• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -4 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Kahrolsun sigara, yaşasın erotizm!

Ufuk Karadavut

Hepimizin bildiği gibi devlet, etkili ve kararlı bir şekilde üzerine giderek sigara içme alanlarını daraltmıştır. Çıkan sigara yasağı kapsam olarak ta oldukça zengin. Konutlar hariç, Kamu alanları dahil tüm kapalı alanlarda, taksiler dâhil tüm toplu taşıma araçlarında, dershanelerin, tüm okul öncesi, ilk ve orta öğrenim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanlarında, özel hukuk kişilerine ait olan, lokanta, kahvehane, kafeterya, birahane gibi tüm eğlence hizmeti verilen yerlerde, açık havada yapılan her türlü spor, kültür, sanat, eğlence faaliyetlerinin yapıldığı yerlerde ve seyir yerlerinde kesinlikle sigara içilmesi yasaklanmıştır. Ayrıca tütün ürünlerinin, her ne surette olursa olsun reklâm, tanıtım, kampanyası yapılası, tütün firmalarının araçlarında tütün tanıtımı uygulamasının yapılması, tütün firmaları, ürünlerini promosyon, hediye vb. şeklinde dağıtmaları, tüm TV yayınlarında tütün görüntülerine yer verilmesi, sağlık, eğitim ve öğretim, kültür ve spor hizmeti verilen yerlerde satışın yapılması, 18 yaşından küçüklere sigara satılması yasaklanmıştır. Televizyonlarda ilk zamanlar sıklıkla şimdilerde de “kamu spotu” olarak zaman zaman “dumansız hava sahası” olarak tanıtımlarının yapıldığı sigara yasağı oldukça tuttu. Başarılı oldu. Avrupa Birliğinin zorlamasıyla da olsa alınan bu kararı sonuna kadar desteklediğimizi belirtmek isterim. En azından otobüslerde, çalışma odalarımızda sigara içmeyen biri olarak pasif içicilikten kurtulduk.

Ancak sigara konusunda bu kadar sert ve hızlı davrananlar televizyonlardaki yayınlar konusunda oldukça kararsız ve isteksiz davranıyorlar. Televizyonlara gösterilen yabancı kaynaklı filmlerde ve dizilerde gösterilenleri dikkate alınca onları normal olarak değerlendirebiliyoruz. O filmlerin bizim televizyonlara neden bu derece serbestçe gösterildiğini anlamak ise oldukça zor. O filmlerin çekildiği ülkelerde emin olun bu kadar fütursuzca gösterime giremez. Devlet buna izin vermez. Ama ülkemizde ne hikmetse zaman sınırı olmadan gösterilebiliyor.

Yabancı dizi ve filmleri bir noktaya kadar anlayabiliyoruz ama yerli dizi ve filmlerdeki erotizmin dozunun bu derece artırılmasını anlamak mümkün olmuyor. Televizyonlarda erotizm o kadar arttı ki artık son sınırına ulaştığını söyleyebiliriz. Hatta bazı sosyolog arkadaşlar yapılanların “pornografinin ilk evresi” olarak değerlendiriyorlar. Ailecek oturup televizyon seyredemez olduk. Biz bunu söylüyoruz ama yöneticilerimiz bizim gibi düşünmüyorlar. Onlarda bu gelişmelerden rahatsız olduklarını söyleyip her yerde şikayet ediyorlar. Eleştiriyorlar. Yayınların yanlış olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini söylüyorlar. Geçtiğimiz günlerde yapılan “Türkiye’de Görsel-İşitsel Medya ve Geleceği’’ konulu toplantıda Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç televizyonlarda yayınlanan programların gayri meşru ilişkileri teşvik ettiğini hatta ensest ilişkilerin artmasına neden olduğu şeklinde açıklamalarda bulundu. Çocukları televizyonlardan uzak tutun tavsiyesinde bulundu. Aileden sorumlu devlet bakanımız başta olmak üzere pek çok etkili ve yetkililer de zaman zaman benzer şikayetlerde buluyorlar. Ama tedbir alması gerekenlerin şikayet etmesini anlamak mümkün olmuyor. Ben bir vatandaş olarak şikayet edebilirim. Ama bir bakanın tedbir almak yerine şikayet etmeye hakkının olmadığını düşünüyorum.

Sigara konusunda en sert yaptırımları ve uygulamaları başlatanların ve denetlemeyi sıkıca yapanların erotizmin son sınırına gelmiş ve hatta sapıklık reklamına dönüşen ve normalleştiren yayınlar konusunda tedbir almamalarına anlam vermiyorum. Mesela RTÜK ne işe yarar ne yapar anlam vermekte zor. Bu tür yayınlar konusunda herhangi bir yaptırımı yoksa orada RTÜK diye bir kurumun olmasına ne ger var?

Dizilerde ve filmlerde ele alınan marjinal konular, karşı cinsler arasındaki ilişkiler, aile içi ensest ilişkiler, normalmiş gibi gösterilen eşcinsellik, kimin elinin kimin cebinde olmadığı ilişkiler, Türk toplum yapısına asla uymayan aile yaşam tarzlarının en ahlaksız şekilde sergilenmesi konusunda acilen bir şeylerin yapılması gerekiyor. Hatta daha de ileriye gidersek reklamlara kadar erotizmin indiğini görmekteyiz. Bu konuda acilen tedbirlerin alınması gereklidir. Gerçek hayatta bunların örnekleri vardır. Bu inkar edilemez. Ama bunların normal bir yaşam tarzıymışçasına sunulması, bunların doğrudan ve dolaylı olarak reklamının yapılması asla kabul edilemez bir durumdur. Çünkü bunlar sadece çocuklarımızın değil geleceğimizin ruh sağlığını ve psikolojik gelişmelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Sosyal hukuk devleti, gençliğin ruh sağlığını korumak zorundadır. Sosyal hukuk devleti olmak demek kömür dağıtmak, yeşil kart dağıtmak ya da sosyal yardımlaşma ve dayanışmadan para ve yemek dağıtmak değildir. Gelenek görenekleri olmayan, ahlaki değerleri olmayan bir toplum olmaya doğru hızla gidiyoruz.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim