, değişim, yükseliş ve hal, manevi makam gibi insan hayatındaki aşamaları temsil ettiğinden doğu kültüründe önemi tartışmasız bir simge… Diğer yandan geçilmek istenen en büyük aşama ya da en önemli kabul mekânı insan gönlü varsayıldığından kapı öncelikle gönül kapısını temsil eder. Çünkü ilahi aşka ulaşmanın tek yolu da buradan geçmektedir. Ve bu kapı kulpsuz topuzsuz anahtarsızdır dışarıdakiler için, zira sadece içeriden açılabilir. Yine de kapıya gelenler büsbütün çaresiz değildir. İçeri ve dışarı arasında sözsüz, sessiz bir iletişim yolu vardır. Katıksız sevgi, samimi bir aşk… Kapıları ve duvarları aşacak tek güç!

Sevgilinin âb-ı hayâtı ulaştı âh-u zâr kalmadı.

Buluşma bahçesinde diken, hâr kalmadı.

Kalpten kalbe bir kapı vardır derler.

Kapı da nedir ki arada, duvar kalmadı...

 

Diyen Mevlâna aşkında iddialı ve ısrarcıdır her zaman… Seyyid Nesimi ise içeride olmanın da farkındalığına işaret eder :

 

Sen dedin ki; Kırılan gönüllerdir tek durağım, konağım.

Onun içindir ki ben bu münkesir, kırılan, incinen gönlümü iki cihana vermezem!

 

Vermez… Çünkü istediği ne bu dünya ne öbürüdür… Çünkü aşığa didarsız cennet de cehennemdir ancak.

Belki de yaratandan ötürü her şeyi belli bir düzeyde sevmek ve adil davranmak ayrı mevzu olarak değerlendirilmeli. Gönül kapısını ardına kadar açmak ise Nesimi’nin dikkat çektiği kadar mühim ve zor bir mesele olarak yeniden değerlendirilmeli…

Kapılar bunca derin konulara sembol olduğundan mimariye yansıması da dikkat çekici. Kulpundan, topuzundan, kanatlarına kadar sembolik ve sanatsal bezemelerle donatılması da bu yüzden olmalı.  Yalın, gerçek ve somut olarak baktığımızda ise: Kapı, bir mekâna ya da bir taşıta girip çıkarken geçilen, mafsallı, yani menteşe düzeneği olan, sürgülü ya da elektronik aksama sahip açılıp kapanabilir levha ya da bölme açıklığıdır. Kapılar, yapıların içine girmeye veya yapı içindeki odalar arasında yer değiştirebilmeye olanak sağlayan, temelde tüm dünya kültürlerinde aynı biçimde kullanılan mimari öğelerdir.

 

Buna rağmen hangi kapının önüne gelsek ruhumuzda derin çağrışımlar hissederiz. Bir de batı nazarından görelim derseniz. İlk aklıma gelen:

fatma-001.jpg

Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı

 Alfred de Musset 

Oysa biz de aralık kapılar da var. Tam kapatmak her zaman iyi sayılmaz, ama Alfred bunu sonra konuşalım yerimiz dar, demek geliyor içimden. Sonra:

... Çünkü daracık hayatları olanlar, kapılarının önüne gelen her yeni karşısında meraka kapılırlar… Diyor Stefan Zweig

Bu da gerçekçi ve dikkate değer bir yaklaşım. Üstünde saatlerce düşünüp konuşabiliriz. Ama bana daha çok kapıya gelen satıcılar ve ne yazık ki dolandırıcılardan etkilenip alışveriş yapan ev kadınlarımızın bir dönem bolca baktığım davalarını hatırlattı bu söz. Daha derine inemedim şimdilik.

Latife bir yana kendi içimdeki kapı tesirinin izlerini sürüyor bir başka güzel kaleme uğruyorum:

Değil mi ki kapılarda hakkım var. Şahit olarak bana O'nun yeteceği Divan'da kapılarla davam var.

Nazan Bekiroğlu

Kapı vuruşlarından ölebilir mi bir insan? Ölebilir belki olabilir.

…Kapıyı açmazsanız ölürsünüz. Bazen açtığınızda da!

Tarık Tufan

...kapalı kapısının önünden geçerken kapalı kapıya, kapılı kapının ardında titrediğini bildikleri kadına, kadının kapının altından sızan pişmanlığına bakmadılar.

Mine Söğüt

 

Kapıların bakışı ile en güzel şiirlerden biri:

fatma-2.jpg

KAPI

Geç benden, ben dururum, ben beklerim, geç benden,

Ama nereye geçersin benden ben bilemem.

 

Dediler ki, olgun bir meyve var sabır perdesinin ardında,

Dünya sana sabrı öğretecek, olgun meyvenin tadını da.

 

Dediler ki, şu ağaçlar gibi bekledin, şu ağaçlar gibi hayal,

Şu ağaçlar gibi kederli.

 

Açıldım, kapandım, açıldım, kapandım, gördüm

Gelenler kadar gidenleri de,

Hani sabrın sonu, hani gamlı eşek, pervasız nar nerde,

Hani bahçe?

 

Biri gelse. Biri görse. Biri gelmişti. Açmıştı. Durmuştu.

Duruyor hala bende.

 

Kaç zamandır çınlıyor içimde bu boşluk, kim

Kıydı, bahçenin şen duluydu, karşımda duran dut?

En çok onunla bakıştımdı, bir kere olsun dilegelsindi,

Çok istedimdi.

 

Bana kalsa susardım daha, ama dilimdeki paslı kilit çözülür belki,

Sapaya kaçmış cümlem uğuldar, içimin kurtları kıpırdar diye

Gıcırdandım takatsiz.

 

Gördüm hepsini, gördüm hepsini, sabrın sonunu!

Biri gelse, biri görse, şimdi,

Rüzgâr sallıyor beni…

 

Birhan Keskin

 

Ve insan için bir diğer tanım:

 

Açıldıkça çarpar, içe dönük bir kapı…

Behçet Necatigil

 

Cahit Sıtkı ise hep gitme derdinde gibidir:

 

 Ben bu dünyaya yanlış gelmiş olacağım ben

Ben öyle her insandan, o kadar uzağım ben

Yine bu gözlerimdir okşanacak şey arar

Yoksa içimde başka bir dünya hasreti var

 

Uyanır gibi birden bir korkulu rüyadan

O içimden sevdiğim, benim olan dünyadan

Bir ses bana: 'Gel! ' dese, ben o sesi işitsem

Kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem…

 

Yahya Kemal’in Rindlerin Akşamı’nda da konu, ölüme on kala’ dır.

Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan

Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan

Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece.

Şair, rindane bir yaklaşımla ölümü gözle görünür kılıyor, somutluyor; hayal gücünü şahlandırıyor. Ona göre, gökyüzünde geniş kanatları olan büyük bir kapı vardır. Bu kapının arkasında artık güneş görünmemekte, doğmamaktadır. Orası karanlıktır ve zaman kavramı işlemez. O kapıdan geçildiğinde bitmeyen sükûnlu bir gece başlayacaktır… Boşluk, huzur ve sessizlik… Zaman kavramı yok… Derin bir uyku…

Ve biz her ne kadar kapı faslını yeni açtık bir çok anlamına değinemediysek de Necip Fazıl son noktayı atar:

 

Kapı kapı, bu yolun son kapısı ölümse!

Her kapıda ağlayıp, o kapıda gülümse.

 

Kapıların düşünce ikliminde açtığı koridorlarda bir sona varamasak bile karar kıldığımız bir şey var:

Bir kapıyı kapatan başka bir kapı açar, aramaya, öğrenmeye çalışmaya devam!

 

Vakt-i Şerif Hayr ola ,

Hayrlar feth ola,

Şerler def ola,

Cumanız cem, ceminiz muhabbet ola !

fatma-3.jpg

fatma-4.jpg

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mehmet Ali Tapramaz
04 Kasım 2016 Cuma 03:42
03:42
Çok güzel bir yazı olmuş...
195.174.245.2
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim