• BIST 96.628
  • Altın 144,690
  • Dolar 3,5709
  • Euro 4,0165
  • Konya 13 °C
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...
  • Erdoğan uyarmıştı! Bunu yapan yandı
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...
  • Erdoğan uyarmıştı! Bunu yapan yandı

Kadınlarımız ve şeyhleri…

Adem Alemdar

Hanım anlatmıştı. Gittiği bir oturmada sormuşlar, “sen nereye bağlısın?” diye. Önce anlamamış, “nasıl yani?” deyince, “hangi hocaya bağlısın?” demişler. “Hiçbir hocaya falan bağlı değilim. Kocama bağlıyım” demiş sağ olsun. “Olur mu yavrum, bir hocaya bağlanman lazım” diye ısrarla kendi şeyhlerini ballandıra ballandıra anlatmışlar…

Bir tarikata bağlanmanın gerekliliği, değilse ömrün boşa gideceği anlatılmış. Uzatmayalım, hanım bir daha o kadınların oturmasına katılmadı.

Bizim hanım o oturmalara gitmiyor, ama duyuyor ve biliyorum ki etrafımızdaki hanımların pek çoğu çeşit çeşit tarikatlara bağlanmış vaziyetteler. İcabında kocalarının dediğini tutmayan bu kadıncağızlar, hocalarının bir dediğini iki etmiyorlar. Gece kalkmalar, tespih çekmeler, falan günlerde oruç tutmalar, falan zamanlarda adını bilmediğimiz namazlar kılmalar…

Kadınlarımızın dinlerini yaşamaları, kocalarından izin almak şartıyla sair zamanlarda oruç tutmaları, gece kalkıp namaz kılmaları ve tespih çekmelerine diyeceğimiz bir şey yoktur. Hatta tebrik ederiz. Ancak bin doğrunun içinde bir yanlış imanımızı alıp götürür, işte buna dikkat çekmektir gayemiz.

Şeyh efendi diye itibar edilen kişinin Allah’ü teala ile irtibatlı olduğuna inanırsanız imanınız gider. Şeyhim Allah’ın sevgili kulu, günah işle-ye-mez derseniz hakeza. Şeyhim cennete girecek, bana da yardım edecek derseniz hakeza ve hakeza…

Maalesef gördüğüm ve duyduğum günümüz tarikatlarının pek çoğunda şeyhler göklere çıkarılıyor, emirleri demirleri kesiyor. Dediğinde, ettiğinde, yaptığında bir hikmet aranıyor. Yoksa bile hayra yoruluyor, iyiye tevil ediliyor. Asla, ama asla şeyhin kendileri gibi bir günahkar olmadığı, neredeyse peygamber olduğu ima ediliyor…

Falan veya filan şeyh efendiye bağlı hanım kardeşlerimizin oturmalarında; bazen akla zarar şeyler de oluyor. Bunlardan birini ilahiyat mezunu reklâmcı dostum Hüseyin Toptaş anlatmıştı. Reklâm işiyle uğraşan bir bayan sormuş, “Hocam, Safer ayı belalı aymış. Bu ayda bolca sadaka vermek gerekirmiş. Felanca hoca hanım bu musibetlerden beri olmak için gelecek Çarşamba günü mutlaka oruç tutun, diyor. Siz ne dersiniz?” demiş. Cevabı beklemeden şu ilaveyi de yapmış: “Niye Çarşamba gününü bekleyelim ki, hemen yarın başlayalım oruca, madem maksadımız beladan kurtulmak, öyle değil mi?”

Hüseyin Hoca da bu konuyla alakalı, Memleket yazarlarından Prof Dr. Ali Akpınar’ın 18 Ocak Salı günkü yazısını okumasını tavsiye etmiş. Yazıda kısaca İslam’da bu tür inanışlara yer olmadığı anlatılıyor… (Merak edenlere tavsiye ederim)

Aramızda yaşayıp da bize zavallı gözüyle bakan kimi tarikatçı kardeşlere şu anekdotu aktarmalıyım. 20 seneden fazla oldu, ben de bir tarikata intisap etmiştim, ama şeyhin benden tek farkının takvası olduğuna inanarak. Fakat benimle birlikte aynı şeyhe intisaplı bir arkadaşımın ve pek çoğunun inanışıyla benimkisinin farklı olduğunu gördüğümde tarikattan da, o camiadan da uzaklaştım. Ben şeyhimin benim gibi olduğunu, mesela kış günü olduğu için canının bir arabaşı çorbası çekebileceğini, hatta midesini bozup bizler gibi ‘amel’ olabileceğini söylediğimde, arkadaşım, ‘sen benim şeyhime hakaret ediyorsun’ diye ortalığı ayağa kaldırmıştı. Sağ olsun çok iyi etmiş?!..

Arkadaşıma, ‘sen şeyhinin bizler gibi değil de başka özellikleri olduğuna mı inanıyorsun?’ dediğimde ‘evet’ demişti. Ben de ona, ‘hayır ben böyle bir şeye inanmam, inanmaktan Allah’a sığınırım’ demiştim…

Tarikatla alakam o gün kesildi. Hala aynı düşüncedeyim, aynı mesafedeyim…

Elhasıl velkelam diyeceğim şu ki, kadınlarımız erkeklerimize göre daha dindar bir hayat yaşamaya çalışıyorlar. Yaşasınlar ve dinini bilen çocuklar yetiştirsinler, ama unutmasınlar ki hocalarını değil, kocalarını razı edemeyen (onlara itaat etmeyen) kadınlar cennete giremezler…

Allah’ın Habibi Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Kocası kendisinden memnun olduğu halde ölen kadın cennete girecektir” (Tirmizi, 1081: ibni Mace, 1844)

Sahabi kadınlardan biri Allah Resulünün yanına gelerek: “Ey Allah’ın Resulü cihad ibadetini Allah, erkeklere farz kıldı. Cihada çıkıp öldürüldüklerinde Rab’leri katında diri olarak rızıklandırılıyorlar (Şehid oluyorlar). Peki ya biz kadınlar bu ecre nasıl nail olacağız?” Allah’ın Resulü kadına şöyle yanıt verdi: “Karşılaştığın bütün kadınlara şu bilgiyi ulaştır ki, kadının kocasına itaati, onun haklarını kabul edip yerine getirmesi buna (erkeklerin cihad sevabına) denktir. Ne yazık ki sizden çok azı bunu yapar.”

Ebu Hureyre anlatıyor: Sahabelerden biri Allah Resulünün yanına gelerek: “Kadınların en hayırlısı hangisidir?” diye sorduğunda, Allah Resulü şöyle buyurdu: “Yüzüne baktığı zaman kocasını sevindiren, emrettiği zaman itaat eden, namusu ve malı hususunda kocasına isyan etmeyen kadındır” (Ahmed b. Hanbel 2/434; İbn Mace, Nikah, 5)

Ne demek istediğimizi anlayanlar, anlamayanlara anlatır umarım... 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
nuh sel
28 Haziran 2011 Salı 20:12
kadınlarımız
malesef bugün güncel meselelerde hep kadınlar gündemi belirliyor ama eşlerimiz kızımız oglumuz ve hepimiz allah ve rasulüne baglı kaldıkca problem olmaz ölcünün dışına cıkınca en dogru benimki demeye sizde biz gibi olun derler gelin bizde şuvar filan şöyle yapıyor herkesden beşfazla teklif sonuç sadece üzmek veüzülmek halbuki şahsımıza dövene elsiz sövene dilsiz olmamıyoruz bizden olmadımııııı yok say buda insanı yok ediyor insan yoksa herşey ama herşey yokolmaya mahkumdur bugün camilerimiz boş akrabalık bitmek üzere sılayırahim yok ahde vefa yok tek olan ne ozan diye sorguladıgımızda karşımıza kocaman bir memmun edemedigimiz nefsimizle başbaşa kalıyoruz unutmayalım her nefis ölümü tadacaktır sav ölüm hepize yeter artar ölmeden önce kendimiz malımızla mülkümüzle gidecegimiz yeri imar edelim imarolan yeri herkes sever yıkık dökük yere kim gitmekister cok korkuyorum ölümden ölüm degil amelimden sözü boş degil
88.228.105.136
sabri
28 Haziran 2011 Salı 15:16
sabri
şeyhçileri kızdırmışsın.Boşver sen Allahla ol yeter.komisyoncuları kaldır aradan.Bu adamlar muritlerinden semizlendikleri için sen bir nevi adamların musluğunu kesiyorsun o yüzden konuşuyorlar höm höm
88.225.219.111
HALİL İBRAHİMOĞLU
27 Haziran 2011 Pazartesi 17:27
MUTLAK ADALET
sn. ali bey ;allah(cc)en yüce yargılayıcıdır. sizin yargınız kelime 'mutasavvuf' kelimesinin yanlış yazıldığından dolayı haklı olabilir.fakat bir insanı yargılamak senin haddine değil. ben alim olduğumu iddia etmiyorum.merhamet sahibi yüce allah affetsin
212.175.167.194
ÂLÎ
27 Haziran 2011 Pazartesi 15:39
MUTASAVVUFÇULAR
halil ibrahimoğlu kod adlı münekkîdin "mutasavvufçular"lafını görünce,anlattıklarının geri kalanının sıkletinin de "sıfır" olduğunu anladım.Bu kadar,hiçbir tarafı düzeltilemeyecek "Gâf-ı Kebîr"yapmanın sırrı nedir acaba
88.252.175.154
halil ibrahimoğlu
27 Haziran 2011 Pazartesi 12:17
SORULAR?
1-hz. peygamber(sav)'in hadisleri,fiilleri, ve kur'an-ı kerim bize acaba gökten zembille mi indi?
2-önceleri bağlı olduğunuzu söylediğiniz şeyh size ben bir ilahım mı dedi? siz şeyhe değil de arkadaşınıza mı bağlıydınız?
3-dinsiz bir eşe itaat edilir mi?hz. asiye firavuna niçin itaat etmedi?
4-kocalar kadınların görevlerini sayarken kendi görevlerini yapıyor mu?
5-hakkı halka anlatmak için çalışan alimler ve tasavvufçular kimin varisidir?
6-kuran-ı kerim ve hadis sadece bir söz müdür yoksa yaşam biçimi midir?
7-insanların fikir veya becerileri eşit midir? eşit değilse bu allah (cc)'in bir hikmeti değil midir?
8-bir iki olayla veya bir kaç kişinin sözüyle tasavvuf(tarikat) kurumu bu kadar rencide edilebilir mi?
9-kadınlar konusundaki eleştirileriniz haklı olabilirsiniz?es geçtiğiniz bir nokta var siz ve eşiniz islamı kimden öğrendiniz?hiç bir islam alimi veya gerçek mutasavvufçular kadınlara kocanıza itaat etmeyin demez.
10-cahil bir koca gururu yüzünden hanımına islamı öğrenmesine izin vermez ise bu kadının da cahilliğe mahkum edilmesi doğru mudur?
11-acaba siz alim misiniz ki bu konularda yazılar yazıyorsunuz?
12-kendinizin doğrularına uymayanları dışlamaktasınız?acaba tek doğruyu siz mi biliyorsunuz?
13-islamın kıldan ince kılıçtan keskin olduğunu bilmiyormusunuz?
amacım size sorduğum bu sorularla rencide etmek değil yazılarınızı yazarken biraz sizi düşündürmek için. en doğrusunu allah(cc) bilir.
212.175.167.194
Oğuz
27 Haziran 2011 Pazartesi 11:34
..
"Şeyh efendi diye itibar edilen kişinin Allah’ü teala ile irtibatlı olduğuna inanırsanız imanınız gider." ne demek? Allah ile irtibatlı olmak, gayret edildiği, kulluk vazifeleri yerine getirildiği takdirde her Müslümanda olması gereken bir özelliktir. Bugün müslümansak bunu tarikatlara ,Anadoluyu yurt yapan Ahmet Yesevilere, Mevlana Celleddin-i Rumi'ye , Kültürümüzün vazgeçilmezleri Yunus Emrelere, Hacı Bektaşı VELİYE borçluyuz. Bu yazar ve onun gibiler bakınca görüyorum ki Müslümanlar tarikat ve tasavvuf anlayışından uzaklaştırılmış, uyduruk cemaat ve Hocalar peşindeler. Alimlere, Ulul emr'e değil de nefislerine tabiler. Nereden çıktı bu tarikat düşmanlığı? Birkaç olumsuz örneği ısıtıp ısıtıp önümüze sürüp tarikat düşmanlığı yapıyorsunuz...Müslümanlıkta tarikat yok diyenlere soruyorum? Müslümanlıkta parti tutmak var mı? Müslümanlıkta takım tutmak var mı? Tam da Resmi ideolojinin istediği tipte müslümanlarsınız....
193.140.8.244
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim